Haberler

Silahlandırılmış İnsansı Robotlar Savaş Alanına Hazırlanıyor: İlk Testler 2027’de Yapılabilir

Yapay zekâ destekli insansı robotların askeri kullanımına yönelik çalışmalar yeni bir aşamaya ulaştı. ABD merkezli Foundation Future Industries, Phantom platformunun silah taşıyabilen versiyonlarını 2027 yılında test etmeyi planladığını açıkladı. Şirket, robotların ilk saha denemelerinin ise Ukrayna’da lojistik ve keşif görevlerinde gerçekleştirildiğini belirtiyor.

Phantom Robotları Cephede İnsan Askerlerin Yerine Değil Yanında Görev Yapacak

Foundation Future Industries’in geliştirdiği Phantom serisi, doğrudan muharebe yerine yüksek risk taşıyan görevlerde kullanılmak üzere tasarlanıyor. Şirketin CEO’su Sankaet Pathak, Euronews Next’e yaptığı açıklamada insansı robotların amacının bilim kurgu filmlerindeki “Terminatör” benzeri senaryolar oluşturmak olmadığını, aksine hassas operasyonlarda insan kayıplarını azaltabilecek bir platform geliştirmek olduğunu ifade etti.

Silahlandırılmış İnsansı Robotlar Savaş Alanına Hazırlanıyor İlk Testler 2027'de Yapılabilir

Pathak’a göre bina içi keşif, mühimmat ve malzeme taşıma, haritalama, kapalı alan operasyonları ile lojistik destek gibi görevler insansı robotların öne çıkabileceği alanlar arasında bulunuyor. Bu nedenle şirket, Phantom’u insansız hava araçlarının alternatifi olarak değil, kara birlikleri ile dronlar arasında yeni bir operasyon katmanı oluşturacak sistem olarak değerlendiriyor. Şirket, şubat ayında iki Phantom MK-1 robotunu Ukrayna’da açıklanmayan bir bölgede saha testlerine çıkardı. Açıklamaya göre bu denemelerde platformların keşif ve lojistik kabiliyetleri değerlendirildi.

Ukrayna’dan elde edilen veriler doğrultusunda Phantom’un ikinci neslinde önemli donanım değişiklikleri yapıldı. Yeni model, suya ve toza karşı daha dayanıklı gövde yapısıyla tasarlanırken taşıma kapasitesi de yaklaşık üç kat artırıldı. İlk nesilde 25-30 kilogram seviyesinde olan yük kapasitesi, Phantom 2’de yaklaşık 80 kilograma ulaştı.

Dayanıklılık tarafında da önemli iyileştirmeler gerçekleştirildi. Şirketin paylaştığı bilgilere göre önceki model 12-15 G seviyesindeki darbelere dayanabilirken yeni platform yaklaşık 100 G kuvvetine kadar yapısal bütünlüğünü koruyabiliyor. Ayrıca robota 3 kWh kapasiteli yeni bir batarya sistemi entegre edildi. Bu geliştirmeler sayesinde platformun uzun süreli arazi görevlerinde ve zorlu çevresel koşullarda daha istikrarlı çalışması hedefleniyor.

Phantom’un en dikkat çekici özelliklerinden biri yalnızca mekanik yapısı değil, kullandığı yapay zekâ altyapısı olarak öne çıkıyor. Foundation Future Industries, büyük dil modellerinden farklı çalışan “world model” yaklaşımını tercih ediyor. Bu sistem; video kayıtları, simülasyonlar ve uzamsal verileri analiz ederek çevrenin dijital temsilini oluşturuyor, ardından nesnelerin ve insanların zaman içindeki olası hareketlerini tahmin etmeye çalışıyor.

Şirket, bu yaklaşımın robotların yalnızca verilen komutları uygulamasını değil, çevresel değişiklikleri yorumlayarak daha özerk kararlar almasını sağlayacağını düşünüyor. Nihai hedef ise fiziksel dünyayı anlayabilen ve gelecekte yaşanabilecek hareketleri öngörebilen yapay zekâ sistemleri geliştirmek.

Foundation Future Industries, ABD Savunma Bakanlığı ile çeşitli araştırma programları yürütüyor. Şirketin Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri için toplam 24 milyon dolar değerinde sözleşmeleri bulunuyor. Bu çalışmalar; denetim, lojistik, otonom hareket ve silah entegrasyonu gibi başlıklara odaklanıyor.

Üretim tarafında ise iddialı hedefler belirlenmiş durumda. Şirket, 2027 sonuna kadar yılda en az 40 bin Phantom robotu üretebilmeyi ve birim maliyetini 20 bin doların altına düşürmeyi amaçlıyor. Günümüzde ticari müşterilere yıllık yaklaşık 100 bin dolar karşılığında kiralanan platformların, savunma kurumlarına da benzer fiyat seviyelerinden sunulduğu belirtiliyor.

İnsansı robotlar henüz savaş alanlarında yaygın olarak kullanılmıyor. Buna karşın son dönemde hızlanan yatırımlar, gelişmiş yapay zekâ sistemleri ve savunma sanayisinin artan ilgisi, bu platformların önümüzdeki yıllarda keşif, lojistik ve yüksek riskli operasyonlarda daha fazla rol üstlenebileceğine işaret ediyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu