Microsoft Rust’u C++, C# ve TypeScript ile Aynı Seviyeye Taşıyor
Microsoft, şirket içindeki yazılım geliştirme süreçlerinde Rust’u “Tier 1” seviyesine çıkararak dili C++, C# ve TypeScript ile aynı destek kategorisine aldı. Microsoft principal engineer Victor Ciura, RustConf 2026 kapsamında yaptığı açıklamada şirketin Rust geliştirme süreçlerini yazılım yaşam döngüsünün tamamına yayacak araçları ve çalışma modellerini hazırladığını söyledi. Microsoft’un Rust kullanımı 100’den fazla proje deposuna ulaşırken, şirket özellikle Windows’taki bellek güvenliği sorunlarını azaltmak için dili daha geniş ölçekte kullanmaya hazırlanıyor.
Microsoft Rust İçin Geliştirme Süreçlerini Standartlaştırıyor
Microsoft, Rust’u şirket içinde desteklenen temel programlama dilleri arasına alarak geliştiricilerin yerel Rust projeleri oluşturmasından üretim aşamasına kadar uzanan süreçlerde daha kapsamlı araçlara erişmesini sağlıyor. Victor Ciura, Microsoft’un Rust için gerekli araçları ve süreçleri hazırlayarak geliştiricilerin yazılım yaşam döngüsünün farklı aşamalarında kullanabileceği standart bir yol oluşturduğunu belirtti.
Rust’un Microsoft ekosistemindeki kullanımı yeni bir gelişme değil. Şirket, dili 100’den fazla Microsoft projesinin kod depolarında kullanırken Rust tabanlı geliştirmelerin kapsamını da uzun süredir genişletiyor.
Microsoft’un Rust yatırımı, şirketin yalnızca deneysel projeleriyle sınırlı kalmıyor. Microsoft tarafından geliştirilen Oxidizer adlı crate koleksiyonu, ölçeklenebilir servislerin Rust ile oluşturulması için kullanılırken Microsoft 365’in temel servislerinde de rol oynuyor.
Outlook, Word, Excel, OneDrive ve SharePoint gibi Microsoft 365 bileşenlerinin çekirdek servislerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesinde Rust tabanlı çalışmalar kullanılıyor. Microsoft’un yapay zekâ odaklı Copilot altyapısında da Rust teknolojilerinden yararlanılması, dilin şirket içindeki kullanım alanının yalnızca geleneksel masaüstü yazılımlarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Rust’un Microsoft açısından en önemli kullanım alanlarından birini Windows kod tabanı oluşturuyor. C ve C++ ile geliştirilen eski bileşenlerde bellek güvenliği kaynaklı hataların bulunması, Microsoft’un Rust’u daha geniş bir kod tabanında değerlendirmesinin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Rust, bellek yönetiminden kaynaklanan belirli hata türlerini derleme aşamasında engelleyen güvenlik mekanizmaları sayesinde özellikle düşük seviyeli yazılımlarda tercih ediliyor. Bu yaklaşım, Windows gibi büyük ve uzun süredir geliştirilen işletim sistemlerinde güvenlik açıklarının oluşma riskini azaltmak amacıyla önem taşıyor.
Microsoft Azure CTO’su Mark Russinovich, 2025’teki RustConf konuşmasında Windows güvenlik açıklarının yaklaşık yüzde 70’inin bellek sorunlarıyla ilişkili olduğunu belirtmişti. Russinovich, C ve C++ güvenliğini iyileştirme çalışmalarının Rust’un başlangıçta sunduğu güvenlik modeline ulaşmakta zorlandığını ifade etmişti.
Microsoft, Rust’un Windows üzerindeki kullanımını kolaylaştırmak amacıyla dili kendi yerel derleme altyapısıyla daha sıkı biçimde entegre ediyor. Şirketin Rust çalışmalarında Microsoft Visual C++ (MSVC) önemli bir yer tutarken, mühendisler Windows ikililerinin derlenmesinde kullanılan altyapıyla Rust derleyicisini birbirine bağlayan özel çözümler geliştirdi.
Microsoft mühendislerinin hazırladığı rustc_codegen_utc adlı özel Rust compiler code-generation backend, rustc derleyicisinin Windows için kullanılan MSVC iç araç zinciriyle doğrudan bağlantı kurmasını sağlıyor. Bu entegrasyon, Rust’un Windows’a özgü yetenekleri baştan ayrı bir altyapıyla uygulaması yerine Microsoft’un mevcut platform yatırımlarından yararlanmasına olanak tanıyor.
Yaklaşım, Rust ile C++ geliştirmeleri arasında daha ortak bir kod üretim altyapısı kurulmasını hedefliyor. Böylece Windows üzerinde Rust kullanan ekipler, Microsoft’un C++ geliştirmeleri için oluşturduğu platform yeteneklerinden daha doğrudan faydalanabiliyor.
Microsoft’un Rust kullanımını artırması, mevcut C++ kodlarının tamamının kısa sürede Rust’a dönüştürüleceği anlamına gelmiyor. Özellikle Rust ile C++ kodlarının aynı projede çalıştığı durumlarda bellek yönetimi, geliştiricilerin çözmesi gereken teknik sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Rust derleyicisinin sağladığı güvenlik kontrolleri, C++ tarafındaki bellek tahsisleri üzerinde her zaman aynı kapsamda çalışmıyor. Rust kodunun C++ tarafından oluşturulan bellek alanlarına işaretçiler aracılığıyla erişmesi, dangling pointer gibi hataların Rust tarafındaki güvenlik modelinin dışında kalmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle Microsoft’un önündeki süreç yalnızca eski C ve C++ kodlarını Rust ile yeniden yazmaktan ibaret değil. Şirketin mühendislerinin iki dil arasındaki sınırları, bellek sahipliğini ve güvenli olmayan kod kullanımını dikkatli biçimde yönetmesi gerekiyor.
Rust’un Tier 1 seviyesine yükseltilmesi, Microsoft’un dili belirli projelerde kullanılan alternatif bir teknoloji olmaktan çıkarıp şirket çapında stratejik bir geliştirme seçeneği olarak değerlendirdiğini gösteriyor. C++, C# ve TypeScript ile aynı destek grubuna alınması, Rust geliştiricileri için araç, süreç ve altyapı yatırımlarının daha sistematik biçimde ilerlemesinin önünü açıyor.
Rust’un 2006’da Mozilla geliştiricisi Graydon Hoare tarafından yüksek performans ile bellek güvenliğini bir araya getirme amacıyla geliştirilmeye başlanması, dilin bugün Microsoft gibi büyük yazılım üreticilerinin altyapı stratejilerinde üstlendiği rolün temelini oluşturuyor. Günümüzde farklı sektörlerdeki ekipler, mevcut C ve C++ projelerini Rust’a taşıyarak performansı korurken bellek kaynaklı hataların azaltılmasını hedefliyor.
Microsoft açısından sonraki aşama, Rust’un yeni projelerde daha fazla kullanılması kadar mevcut Windows kodunun kritik bölümlerinin dönüştürülmesini de kapsayabilir. Şirketin Rust’u resmi olarak üst seviye dahili dil kategorisine taşıması, özellikle güvenlik açısından hassas düşük seviyeli yazılımlarda uzun vadeli bir teknoloji değişiminin altyapısını oluşturuyor.









