Yapay Zekâ İşgücü Piyasasını Sarsıyor: Yeni Mezunlar Risk Altında
ABD’de üretken yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkisi giderek görünür hâle geliyor. Özellikle ofis çalışanları arasında belirsizlik artarken, iş piyasasına yeni adım atan gençlerin karşılaştığı tablo daha da karanlık. Uzmanlara göre, yapay zekânın hızla yayılmasıyla bir nesil kaybolma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Genç Mezunlar İş Hayatına Adım Atamıyor
New York Fed, 22-27 yaş aralığındaki yeni mezunların işsizlik oranının 2025’in ilk çeyreğinde ciddi şekilde yükseldiğini açıkladı. Pandemi sonrası en yüksek seviyeye ulaşan bu oran, yeni mezunlar ile genel iş gücü arasındaki makasın 1990’dan bu yana en geniş hâline gelmesine yol açtı. Cornell Üniversitesi’nden iş ilişkileri uzmanı John McCarthy, kariyerin ilk adımlarında yaşanan bu kırılmanın ekonomik güvenliği temelden sarstığını belirtiyor. McCarthy’ye göre, giriş seviyesindeki görevlerin kaybolması sadece bireyleri değil toplumun tamamını etkiliyor.

Ford CEO’su Jim Farley’nin “ABD’deki beyaz yakalı çalışanların yarısını yapay zekâ devralacak” açıklaması tartışmaları alevlendirdi. Farley’nin endişesini paylaşan yöneticiler arasında Shopify ve Duolingo CEO’ları da yer alıyor. Şirket içi yazışmalarda, işe alım kararları öncesinde “bu işi bir yapay zekâ aracı neden yapamaz” sorusunun sorulması talep ediliyor.
Anthropic’in yeni nesil yardımcı yazılımı, Wall Street’te stajyerlerin yaptığı işleri tek başına yerine getirebiliyor. Bu durum, giriş seviyesi görevlerin yeniden tanımlandığını ve geleneksel kariyer yollarının hızla değiştiğini gösteriyor.
New York Üniversitesi’nden Robert Seamans, büyük firmalarda işten çıkarma kararlarının her zaman teknolojiyle doğrudan ilişkili olmadığını savunuyor. Seamans’a göre, bazı şirketler düşük performanslarını yapay zekâ bahanesiyle açıklıyor. Gerçekte ise teknolojinin yaygın kullanımı sanıldığı kadar hızlı ilerlemiyor.
Fed tarafından hazırlanan bir rapor da bu görüşü destekliyor. Rapora göre, teknoloji, finans ve bilim dışındaki sektörlerde yapay zekâ hâlâ yaygın değil. Küçük ölçekli şirketlerde ise kullanım oranı daha da düşük. Seamans, firmaların bu teknolojileri yönetebilecek donanıma sahip personel bulmakta zorlandığını ve bu nedenle dönüşüm sürecinin yavaş ilerlediğini belirtiyor.
Eğitim ve Politika Alanında Ciddi Adımlar Gerekiyor
McCarthy, iş gücündeki dönüşümün sadece teknolojiyle değil, eğitim sistemleri ve kamu politikalarıyla da doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyor. Cornell Üniversitesi’nde kendi derslerinde öğrencilerine hem yapay zekâ destekli araçları hem de eleştirel düşünme, etik ve bağlamsal karar alma gibi becerileri birlikte öğrettiğini belirten McCarthy, bu yaklaşımın yaygınlaşması gerektiğini düşünüyor. McCarthy ayrıca kamu, özel sektör ve akademi arasında sürekli diyalog kurulması gerektiğini, aksi takdirde dönüşümün sosyal adaletsizlikleri daha da derinleştireceğini ifade ediyor.
Kısa vadede istihdam kayıpları yaşansa da uzmanlar, bazı alanlarda insan becerilerine olan ihtiyacın süreceğini belirtiyor. McCarthy, yeni kuşak çalışanlara şu tavsiyede bulunuyor: Teknolojiyi öğrenin, yeni rollere adapte olma yeteneğinizi geliştirin ve gerektiğinde yön değiştirin. Ancak bu geçişin kolay olmayacağını da açıkça dile getiriyor.









