Yapay Zekâ Rekabetine Rağmen ABD Ve Çin Arasındaki Yatırım Bağları Sürüyor
ABD ile Çin kendi yapay zekâ tedarik zincirlerini geliştirmeye çalışırken yatırımcılar iki ülkenin teknoloji pazarlarında aynı anda varlık göstermeyi sürdürüyor. LSEG verileri, Wall Street bankalarının 2026’da Çin’deki yüksek teknoloji şirketlerinin 19 sermaye piyasası işleminde toplam 17,2 milyar dolarlık anlaşmanın koordinasyonunda yer aldığını gösterirken Hong Kong ve Çin ana karasındaki yatırımcıların ABD hisselerindeki varlığı 750 milyar doların üzerine çıktı. ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Washington’da gerçekleştirmesi planlanan görüşmede yapay zekâ başlığının öne çıkması beklenirken iki ülke arasındaki finansal bağlantılar teknoloji rekabetinin ekonomik boyutunu da ortaya koyuyor.
Wall Street Çin’in Yapay Zekâ Yatırımlarında Rolünü Koruyor
Wall Street bankaları, Washington’un gelişmiş çipler ve yarı iletken üretim teknolojilerinin Çin’e satışına yönelik kısıtlamalarına rağmen Çin’deki yapay zekâ ve çip şirketlerinin halka arzlarında rol almaya devam ediyor. LSEG verilerine göre ABD bankaları 2026 boyunca bir düzineden fazla yapay zekâ ve çip halka arzı ile ikincil hisse satışına danışmanlık yaptı. Halka açık menkul kıymetlere yönelik istisnalar, ABD’nin Çin’deki hassas yapay zekâ sektörlerine yönelik yatırım kısıtlamalarının Wall Street’in Çin borsalarındaki faaliyetlerini tamamen durdurmasını engelliyor.
Çin’in teknoloji alanında kendi kendine yeterlilik hedefi, yerel şirketlerin yatırımcılar açısından daha fazla önem kazanmasına da katkı sağlıyor. Optik bileşen üreticisi Zhongji Innolight’ın Hong Kong’da gerçekleştirdiği 6,8 milyar dolarlık halka arzda Goldman Sachs, Morgan Stanley ve Citigroup ortak küresel koordinatör olarak görev yaptı. Goldman Sachs ile Morgan Stanley ayrıca yapay zekâ geliştiricisi MiniMax ile çip üreticileri Montage Technology ve Shanghai Iluvatar CoreX Semiconductor’ın Hong Kong listelemelerinde yer alırken J.P. Morgan, yapay zekâ sunucularına yönelik devre kartları üreten Victory Giant Technology’nin yaklaşık 2,6 milyar dolarlık hisse satışını üstlendi.
ABD bankalarının Şanghay’daki STAR Market üzerinde işlem gören çip şirketlerinin ortaklık kayıtlarında yer alması da uluslararası sermayenin Çin teknoloji sektörüne ulaşmasında finans kuruluşlarının rolünü gösteriyor. Söz konusu payların önemli bölümünün müşteriler adına tutulduğu değerlendirilirken yatırım akışlarının iki ülke arasındaki teknoloji rekabetine rağmen tamamen kopmadığı görülüyor.
Çin kaynaklı yatırımın ABD tarafındaki ayağında ise teknoloji ve özellikle yarı iletken şirketleri öne çıkıyor. ABD verileri, Hong Kong ve Çin ana karasındaki yatırımcıların elindeki ABD hisse senetlerinin toplam değerinin son bir yılda yüzde 23 artarak 750 milyar doların üzerine çıktığını gösteriyor. Çin’in döviz düzenleyicisinin kotaları altında faaliyet gösteren yurt dışı yatırım fonlarının yönettiği yaklaşık 1 trilyon yuanlık portföyün neredeyse yarısını ABD hisseleri oluşturuyor.
Sinolink Securities tarafından derlenen verilere göre Çinli yatırımcıların Micron Technology, AMD, SanDisk, Lam Research ve Applied Materials gibi ABD merkezli çip şirketlerindeki varlıkları 2026 boyunca yükseldi. S&P Global Market Intelligence verileri de Çin veya Hong Kong merkezli yatırımcıların dahil olduğu ABD yapay zekâ finansman turlarının toplam değerinin 2023’te yaklaşık 436 milyon dolardan 2026’nın eylül ortasına kadar yaklaşık 8,9 milyar dolara çıktığını gösteriyor.
Rhodium Group ortağı Thilo Hanemann, varlıklı Çinli yatırımcıların offshore fonlar üzerinden ABD teknoloji şirketlerine yatırım yapmayı sürdürdüğünü ancak söz konusu fon yapılarının yeterince şeffaf olmadığını belirtiyor. Hanemann’ın değerlendirmesi, kamuya açık verilerin iki ülke arasındaki toplam sermaye bağlantısını tam olarak göstermeyebileceğine işaret ediyor.
Washington, Çin’e gelişmiş yapay zekâ çiplerinin ve çip üretim ekipmanlarının satışını sınırlandırırken Çin’in yapay zekâ alanındaki kendi tedarik zincirini oluşturma çabaları da hız kazanıyor. ABD’nin “Pax Silica” yaklaşımı kritik yapay zekâ tedarik zincirlerinin güvenliğini artırmayı hedeflerken Çin kendi teknoloji ekosisteminin dış kaynaklara bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
İki ülke arasındaki finansal bağlantılar siyasi ve düzenleyici baskılara rağmen devam ederken yatırımcıların risklerini tek bir pazara yoğunlaştırmak yerine iki tarafta dağıttığı görülüyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında gerçekleştirilen görüşmelerde iki ülke arasında yapay zekâ diyaloğu kurulması ve ulusal güvenlik açısından önem taşıyan yapay zekâ olaylarına yönelik bir bildirim mekanizması oluşturulması da gündeme geldi.
ABD’de bazı siyasetçiler, Çinli şirketlerin Hong Kong’daki halka arzlarında Wall Street bankalarının rol almasını eleştirirken Washington Çinli teknoloji şirketlerinin bir bölümünü Çin ordusuna katkı sağladığı değerlendirilen kuruluşlar listesine eklemeyi sürdürüyor. J.P. Morgan ise küresel ve Çinli şirketlerin farklı pazarlarda faaliyet göstermeye devam ettiği ortamda ilgili yasal, düzenleyici ve risk yönetimi çerçevelerine uygun hareket ettiğini belirtiyor.
Trump ile Xi arasında yapılacak görüşme öncesinde finansal akışların tamamen kesilmemesi, iki ülkenin yapay zekâ alanında rekabet ederken sermaye piyasalarında birbirlerinden bağımsız hareket etmediğini gösteriyor. Washington ile Pekin arasındaki teknoloji ve yatırım politikalarının daha fazla ayrışması hâlinde mevcut sermaye bağlantılarının nasıl değişeceği ise yeni düzenlemelere, yatırım kısıtlamalarına ve şirketlerin uluslararası piyasalardaki faaliyetlerine bağlı olacak.









