Aşırı İnternet Kullanımı Stresi ve Günlük Yaşamdan Kopuşu Artırabilir
İnternet kullanım alışkanlıklarını inceleyen yeni bir araştırma, çevrim içi ortamda uzun süre vakit geçirmenin daha yüksek stres düzeyi, olumsuz ruh hâli ve günlük yaşamda keyif veren etkinliklerin ihmal edilmesiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu tabloyu belirleyen en güçlü etkenin stres ya da ruh hâli değil, internete girme isteğinin yoğunluğu olduğunu belirtiyor. Bulgular, özellikle sorunlu internet kullanımı geliştiren bireylerin davranış kalıplarına ilişkin yeni ipuçları sunuyor.
Sorunlu İnternet Kullanımı Günlük Yaşamı Etkilemeye Başlıyor
Almanya’daki Duisburg-Essen Üniversitesi öncülüğünde yürütülen araştırmaya son bir yıl içinde en az ara sıra çevrim içi oyun oynayan, sosyal medya kullanan, çevrim içi alışveriş yapan veya yetişkin içeriklerine erişen 900 yetişkin katıldı. Araştırma ekibi, katılımcıları yapılan klinik görüşmeler doğrultusunda “sorunsuz”, “riskli” veya “patolojik” internet kullanımı gruplarına ayırdı.
Araştırmacılar, internet kullanımının kişinin günlük yaşamını aksatacak veya belirgin psikolojik sıkıntıya yol açacak seviyeye ulaşmasını sorunlu kullanım olarak değerlendirdi. Katılımcılar iki hafta boyunca her akşam doldurdukları değerlendirme formlarında o günkü stres düzeylerini, ruh hâllerini, internete girme isteklerini, çevrim içi ortamda geçirdikleri süreyi ve günlük aktivitelerini raporladı.
Analizler, sorunlu kullanım belirtileri arttıkça stres düzeyinin yükseldiğini, ruh hâlinin daha olumsuz olduğunu ve kişilerin hobileri ya da sosyal etkinlikleri daha sık ihmal ettiğini gösterdi. Çalışma ayrıca internette geçirilen sürenin tek başına belirleyici olmadığını, kişinin çevrim içi olma isteğinin davranışı yönlendiren en güçlü unsur hâline geldiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, internete girme isteğinin arttığı günlerde katılımcıların çevrim içi ortamda daha fazla zaman geçirdiğini, kısa süreli rahatlama hissi yaşadığını ancak aynı zamanda günlük sorumluluklarını daha fazla ertelediğini tespit etti. Bu durumun ödüllendirici bir davranış döngüsü oluşturarak internete yönelme isteğini zamanla güçlendirebildiği değerlendiriliyor.
Çalışmanın ortak yazarlarından Andreas Oelker, çevrim içi etkinliklere yönelmede belirleyici unsurun stresin kendisi değil, o anda hissedilen güçlü istek olduğunu ifade ediyor. Araştırma ekibi, bu nedenle müdahale programlarının yalnızca stres yönetimine değil, dürtü kontrolünü geliştirmeye de odaklanmasının daha etkili olabileceğini düşünüyor.
Son yıllarda internet kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili farklı sonuçlara ulaşan araştırmalar yayımlandı. Oxford Internet Institute tarafından 2023 yılında milyonlarca kişinin verisiyle gerçekleştirilen çalışma, genel nüfus düzeyinde internet kullanımı ile kötü ruh sağlığı arasında net ilişki bulamamıştı. Yeni araştırma ise özellikle internet kullanımının günlük yaşamı aksatacak düzeye ulaştığı bireyleri incelemesiyle önceki çalışmalardan ayrılıyor.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmadığını özellikle vurguluyor. Çalışma, aşırı internet kullanımının kötü ruh hâline yol açtığını kesin olarak göstermiyor; yalnızca iki durum arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmanın bazı sınırlamaları da bulunuyor. Katılımcıların büyük bölümünü genç yetişkinler oluştururken veriler kişilerin kendi beyanlarına dayanıyor. Değerlendirmelerin günde yalnızca bir kez yapılması ise olayların hangi sırayla geliştiğini kesin biçimde belirlemeyi zorlaştırıyor.
Araştırma ekibi, internet kullanan insanların yalnızca küçük bir bölümünde patolojik kullanım davranışı geliştiğini hatırlatıyor. Buna rağmen uzmanlar, çevrim içi olma isteğinin hangi anlarda güçlendiğinin fark edilmesinin, sorunlu kullanımın önlenmesi açısından önemli bir adım olabileceğini değerlendiriyor.









