Haberler

Yapay Zekâ Yatırımlarının Geleceği Küresel Bakır Arzına Bağlandı

Yapay zekâ alanında hızlanan yatırımlar, küresel bakır talebini kritik bir noktaya taşıdı. S&P tarafından yayımlanan yeni araştırma, önümüzdeki yıllarda bakıra olan ihtiyacın keskin biçimde artacağını ortaya koydu. Rapora göre küresel üretim kapasitesi, artan talep karşısında ciddi bir baskı altında kalabilir.

Yapay Zekâ Büyümesi Bakır Talebini Hızla Yükseltiyor

Araştırma, 2025 yılında 28 milyon metrik ton seviyesinde bulunan bakır talebinin 2040 yılına kadar 42 milyon metrik tona ulaşacağını gösterdi. Danışmanlık şirketi, bu artışın önemli bir bölümünün yapay zekâ odaklı veri merkezi yatırımlarından kaynaklandığını belirtti.

S&P, bakır talebinin önümüzdeki 14 yıl içinde yaklaşık yüzde 50 oranında artacağını hesapladı. Şirket, özellikle büyük ölçekli veri merkezlerinin hızla yaygınlaşmasının bu artışta belirleyici rol oynadığını vurguladı. Küresel veri merkezi altyapısı, artan işlem gücü ihtiyacı nedeniyle daha fazla elektrik altyapısı talep ediyor.

Gayrimenkul danışmanlığı şirketi JLL, küresel veri merkezi pazarının 2026 ile 2030 arasında her yıl yüzde 14 büyüyeceğini öngördü. Bu dönemde yaklaşık 100 gigavatlık yeni veri merkezi kapasitesinin devreye alınması bekleniyor. Bu büyüme, mevcut küresel kapasitenin iki katına çıkması anlamına geliyor.

S&P, mevcut durumda küresel bakır arzının her yıl yaklaşık 10 milyon metrik ton açık verdiğine dikkat çekti. Şirket, bu açığın önümüzdeki dönemde daha belirgin hâle gelebileceği uyarısında bulundu. Bakır üreticileri, madencilik yatırımlarının yavaş ilerlemesi nedeniyle talep artışına aynı hızda karşılık veremiyor.

Bakır, ulaşım, inşaat, telekomünikasyon ile elektronik sektörleri için vazgeçilmez bir hammadde olarak öne çıkıyor. Bu sektörlerdeki büyüme, yapay zekâ yatırımlarıyla birleşince rekabeti daha da sertleştiriyor. S&P raporu, bakır arzına yönelik risklerin yalnızca talep artışıyla sınırlı kalmadığını gösterdi. İklim değişikliği, madencilik faaliyetlerini doğrudan etkileyen yeni bir tehdit unsuru olarak öne çıkıyor. Küresel madencilik sektörüne ilişkin benzer çalışmalar, su kıtlığının üretimi sekteye uğratabileceğini ortaya koydu.

PwC tarafından yapılan bir başka araştırma, 2025 ile 2035 yılları arasında küresel yarı iletken üretiminin yüzde 32’sinin su riski yüksek bölgelerdeki bakır arzına bağımlı olacağını ortaya koydu. Şirket, 2035 yılına gelindiğinde yarı iletken üretim bölgelerinin en az yüzde 34’ünde bakır tedarikinin kuraklık riski altında olacağını öngördü.

PwC, Şili’yi yüksek kuraklık riski taşıyan ülkeler arasında gösterdi. Çin, Meksika, Avustralya ile Brezilya da benzer risklerle karşı karşıya bulunuyor. Bu ülkeler, küresel bakır tedarik zincirinde önemli bir konuma sahip. PwC Güney Kore Küresel Yarı İletkenler Lideri Glenn Burm, yarı iletkenlerin modern teknolojinin gizli omurgası olduğunu ifade etti. Burm, bakır arzında yaşanabilecek aksaklıkların küresel teknoloji ekosistemi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu.

Uzmanlar, yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği için bakır tedarikine yönelik uzun vadeli stratejilerin artık zorunlu hâle geldiğini belirtiyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu