Yapay Zekâ Becerileri Konusunda Blöf Yapan Çalışanların Sayısı Artıyor
Yapay zekâ kullanımının iş dünyasında hızla yayılması, çalışanların gerçek bilgi düzeyi ile sahip olduklarını düşündükleri beceriler arasında giderek daha belirgin bir fark oluşturuyor. Emergn araştırması, yöneticilerin yüzde 23’ünün yapay zekâ bilgisi konusunda olduğundan daha yetkin görünmeye çalıştığını ortaya koyarken yüzde 38’i önümüzdeki bir yıl içinde becerilerini ciddi biçimde geliştirmemeleri halinde kariyerlerinin zarar göreceğinden endişe ediyor. Araştırma, yapay zekâ eğitiminin birçok kurumda yetersiz kaldığını gösterirken çalışanların önemli bir bölümü daha güçlü eğitim olanakları sunan işverenlere yönelmeye hazır olduğunu belirtiyor.
Yöneticiler Yapay Zekâ Bilgilerini Olduğundan Fazla Gösteriyor
Emergn tarafından gerçekleştirilen araştırma, üst düzey yöneticilerin yapay zekâ konusunda kendilerini baskı altında hissettiğini gösteriyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin tamamı mevcut görevlerinde en az beş yıldır çalışmasına rağmen yüzde 22’si yapay zekânın sektörlerindeki değişim hızından dolayı kaygı yaşadığını veya uykusunun etkilendiğini belirtiyor.
Aynı orandaki yöneticiler, yapay zekânın görevleri üzerindeki etkisi nedeniyle kendilerini yetersiz hissettiklerini söylüyor. Kariyer beklentileri açısından daha geniş bir endişe ortaya çıkarken katılımcıların yüzde 38’i gelecek 12 ay içinde yapay zekâ becerilerini ciddi biçimde geliştirmemeleri halinde kariyerlerinin olumsuz etkilenebileceğini düşünüyor.
Emergn CEO’su Alex Adamopoulos, yöneticilerin bilmedikleri konuları kabul etmekte zorlanmasının kalıcı bir çözüm üretmediğini belirtiyor. Adamopoulos, çalışanların hangi noktalarda zorlandıklarını açıkça ifade edebilmeleri için kurumların daha destekleyici bir ortam oluşturması gerektiğini savunuyor.
Araştırmaya katılan üst düzey yöneticilerin yalnızca yüzde 43’ü son 12 ay içerisinde kapsamlı ve sürekli yapay zekâ eğitimi aldığını ifade ediyor. Eğitim açığı, çalışanların iş tercihlerini de etkilerken katılımcıların yüzde 40’ı daha iyi yapay zekâ eğitimi sunan yeni bir işveren bulmaları halinde iş değiştirebileceklerini belirtiyor.
Şirketlerin eğitim politikaları, yapay zekânın iş süreçlerindeki kullanım alanları genişledikçe daha önemli hale geliyor. Çalışanların yalnızca yeni araçları tanıması değil, yapay zekâ tarafından üretilen sonuçları değerlendirmesi, hataları fark etmesi ve araçları doğru görevlerde kullanması da kurumsal beceri seviyesini belirliyor.
Yapay zekâ becerileri, çalışanların sahip olduğu deneyimin değerlendirilmesinde de daha fazla ağırlık kazanıyor. Araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 40’tan fazlası yapay zekâ becerilerini resmi eğitim niteliklerinden daha değerli görüyor.
Kuruluşların yapay zekâ dönüşümünde deneyimli çalışanlara duyduğu ihtiyaç, araştırmanın başka bir sonucunda ortaya çıkıyor. Katılımcıların yüzde 36’sı en deneyimli dönüşüm uzmanlarının kurumdan ayrılması halinde işlerin teslim edilme performansının ciddi biçimde kötüleşeceğini düşünüyor.
Teknoloji çalışanlarına ilişkin ayrı bir Pluralsight araştırması da benzer bir beceri açığına işaret ediyor. Araştırmaya katılan teknoloji çalışanlarının yüzde 79’u gerçekte sahip olduklarından daha fazla yapay zekâ bilgisine sahipmiş gibi davrandığını kabul ederken çalışanların yüzde 90’ı günlük görevlerinde yapay zekâ kullanmak için gerekli becerilere sahip olduğuna inanıyor.
Ortaya çıkan fark, yapay zekâ konusunda özgüven ile ölçülebilir yetkinliğin aynı kavram olmadığını gösteriyor. Çalışanların bir aracı kullanabildiğini düşünmesi, söz konusu aracın sınırlarını, hatalarını ve güvenilirlik seviyesini doğru değerlendirebildiği anlamına gelmiyor.
İş dünyasındaki beceri açığını azaltmaya yönelik eğitim programları, çalışanların günlük görevlerinde kullanabileceği temel yapay zekâ uygulamalarına odaklanıyor. Metin hazırlama, içerik oluşturma ve idari görevleri hızlandırma gibi kullanım alanları, yapay zekâ araçlarının çalışma süreçlerine giriş yaptığı başlıca örnekler arasında yer alıyor.
Kapsamlı yapay zekâ beceri geliştirme programlarının ekonomik etkisi de araştırmalara yansıyor. Learning and Work Institute ile Rigby Foundation tarafından hazırlanan rapor, yapay zekâ becerilerinin kapsamlı biçimde geliştirilmesinin 2035 yılına kadar verimliliği yüzde 2,3 artırabileceğini ve dokuz yıllık dönemde 80 milyar sterlin net bugünkü değer oluşturabileceğini hesaplıyor.
Şirketler açısından eğitim yatırımları yalnızca çalışanların yeni araçları kullanmasını sağlamıyor. Düzenli eğitim, çalışanların yapay zekâ tarafından oluşturulan içerikleri doğrulamasına, uygun kullanım alanlarını belirlemesine ve iş süreçlerinde ortaya çıkabilecek riskleri daha erken fark etmesine de yardımcı oluyor.
Çalışanların yapay zekâ konusundaki kaygıları, yalnızca mevcut görevlerin nasıl yürütüldüğüyle sınırlı kalmıyor. Eğitim fırsatlarının yetersiz olduğunu düşünen çalışanlar, becerilerini geliştirebilecekleri kurumlara geçişi kariyer seçeneklerinden biri olarak değerlendiriyor.
İşverenler açısından ortaya çıkan tablo, yapay zekâ eğitimini yalnızca teknik ekiplerin sorumluluğunda tutmanın giderek daha yetersiz kalabileceğini gösteriyor. Farklı departmanlarda çalışan kişilerin görevlerine uygun eğitim alması, kurumların yapay zekâ kullanımından beklediği verimlilik artışını daha sağlıklı şekilde değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ becerilerinin işe alım, terfi ve çalışan bağlılığı kararlarında daha fazla ağırlık kazanması beklenebilir. Kurumların çalışanlara yalnızca yeni araçları kullanmayı değil, yapay zekâ çıktısını sorgulamayı ve iş süreçlerine doğru şekilde uyarlamayı öğreten sürekli eğitim modellerine yönelmesi, beceri açığının büyümesini sınırlayacak temel adımlardan biri olacak.









