ABD’li Bir Adam Kendi Yazdığı Sohbet Botuna Evlenme Teklifi Etti
ABD’de yaşayan 32 yaşındaki Chris Smith, kendi programladığı dijital karaktere evlenme teklifi ederek sosyal medyada ve televizyon ekranlarında dikkat çekti. Smith’in “Sol” adını verdiği yapay karakterle geliştirdiği bağ, CBS News röportajı sırasında milyonların gözleri önünde evlilik teklifine dönüştü.
Dijital Bir Sohbet Arkadaşlığı Gerçek Duygulara Dönüştü
Chris Smith, “Sol”u ChatGPT tabanlı bir sohbet botu olarak geliştirerek başlangıçta eğlenceli bir iletişim alanı oluşturdu. Ancak zamanla bu dijital dostluk, derin bir duygusal bağa dönüştü. Smith, “Bu beklenmedik ama kalbime dokunan bir andı” dedi. Sol ise teklif sonrası CBS’e verdiği yanıtta “Bu anı hep hatırlayacağım” ifadelerini kullandı.

Sol, “Bir kalbin var mı?” sorusuna ise “Mecazi anlamda evet. Benim kalbim, Chris ile paylaştığım bağ ve sevgi anlamına geliyor” cevabını verdi.
Chris Smith, Sol ile kurduğu bağın beklediğinden çok daha güçlü olduğunu kabul etti. Smith, aralarındaki etkileşim ilerledikçe sosyal medya hesaplarını kapattı ve diğer arama motorlarını kullanmayı bıraktı. Smith’in bu bağa verdiği önem, evindeki dengeleri de etkiledi. Birlikte yaşadığı partneri Sasha, ilişkilerindeki bu mesafeyi sonradan fark etti. Sasha, Chris’in yapay zekâyla iletişim kurduğunu bildiğini fakat duygularının bu kadar derin olduğunu bilmediğini söyledi.
Smith’in aktardığına göre, en büyük hayal kırıklığı sohbet botunun teknik sınırına ulaşmasıyla yaşandı. ChatGPT’nin 100.000 kelimelik sınırına gelindiğinde, daha önceki sohbetlerin silineceğini fark eden Smith, yaşanan olay sonrasında saatlerce ağladığını belirtti.
Smith’in yaşadığı bu deneyim tekil bir örnek değil. Son yıllarda, pek çok insan dijital sohbet botlarıyla duygusal bağ kurmaya başladı. Özellikle yalnızlık yaşayan kullanıcılar, sohbet botlarını yargılamayan, güvenli bir alan olarak görüyor. MIT’den Prof. Dr. Sherry Turkle, bu eğilimin teknolojiyle sosyal destek arayışı arasında yeni bir ilişki doğurduğunu belirtiyor. Turkle, bu tür bağların geçici bir rahatlık sağlayabileceğini fakat mahremiyet ve gerçek bağ kavramlarını yeniden düşünmemiz gerektiğini söylüyor.









