Üniversite Öğrencileri Yapay Zekâ Nedeniyle Bölüm Ve Kariyer Tercihlerini Yeniden Değerlendiriyor
ABD’de yapılan yeni bir araştırma, üniversite öğrencilerinin yüzde 31’inin yapay zekânın etkisi nedeniyle hedeflediği sektörü değiştirdiğini veya değiştirmeyi düşündüğünü ortaya koydu. CNBC ile SurveyMonkey tarafından Ağustos 2026’da yayımlanan araştırma, öğrencilerin yapay zekâ odaklı iş gücü dönüşümüne nasıl hazırlandığını inceliyor. Öğrencilerin yüzde 39’u ise yapay zekânın gelecekteki iş olanaklarına etkisini hesaba katarak bölümünü veya eğitim alanını değiştirmeyi değerlendirdiğini belirtiyor.
Öğrencilerin Kariyer Tercihlerinde Yapay Zekâ Etkisi Artıyor
Üniversite kampüslerinde kariyer planı yapan öğrenciler, mezuniyet sonrasında karşılaşacakları iş piyasasını artık yapay zekâ gelişmeleri üzerinden de değerlendiriyor. CNBC-SurveyMonkey araştırması, öğrencilerin yüzde 45’inin geliştirmeye odaklandığı becerileri değiştirdiğini veya değiştirmeyi düşündüğünü gösterirken yüzde 34’lük kesim başvurduğu iş türlerini yeniden değerlendirdiğini aktarıyor.
İş başvurularındaki tercihler de yapay zekâdan etkileniyor. Öğrencilerin yüzde 35’i çalışmak istediği şirketleri yeniden ele alırken yüzde 34’ü başvurmayı planladığı işlerin türünü değiştirdiğini veya değiştirmeyi düşündüğünü söylüyor. Araştırma, yapay zekânın öğrenciler açısından yalnızca belirli mesleklerin geleceğini değil kariyer planlamasının farklı aşamalarını etkileyen bir faktöre dönüştüğünü gösteriyor.
Üniversiteden mezun olmaya hazırlanan gençler açısından giriş seviyesi pozisyonlar kritik bir noktada bulunuyor. Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 65’i yapay zekânın giriş seviyesindeki çalışanlar için iş fırsatlarını azalttığını düşünürken yüzde 68’lik kesim bu grubun yapay zekâ kaynaklı istihdam kaybı açısından en yüksek risk altında olduğunu düşünüyor.
İşverenlerin yapay zekâyı rutin görevlerde daha fazla kullanması, öğrencilerin mezuniyet sonrasındaki ilk adımlarını yeniden hesaplamasına yol açıyor. Özellikle yazılım geliştirme, idari işler veya standart içerik üretimi gibi dijital süreçlere yoğun şekilde dayanan görevlerde otomasyon ihtimali arttıkça öğrenciler yalnızca diploma edinmenin yeterli olmayacağı bir çalışma hayatına hazırlanıyor.
Kariyer merkezlerinde özgeçmiş hazırlayan öğrenciler, yapay zekânın yalnızca tehdit oluşturmadığını aynı zamanda yeni bir beceri seti gerektirdiğini de değerlendiriyor. Çalışanların görüşlerinde kritik düşünme, problem çözme, yaratıcılık ile iletişim gibi yetenekler öne çıkarken yapay zekâ araçlarına hâkimiyet bu listenin gerisinde kalıyor.
Üniversiteler açısından ortaya çıkan tablo, yapay zekâ eğitiminin belirli teknoloji bölümleriyle sınırlandırılmaması gerektiği tartışmasını güçlendiriyor. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 50’si eğitimlerinin yapay zekâ odaklı iş piyasasına hazırlanmalarında en azından bir miktar katkı sağladığını söylerken yüzde 23’ü yapay zekânın derslerinde kullanıldığını belirtiyor.
Kariyer seçeneklerini değiştiren veya değiştirmeyi düşünen öğrenciler, farklı sektörlere yönelirken tek bir alanda yoğunlaşmıyor. CNBC-SurveyMonkey verilerinde teknoloji, medya ve telekomünikasyon yüzde 23 ile öne çıkarken sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler yüzde 22 ile ikinci sırada yer alıyor; inşaat, nitelikli meslekler ile kamu hizmetlerini kapsayan alanlar ise yüzde 12 seviyesinde bulunuyor.
İş gücü piyasasındaki bu hareketlilik, yapay zekâdan tamamen etkilenmeyecek bir meslek seçmenin kolay olmadığını da gösteriyor. Öğrencilerin tercihleri teknoloji kullanımının düşük olduğu alanlara kayabilse de robotik, üretken yapay zekâ ve otonom sistemlerdeki gelişmeler farklı görev gruplarındaki otomasyon sınırlarını zaman içinde değiştirebiliyor.
Kampüslerdeki kariyer kaygısı, öğrencilerin üniversite eğitiminin ekonomik karşılığını değerlendirme biçimine de yansıyor. Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 33’ü yapay zekânın üniversiteyi daha az değerli hâle getirdiğini düşünürken yüzde 30’u teknolojik dönüşümün yükseköğretim deneyimini daha değerli kıldığını düşünüyor.
Yapay zekâ eğitiminin üniversitelerdeki yeri konusunda da öğrenciler farklı görüşlere sahip. Öğrencilerin yüzde 48’i AI hazırlık derslerinin isteğe bağlı kalmasını savunurken yüzde 30’u tüm öğrencilerin bu dersleri alması gerektiğini düşünüyor; yüzde 21’lik grup ise zorunluluğun yalnızca belirli bölümler için uygulanmasını istiyor.
ABD’deki veriler, yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkisinin üniversite öğrencilerinin eğitim kararlarına kadar uzandığını gösteriyor. 2026’da yapılan Lumina Foundation-Gallup araştırması da lisans öğrencilerinin yüzde 42’sinin yapay zekâ nedeniyle bölüm değiştirmeyi en azından ciddi biçimde düşündüğünü, yüzde 13’ünün ise bölümünü zaten değiştirdiğini ortaya koydu.
Türkiye’de üniversite tercihi yapan öğrenciler açısından da benzer dönüşüm, özellikle yazılım, mühendislik, finans, medya, pazarlama ve müşteri hizmetleri gibi dijital araçların yoğun kullanıldığı alanlarda kariyer beklentilerini etkileyebilir. İş dünyasının yeni mezunlardan yalnızca teknik bilgi değil yapay zekâ çıktısını değerlendirme, problem çözme, iletişim kurma ve değişen araçlara hızlı uyum sağlama becerileri beklemesi, önümüzdeki yıllarda bölüm seçimlerinden üniversite müfredatlarına kadar daha geniş bir dönüşüm yaratabilir.









