Z Kuşağı Telefona Cevap Vermediği için İş Fırsatlarını Kaçırıyor
Z kuşağı işsizlikle mücadele ederken, birçok gencin işverenlerden gelen aramaları yanıtsız bırakması dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu durum sadece iş bulmayı değil, kariyerin seyrini de doğrudan etkiliyor. Amazon, Disney ve GHD gibi dünya devlerinde üst düzey yöneticilik pozisyonlarına gelen bazı isimlerin kariyerleri, gelen bir telefon çağrısıyla şekillendi. Ancak bugün pek çok genç, gelen aramaları korku ve kaygı sebebiyle açmıyor.
Gençlerin Telefona Cevap Vermemesi İş Hayatında Ciddi Sorunlara Yol Açıyor
Amazon’un yapay zekâ bölümünden sorumlu olan Rohit Prasad’ın kariyer yolculuğu, 2013 yılında gelen bir telefonla değişti. Alexa’nın geliştirilmesinde büyük rol oynayan Prasad, o gün gelen çağrıyı açmasaydı bu fırsatı yakalayamayacağını söylüyor. GHD CEO’su Jeroen Temmerman da benzer bir tecrübeyi yaşadığını belirtiyor. Hatta Bob Iger’in Disney’e dönüşü de bir telefon görüşmesiyle mümkün oldu.

Ancak Z kuşağı bu tür fırsatları kaçırıyor. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi, gençlerin telefonlara cevap vermemesi nedeniyle bazı istihdam verilerini toplayamadığını duyurdu. Üniversiteler bile öğrencilere telefonla konuşmayı öğretmek için özel dersler veriyor.
Hult Uluslararası İşletme Okulu’ndan psikoloji ve yönetim profesörü Maxted Neal, gençlerin telefon aramalarını genellikle kötü haberlerle ilişkilendirdiğini belirtiyor. Günümüzde mesajlaşmanın öne çıkması, gençlerin iletişim tarzını tamamen değiştirdi. Telefonla yapılan görüşmeler artık endişe verici ve riskli olarak algılanıyor.
Z kuşağı TikTok, Snapchat ve Instagram gibi platformlarda mesajlarını düzenleyerek iletişim kurmaya alışkın. Bu nedenle anlık konuşmalar onlar için zorlayıcı olabiliyor. Uzmanlar, sesli mesajların bu konuda etkili bir geçiş yöntemi olduğunu ifade ediyor. Ses tonu ve mesaj içeriği üzerine pratik yaparak, gençlerin kendilerine olan güvenlerini artırabilecekleri vurgulanıyor.
Kariyer koçu Kyle Elliott, gençlerin öncelikle aile bireylerini ya da arkadaşlarını arayarak pratik yapabileceğini söylüyor. Bu alışkanlığın zamanla daha rahat iletişim kurmalarına yardımcı olacağını belirtiyor. Özellikle iş görüşmelerinin ilk aşamasının genellikle telefonla yapıldığı düşünülürse, bu beceri oldukça kritik.
İş dünyasında rekabetin yoğun olduğu bir ortamda, telefonla iletişim kurabilen adaylar bir adım öne geçiyor. Elliott, ilk izlenimin çoğu zaman telefon görüşmesi sırasında oluştuğunu hatırlatıyor. Çalışanlardan beklenen görevler arasında zaman zaman müşterilerle telefon görüşmeleri yapmak da yer alıyor. Bu yüzden işverenler, adayların bu konudaki yeterliliğini test etmeye devam ediyor.
Uzmanlara göre, iş arayan gençlerin iletişim tarzını işverenin beklentilerine göre uyarlaması gerekiyor. Telefonda etkili konuşma becerisi, yalnızca iş bulmak için değil, kariyerin sonraki aşamalarında da önemli bir avantaj sağlıyor. İşverenlerin hâlâ telefonla iletişime önem verdiği bir dönemde, Z kuşağının bu gerçeği dikkate alması gerekiyor.










