Haberler

Danimarka’da Veri Merkezlerinin Atık Isısı Binlerce Evin Enerjisine Dönüşüyor

Danimarka’nın Odense kentindeki bir veri merkezi, sunucuların çalışması sırasında ortaya çıkan atık ısıyı bölgesel ısıtma sistemine aktararak binlerce evin enerji ihtiyacına katkı sağlıyor. Meta’nın tesisi çevresinde kurulan sistem, düşük sıcaklıktaki ısıyı amonyak bazlı ısı pompalarıyla yaklaşık 70-75 dereceye çıkarırken bölgesel şebekeye 45 MW seviyesinde enerji sağlayabiliyor. Projenin genişletilmesiyle yıllık geri kazanılan enerji miktarı 165 bin MWh seviyesine ulaşırken sistem yaklaşık 11 bin evin ısıtılmasına katkıda bulunuyor.

Veri Merkezi Isısı Bölgesel Şebekeye Aktarılarak Yeniden Kullanılıyor

Odense’deki sistem, sunucuların ürettiği sıcak havayı doğrudan evlere göndermek yerine atık ısıyı önce suya aktarıyor. Veri merkezinin soğutma ünitelerinden geçirilen bölgesel ısıtma suyu, sunuculardan yayılan düşük sıcaklıklı enerjiyi topladıktan sonra tesisin yakınındaki ısı pompalarına taşınıyor.

Isı pompaları, suyun sıcaklığını bölgesel ısıtma sisteminin ihtiyaç duyduğu seviyeye yükseltiyor. Fjernvarme Fyn için sistem tasarımını hazırlayan Ramboll’un verilerine göre amonyak kullanan ısı pompaları suyu yaklaşık 70-75 dereceye kadar ısıtabiliyor. Isıtılan su daha sonra mevcut boru ağına gönderilerek konutların radyatörlerinde kullanılabiliyor.

Veri merkezlerinin tükettiği elektriğin büyük bölümü çalışma sırasında ısıya dönüşüyor. Sunucuların sürekli çalışması nedeniyle ortaya çıkan enerji normal koşullarda soğutma sistemleri aracılığıyla dışarı atılırken Odense’deki altyapı aynı enerjiyi şehir içindeki ısıtma döngüsüne geri kazandırıyor. Sistem bu nedenle yalnızca veri merkezinin soğutma yükünü yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda daha önce kullanılmadan atmosfere bırakılan enerjiyi şehir altyapısına bağlıyor.

Ramboll’un hesaplamaları, tesisin Odense bölgesel ısıtma ağına yaklaşık 45 MW ısı sağlayabildiğini gösteriyor. Yıllık enerji geri kazanımı 215 bin MWh seviyesine ulaşırken sistemin kapasitesi ilk kurulum dönemindeki yaklaşık 100 bin MWh seviyesinden önemli ölçüde yükseldi.

Meta’nın Odense tesisindeki sistemin kapasitesi genişletildikçe yararlanılan ev sayısı da arttı. İlk aşamada yaklaşık 6 bin 900 konutun ihtiyacına karşılık gelen enerji geri kazanılırken sonraki genişleme ile yıllık miktar 165 bin MWh seviyesine çıktı ve yaklaşık 11 bin ev sisteme dahil edildi. Veri merkezinin işlem kapasitesi ile ısı geri kazanım altyapısının birlikte büyümesi, geri kazanılan enerjinin miktarını doğrudan etkiliyor.

Ramboll, Danimarka Veri Merkezi Endüstrisi verilerine dayanarak ülkedeki veri merkezlerinin yüzde 63’ünün yakın gelecekte fazla ısıyı değerlendirmeye yönelik planlar yaptığını aktarıyor. Sektördeki yaklaşım, veri merkezi yatırımlarının yalnızca elektrik tüketimi ve soğutma ihtiyacı üzerinden değil ortaya çıkan ısının yeniden kullanımı üzerinden de değerlendirilmesini gündeme getiriyor.

Isı pompaları ile ısı eşanjörleri uzun süredir farklı enerji sistemlerinde kullanılan teknolojiler arasında bulunuyor. Meta enerji uzmanı Lauren Edelman, Odense projesindeki yeniliğin tek bir yeni teknolojiden ziyade mevcut sistemlerin büyük ölçekli bir veri merkeziyle birlikte çalışacak şekilde bir araya getirilmesinden kaynaklandığını belirtiyor.

Odense’deki veri merkezinin avantajı, tesisin hazır bir bölgesel ısıtma altyapısının yakınında bulunmasından kaynaklanıyor. Binlerce konutun zaten aynı şebekeye bağlı olması, geri kazanılan enerjinin yeni ve uzun mesafeli bir boru hattı kurulmadan doğrudan kullanıma aktarılmasını sağlıyor. Atık ısının kaynağa yakın tüketilmesi, enerji kayıplarını azaltırken veri merkezi ile şehir altyapısı arasındaki bağlantının ekonomik değerini de artırıyor.

Veri merkezlerinin ürettiği ısının değerlendirilmesi, özellikle yapay zekâ uygulamalarının yüksek işlem gücü talebi nedeniyle büyüyen enerji ihtiyacının yönetilmesinde yeni bir seçenek oluşturuyor. Yapay zekâ veri merkezleri, yüksek yoğunluklu işlem donanımları nedeniyle geleneksel tesislere kıyasla daha yüksek soğutma kapasitesine ihtiyaç duyabildiği için atık ısının değerlendirilmesi enerji altyapısının planlanmasında giderek daha fazla önem kazanıyor.

Danimarka’daki örnek, veri merkezinin yalnızca elektrik şebekesine yakın kurulmasının yeterli olmadığını da gösteriyor. Tesisin yakınında bölgesel ısıtma ağı bulunması, yeterli konut talebinin oluşması ve ısı pompalarının ekonomik çalışabileceği koşulların sağlanması yatırımın verimliliğini belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde yeni veri merkezi yatırımları planlanırken atık ısı potansiyelinin bölgesel enerji altyapısıyla birlikte değerlendirilmesi farklı bir fırsat yaratabilir. Bölgesel ısıtma ağlarının yaygınlığının Danimarka kadar yüksek olmaması önemli bir altyapı farkı oluştururken yeni veri merkezlerinin sanayi tesisleri, kampüsler veya merkezi ısıtma altyapısına sahip bölgelerle birlikte planlanması daha uygulanabilir modeller ortaya çıkarabilir.

Önümüzdeki yıllarda veri merkezi yatırımlarında enerji verimliliği yalnızca tesisin ne kadar elektrik tükettiği üzerinden ölçülmeyecek. İşletmeler, soğutma sistemlerinden çıkan ısıyı yakındaki konutlara, ticari yapılara veya sanayi tesislerine aktarabilecek altyapıyı yatırım kararlarının bir parçası olarak değerlendirecek. Odense’deki uygulama da veri merkezlerinin şehir enerji sistemleriyle daha yakın ilişki kurduğu modellerin teknik açıdan uygulanabilir bir örneğini ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu