Avrupa’da Tesla FSD İçin Gizli Tutulan Güvenlik Verileri Tepki Çekti
Tesla’nın Full Self-Driving (FSD) sürücü destek sistemi için Avrupa Birliği’nde yürüyen onay süreci, güvenlik testlerine ilişkin belgelerin kamuoyuyla paylaşılmaması nedeniyle yeni bir tartışma başlattı. Hollanda’nın yol güvenliği otoritesi RDW, sistemi aylar önce onaylamasına rağmen değerlendirme yöntemlerini ile test sonuçlarını ticari sır gerekçesiyle açıklamayı reddetti. Avrupa Birliği ülkeleri ise FSD’nin kıta genelinde kullanılmasına ilişkin nihai kararı vermeye hazırlanıyor.
Sürecin Sonucu Avrupa’daki Otonom Sürüş Politikalarını Etkileyebilir
RDW, Reuters’a yaptığı açıklamada Tesla’nın sürücü destek sistemini kapalı test pistlerinde, kamu yollarında, farklı hava ile trafik koşullarında kapsamlı biçimde incelediğini bildirdi. Kurum buna rağmen hangi performans kriterlerinin kullanıldığını, hangi senaryoların test edildiğini ya da güvenlik seviyesinin nasıl ölçüldüğünü paylaşmadı. Avrupa’da yeni nesil sürüş destek sistemlerinin trafiğe çıkabilmesi için üreticilerin önceden resmî onay alması gerekiyor. Bu nedenle güvenlik testlerinin kapsamı yalnızca üreticileri değil, kamu güvenliğini de doğrudan ilgilendiriyor.
RDW, daha önce yaptığı açıklamalarda Full Self-Driving sisteminin diğer sürücü destek teknolojilerinden daha güvenli ya da en az onlar kadar güvenli olduğunu ifade etmişti. Kurum ise bu değerlendirmeyi destekleyen herhangi bir teknik veri yayımlamadı.
Reuters’ın kamu kayıtları başvurusu kapsamında ulaştığı yazışmalar, Tesla’nın 2024 sonundan itibaren güvenlik belgelerinin gizli tutulması için RDW üzerinde yoğun şekilde baskı kurduğunu ortaya koydu. Şirket temsilcileri, bazı belgelerin hiçbir koşulda kamuoyuna açıklanmayacağı konusunda güvence isterken ek teknik bilgilerin paylaşımını da bu şartın netleşmesine bağladı.
RDW ise bilgi gizleme kararlarının Tesla’nın talebiyle değil kendi değerlendirmesiyle alındığını savundu. Kurum, üreticiye ait ticari sır niteliğindeki bilgileri korumakla yükümlü olduğunu belirtirken test yöntemlerinin neden ticari sır kapsamında değerlendirildiğine ilişkin ayrıntılı açıklama yapmadı.
Leeds Üniversitesi ulaşım güvenliği profesörü Oliver Carsten, güvenlik değerlendirme yöntemlerinin kamu yararı kapsamında açıklanması gerektiğini belirterek mevcut gizlilik yaklaşımını eleştirdi. Avrupa Taşımacılık Güvenliği Konseyi’nden Frank Mutze de vatandaşların yalnızca düzenleyici kurumların doğru değerlendirme yaptığına inanmasının yeterli olmadığını ifade etti.
Avrupa’daki otomatik sürüş düzenlemelerini hazırlayan uzmanlar, güvenlik testlerinin sonuçları ile kullanılan metodolojinin bağımsız biçimde incelenebilmesinin kamu güveni açısından kritik önem taşıdığını değerlendiriyor. Özellikle otomasyon seviyesi yükselen sürüş sistemlerinde şeffaflık, güvenlik standartlarının temel unsurlarından biri kabul ediliyor.
RDW, şimdi Full Self-Driving sisteminin Avrupa Birliği genelinde kullanılabilmesi amacıyla ortak onay sürecini yürütüyor. Teklifin kabul edilmesi için üye ülkelerin yüzde 55’inin, aynı zamanda Birlik nüfusunun en az yüzde 65’ini temsil edecek şekilde destek vermesi gerekiyor. Oylamanın ekim ayında yapılması bekleniyor.
Fransa ise mevcut sürümün hız kontrolü ile sürücünün dikkatini izleme mekanizmaları konusunda yeterli güvence sunmadığını belirterek destek vermeyeceğini açıkladı. Finlandiya Ulaştırma ve Haberleşme Ajansı, sistemin birçok durumda insan sürücülerden daha güvenli kararlar alabildiğini değerlendirirken dik ve virajlı yollardaki performansıyla sürücünün ani müdahale gerektiren senaryolarda kontrolü güvenli biçimde devralıp alamayacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu bildirdi.
Tesla, Full Self-Driving sistemi için mevcut Avrupa Birliği kurallarının dışına çıkan özel bir istisna mekanizması talep ediyor. Mevcut düzenlemeler, eller serbest otomatik sürüş sistemlerinin yalnızca otoyollarda kullanılmasına izin verirken yoğun şehir içi trafiğinde bu tür sistemlerin kullanımını sınırlandırıyor. Avrupa Birliği’nin vereceği karar yalnızca Tesla’nın geleceğini değil, Mercedes-Benz, BMW, Volkswagen, Volvo ile diğer üreticilerin geliştirdiği gelişmiş sürüş destek sistemlerinin onay süreçlerini de doğrudan etkileyebilir. Türkiye’de otomotiv sektörünü yakından izleyen üreticiler ile teknoloji şirketleri açısından da Avrupa’daki düzenleyici yaklaşım, gelecekte pazara sunulacak otonom sürüş teknolojileri için önemli bir referans oluşturabilir.









