Elektrikli Araç Yangınları İçin Denenen Yöntemler Beklenen Sonucu Vermedi
Elektrikli araç yangını vakalarında itfaiye ekiplerinin karşılaştığı en büyük sorun, alevlerden çok bataryadaki kimyasal sürecin kontrol altına alınması oluyor. UL Research Institutes bünyesindeki Fire Safety Research Institute tarafından yürütülen 18 deneysel yangın çalışması, farklı söndürme yöntemlerinin binlerce litre suyla yapılan müdahaleden daha etkili olmadığını ortaya koydu. Araştırma, özel yangın battaniyeleri ile suya eklenen kimyasalların termal kaçak başladıktan sonra batarya içindeki yanmayı durduramadığını gösterdi.
Lityum İyon Bataryalar Yangının Kontrolünü Zorlaştırıyor
Fire Safety Research Institute tarafından incelenen deneylerde lityum iyon bataryaların yangın davranışı, geleneksel motorlu araçlardaki yangınlardan farklı bir tablo ortaya çıkardı. Lityum iyon bataryalarda bir hücrenin aşırı ısınması çevresindeki hücreleri de etkileyerek sıcaklığın hızla yükselmesine neden olabiliyor. Araştırmacıların incelediği termal kaçak süreci, yangının dışarıdan söndürülmesine rağmen batarya içerisinde yeniden alevlenme riskinin devam etmesinin temel nedenlerinden birini oluşturuyor.
Batarya hücrelerinde başlayan zincirleme reaksiyon, aşırı ısınma, fiziksel hasar veya aşırı şarj gibi farklı koşulların ardından ortaya çıkabiliyor. İtfaiye ekipleri alevleri suyla bastırırken bataryanın içerisindeki kimyasal reaksiyon aynı hızda sona ermeyebiliyor. Lityum iyon batarya yangını sırasında suyun temel işlevi de bu nedenle reaksiyonu tamamen bitirmek yerine sıcaklığı kontrol altında tutmak oluyor.
UL Research Institutes çalışması, toplam 18 deneysel yangını karşılaştırırken dokuz olayda farklı söndürme tekniklerini değerlendirdi. Araştırmacılar araç battaniyeleri, suya eklenen kimyasal maddeler ile farklı müdahale yöntemlerini test ederek hangi yaklaşımın yangın davranışını daha fazla kontrol edebildiğini inceledi. Sonuçlar, yangın battaniyesi gibi özel ekipmanların batarya içerisindeki süreci durdurmak açısından beklenen avantajı sağlayamadığını gösterdi.
Yangın ekiplerinin kullandığı büyük miktardaki su ise diğer seçeneklere kıyasla daha etkili bir sıcaklık kontrolü sağladı. Araştırma, binlerce galon suyun batarya muhafazasına uygulanmasının termal kaçağı doğrudan sona erdirmediğini ortaya koyarken suyun mevcut koşullarda en uygulanabilir müdahale aracı olarak kaldığını gösterdi. Elektrikli otomobil yangını sırasında su kullanımı dolayısıyla kesin bir söndürme çözümünden çok yangının etkilerini sınırlayan bir yöntem olarak öne çıkıyor.
İtfaiyecilerin yoğun su kullanması, yangının tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Araştırma, henüz yangına dahil olmayan batarya hücrelerine su ulaşmasının bazı durumlarda yeniden alevlenme riskini artırabileceğine işaret ediyor. Batarya yangınlarına müdahale sırasında ekiplerin yalnızca görünen alevleri değil hücrelerin sıcaklığını da dikkate alması gerekiyor.
Elektrikli araçlardaki batarya paketleri çok sayıda hücreyi tek bir yapı içerisinde barındırdığı için yangının kaynağına doğrudan ulaşmak da klasik motor bölmesi yangınlarına kıyasla daha karmaşık olabiliyor. Yangın söndürme suyu sıcaklığı düşürmek açısından etkili olsa da batarya içerisindeki her hücreye aynı ölçüde ulaşamıyor. Araştırmanın ortaya koyduğu sonuç, söndürme sonrasında yeniden alevlenme ihtimalinin neden uzun süreli gözetim gerektirdiğini de açıklıyor.
2024 yılında meydana gelen Tesla Semi yangını, elektrikli araç yangınlarında müdahalenin ne kadar uzun sürebileceğini gösteren örneklerden biri oldu. Olay sırasında itfaiye ekipleri yangını kontrol altına almak için yaklaşık 50 bin galon su kullandı ve otoyol yaklaşık 15 saat boyunca kapalı kaldı. Tesla Semi gibi ağır ticari araçlarda kullanılan büyük batarya sistemleri, müdahale sırasında gereken su miktarını ile olayın süresini doğrudan etkileyebiliyor.
İçten yanmalı motorlu araçlarda yangının yakıt kaynağı kontrol altına alındığında söndürme süreci genellikle daha öngörülebilir ilerlerken elektrikli araçlarda batarya hücrelerinin yeniden ısınması farklı bir risk oluşturuyor. Araştırmanın sonuçları, elektrikli araçların daha sık yangın çıkardığı anlamına gelmiyor; çalışma daha çok yangın başladıktan sonraki müdahalenin neden zorlaştığını ortaya koyuyor.
Fire Safety Research Institute araştırmasının ortaya koyduğu tablo, itfaiye ekiplerinin elektrikli araç yangınları için yeni ekipman geliştirme çalışmalarını tamamen bırakacağı anlamına gelmiyor. Batarya paketlerine daha doğrudan ulaşabilen sistemler, sıcaklık takibi sağlayan teknolojiler ile yeniden alevlenmeyi daha erken belirleyen yöntemler gelecekte müdahale süresini azaltabilecek alanlar arasında yer alıyor.
Elektrikli araç satışlarının artması, acil durum ekiplerinin eğitim ihtiyaçlarını da büyütüyor. Üreticilerin batarya konumları, yüksek voltaj sistemleri ve araçların acil müdahale prosedürleri hakkında sağladığı bilgiler sahadaki ekiplerin kararlarını doğrudan etkiliyor. Önümüzdeki dönemde sektör açısından asıl hedef, yalnızca alevleri daha hızlı söndürmek değil batarya içerisindeki termal sürecin güvenli biçimde kontrol edilmesini sağlayacak yöntemleri geliştirmek olacak.









