Haberler

Amerikalıların Üçte İkisi Gelişmiş Yapay Zekâdan Endişe Duyuyor

ABD’de yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, yetişkinlerin yaklaşık üçte ikisinin gelişmiş sistemlerin insanlığın geleceğini tehdit edebileceğini düşündüğünü ortaya koydu. Eylül ayında 2 binden fazla yetişkinle gerçekleştirilen ankette katılımcıların yüzde 63’ü gelişmiş yapay zekânın insanlığı yok etme ihtimalini en az orta düzeyde bir risk olarak değerlendirdi. Araştırma, söz konusu kaygının siyasi tercih gruplarında da görüldüğünü gösterirken yapay zekâ geliştirme hızının azaltılması konusunda farklı görüşlerin bulunduğunu ortaya çıkardı.

Anket Sonuçları Yapay Zekâ Riskine İlişkin Kaygının Yaygın Olduğunu Gösteriyor

Eylül araştırmasında katılımcıların yüzde 26’sı gelişmiş sistemlerin insanlığın varlığını sona erdirmesi ihtimalini orta düzeyde risk olarak tanımlarken yüzde 20’lik kesim daha yüksek bir risk değerlendirmesi yaptı. Katılımcıların yüzde 17’si ise yapay zekânın insanlığı ortadan kaldırabileceğine neredeyse kesin gözüyle baktı. Araştırmada riskin çok düşük olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 15’te kalırken hiçbir risk görmeyenlerin oranı yüzde 7 olarak ölçüldü.

2024 başkanlık seçiminde Kamala Harris’e oy veren katılımcıların yüzde 70’i gelişmiş sistemleri en az orta seviyede varoluşsal risk olarak değerlendirirken Donald Trump’a oy verenlerde aynı oran yüzde 61 seviyesinde kaldı. İki seçmen grubunda da yüzde 17’lik kesim en yüksek risk kategorisinde yer aldı. Söz konusu dağılım, yapay zekânın insanlığın geleceğine etkisine ilişkin kaygının yalnızca tek bir siyasi tabanda yoğunlaşmadığını gösteriyor.

Anthropic araştırmacılarından birinin şirketten ayrılırken ileri yapay zekâ sistemlerinin oluşturabileceği tehlikelere ilişkin sert uyarılarda bulunması, anketin yapıldığı dönemde sektör tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Anthropic CEO’su Dario Amodei de gelişmiş modellerin kontrol kaybı, siber saldırılar, biyolojik tehditler ile ekonomik dönüşüm gibi farklı riskler oluşturabileceğini savunarak büyük yapay zekâ şirketlerinin geliştirme hızını birlikte değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. OpenAI CEO’su Sam Altman ile Elon Musk’ın Amodei’nin daha temkinli ilerleme çağrısına destek vermesi, güvenlik tartışmasının şirketler arasındaki rekabetin ötesine taşınmasına yol açtı.

Kamuoyu araştırması, AI güvenliği endişeleri ile sektör yöneticilerinin açıklamaları arasında doğrudan bir algı bağlantısı bulunduğunu tek başına kanıtlamasa da katılımcıların önemli bölümünün söz konusu uyarıları ciddiye aldığını gösterdi. Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı sektör yöneticilerinin insanlığın geleceğine yönelik risk uyarılarını pazarlama amacıyla yaptığı görüşünü benimsedi. Sonuçlar, güvenlik söylemlerinin kamuoyunda yalnızca ürün tanıtımı veya ticari rekabet çerçevesinde değerlendirilmediğini ortaya koydu.

Anket sonuçları, yapay zekânın insanlığın geleceğine yönelik etkisi konusunda oluşan kaygının geliştirme politikası konusunda ortak bir görüşe dönüşmediğini gösterdi. Katılımcıların yüzde 48’i mevcut teknolojik seviyenin daha ileri sistemler geliştirmeye ara vermek için yeterli olduğunu belirtirken yüzde 31’i potansiyel faydalar nedeniyle çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

2024 seçiminde Harris’e oy verenlerin yüzde 58’i yapay zekâ gelişimini duraklatma görüşünü desteklerken Trump seçmenlerinde oran yüzde 44 olarak ölçüldü. Potansiyel faydalar nedeniyle geliştirme çalışmalarının sürdürülmesini isteyenlerin oranı ise Harris seçmenlerinde yüzde 28, Trump seçmenlerinde yüzde 40 seviyesinde kaldı. Veriler, yapay zekânın oluşturabileceği risk konusunda benzer kaygıların bulunmasına rağmen politika tercihleri konusunda aynı yaklaşımın ortaya çıkmadığını gösteriyor.

ABD’deki tartışmanın önümüzdeki dönemde yalnızca modellerin ne kadar güçlü olacağı üzerinden ilerlemesi beklenmiyor. Yapay zekânın insanlığı yok etme riski, model güvenliği, otonom sistemlerin denetlenmesi, siber güvenlik, biyogüvenlik, ekonomik dönüşüm ile düzenleyici politikalar aynı tartışmanın farklı başlıklarını oluşturuyor. Özellikle yapay zekâ geliştirme süreci hızlandıkça kamuoyu araştırmalarındaki risk algısının şirketlerin güvenlik uygulamaları, hükümetlerin düzenlemeleri ve yeni modellerin kullanım alanları üzerindeki etkisi daha görünür hale gelebilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu