COVID-19 Aşısı Tüm Nedenlere Bağlı Ölüm Olasılığını Belirgin Şekilde Azaltıyor
Fransa’da gerçekleştirilen devasa bir araştırma, COVID-19 aşılarının uzun vadeli güvenliğini ve etkinliğini bir kez daha teyit etti. Araştırma, 18–59 yaş arasındaki 28 milyonu aşkın yetişkinin sağlık kayıtlarını analiz etti. İnceleme sonuçları, aşılanan bireylerin dört yıllık takip süresi sonunda herhangi bir nedene bağlı ölüm riskinde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma yaşadığını ortaya koydu.
Aşılama Süreci Genel Ölüm Oranını Düşüren Sonuçlar Üretti
Epi-Phare araştırma ekibi, farklı faktörlerin genel mortalite üzerindeki etkisini inceledi. Analiz sonuçları, ilk doz aşıyı alan bireylerde COVID-19’a bağlı ölüm oranlarının yüzde 74 oranında azaldığını gösterdi. Hastalığın en şiddetli seyrettiği dönemlerde, aşısız bireylerde ölüm oranı yüzde 10,5’e ulaşırken, aşılananlarda bu oran yüzde 1,9 olarak kaydedildi.
Uzmanlar, ağır COVID-19 geçiren hastalarda kalp odaklı komplikasyonların yaygın şekilde görüldüğüne dikkat çekti. Aşısız bireylerde yaşanan ciddi hastalık tablosu, takip eden yıllarda artan mortalite riskine yol açtı. Aşının sağladığı koruma, bu zincirleme etkiyi kırarak önemli bir klinik fayda sundu.
Araştırma, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyoekonomik koşulların ölüm oranları üzerindeki rolünü de netleştirdi. Aşı olmayan bireylerin, ekonomik açıdan daha dezavantajlı bölgelerde yoğunlaştığı gözlemlendi. Verilere göre, aşısız grubun yüzde 20,9’u düşük gelirli kişilere yönelik tamamlayıcı sağlık sigortasından yararlanırken, aşı desteğinden yararlananlarda bu oran yüzde 9,2 seviyesinde kaldı. Ayrıca araştırmaya göre aşı olmayanların yüzde 27’sinin ise en yoksul bölgelerde ikamet ettiği belirlendi.
Epi-Phare Direktörü Prof. Mahmoud Zureik, bu yaş grubunda ağır COVID-19 riskinin görece düşük olmasına karşın, dört yıllık takip süresince genel ölüm riskinin aşılanan bireylerde belirgin biçimde daha düşük seyrettiğini ifade etti. Aşı sonrası nadiren ortaya çıkan miyokardit ve perikardit vakalarının uzun vadede ciddi klinik sonuçlara yol açmadığı, daha önceki bilimsel çalışmalarda da ortaya konmuştu. Buna karşılık, COVID-19 hastalığı sonrasında gelişen benzer inflamatuar tabloların çok daha ağır seyrettiği biliniyor.
Araştırma ekibi, aşılama sonrası izlem sürecinde herhangi bir yeni güvenlik sinyali tespit edilmediğini açıkladı. Prof. Zureik, aşılama kampanyası döneminin, sağlık ürünleri arasında en kapsamlı izleme çalışmalarından birine sahne olduğunu belirtti. Ekip, yeni bir klinik bulgu ortaya çıkmadıkça ek bir çalışma planlamadığını ifade etti. Bu bulgular, mRNA aşılarının uzun vadeli güvenlik profiline dair mevcut verileri destekleyen önemli bir tablo oluşturuyor.









