Apple Dokunmatik MacBook Hazırlarken Windows 8 Tartışması Yeniden Gündeme Geldi
Microsoft’un eski Windows yöneticisi Steven Sinofsky, Apple’ın dokunmatik ekranlı MacBook Pro modellerini tanıtmaya hazırlandığı iddiaları üzerine Windows 8 dönemindeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Bloomberg’den Mark Gurman’ın aktardığı bilgilere göre Apple, 28 Ekim’de düzenleyeceği “Pro and Tell” etkinliğinde OLED ekranlı, dokunmatik MacBook Pro modellerini tanıtabilir. Apple henüz dokunmatik ekran özelliğini doğrulamazken Sinofsky, yıllar önce Windows bilgisayarlarında eleştirilen teknolojinin şimdi Mac tarafında gündeme gelmesine dikkat çekti.
Steven Sinofsky Windows 8 Eleştirilerini Apple’ın Yeni MacBook Planlarıyla Karşılaştırdı
Windows 8’in geliştirilmesine liderlik eden eski Microsoft yöneticisi Steven Sinofsky, Apple’ın etkinlik davetini X üzerinden paylaşarak dokunmatik bilgisayarlara yönelik geçmişteki tepkileri hatırlattı. Sinofsky, Windows bilgisayarlarına dokunmatik ekran eklenmesini eleştiren haberleri yeniden gündeme getirmek isteyip istemediğini sorguladı. Eski yönetici, tartışmaların asıl nedeninin dokunmatik ekranlardan ziyade Windows 8’in Başlat menüsü tasarımı olduğunu savundu.
Sinofsky’nin açıklamaları, Microsoft’un 2012’de Windows 8 ile benimsediği tasarım yaklaşımıyla Apple’ın yıllar sonra değerlendirdiği iddia edilen donanım tercihi arasındaki benzerlikleri gündeme taşıdı. Windows 8, geleneksel Başlat menüsünü tam ekran Başlangıç ekranıyla değiştirmişti. Dokunmatik ekran bulunmayan bilgisayarlarda da kullanılan arayüz, masaüstü kullanıcılarının alışkanlıklarını değiştirdiği için yoğun eleştiri almıştı.
Apple’ın dokunmatik MacBook planları henüz resmî açıklamayla doğrulanmadı. Ancak iddiaların gerçekleşmesi durumunda şirket, Microsoft’un yıllar önce dizüstü bilgisayarlarda yaygınlaştırmaya çalıştığı bir kullanım biçimini kendi ürün ailesine taşıyacak.
Apple’ın dokunmatik Mac bilgisayarlarına mesafeli yaklaşımı, Steve Jobs dönemine kadar uzanıyor. Jobs, Ekim 2010’da düzenlenen “Back to the Mac” etkinliğinde şirketin Mac bilgisayarlarda dokunmatik ekran yerine çoklu dokunma hareketlerini destekleyen izleme dörtgenlerini tercih etme nedenini açıklamıştı.
Jobs, dikey ekranlarda uzun süre dokunmatik etkileşim kurmanın kullanıcıları yorabileceğini savunmuştu. Şirketin kullanıcı testlerine dayandırdığı değerlendirmesinde, ekranın dikey konumda kullanılmasının kol yorgunluğuna neden olabileceğini belirtmişti. Jobs’un “kolunuz düşmek ister” ifadesiyle özetlenen görüşü, sonraki yıllarda dokunmatik dizüstü bilgisayar tartışmalarının en çok hatırlanan açıklamalarından biri haline geldi.
HP gibi üreticiler ise dokunmatik ekranın klavye ile farenin yerini almak zorunda olmadığını savundu. HP’nin TouchSmart ürünleri, geleneksel giriş yöntemlerini korurken ek bir etkileşim seçeneği sunuyordu. Dönüştürülebilir dizüstü bilgisayarlar da ekranın tablet biçiminde kullanılmasına olanak tanıyarak dokunmatik arayüzün farklı kullanım senaryolarına uyarlanabileceğini gösterdi.
Apple’ın sonraki yöneticileri de benzer bir yaklaşım sürdürdü. Tim Cook, Nisan 2012’de Windows 8’in piyasaya çıkışından önce tabletlerle dizüstü bilgisayarların birleştirilmesini eleştirmek amacıyla ekmek kızartma makinesi ile buzdolabını bir araya getirme benzetmesini kullandı. Craig Federighi ise Mac’in 30. yıl dönümü kapsamında 2014’te yaptığı açıklamada, bir donanıma dokunmatik ekran eklemenin tek başına iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamadığını savundu.
Microsoft, Windows 8’i 26 Ekim 2012’de piyasaya sürdüğünde teknoloji basınının önemli bir bölümü dokunmatik arayüzün geleneksel masaüstü bilgisayarlarla uyumunu sorguladı. TechCrunch, dokunmatik özelliklerin masaüstü ve dizüstü bilgisayarlara zorla eklendiği yönünde eleştirel bir başlık kullanırken Computerworld de 2013’te kullanıcıların Windows 8 dokunmatik bilgisayarlardan memnuniyetsizliğini konu alan bir haber yayımladı.
Buna karşın tüm değerlendirmeler olumsuz değildi. The Verge yazarı Sean Hollister, Windows 8’in çıkışından yaklaşık bir ay sonra dokunmatik dizüstü bilgisayarların beklediği kadar kötü bir deneyim sunmadığını yazdı. Hollister’ın temel yaklaşımı, dokunmatik ekranın klavye veya fareyi ortadan kaldıran bir araç değil, mevcut giriş yöntemlerini tamamlayan bir özellik olduğuydu.
Microsoft, donanım tarafındaki yatırımlarını da sürdürdü. İlk Surface Pro modeli 9 Şubat 2013’te 899 dolarlık başlangıç fiyatıyla satışa çıktı. 10,6 inç dokunmatik ekrana sahip cihaz, kalem desteğini Intel Core işlemcili bilgisayar donanımıyla bir araya getirdi. Surface Pro 3 ise 2014’te dizüstü bilgisayarın yerini alabilecek bir tablet olarak tanıtıldı.
Şirketin Surface ailesi, sonraki yıllarda farklı biçimlerde genişledi. Lenovo Yoga ve HP Spectre x360 gibi 360 derece dönebilen modeller, geleneksel dizüstü bilgisayar tasarımını korurken tablet kullanımına da izin verdi. Surface Pro gibi ayrılabilir klavyeli cihazlar ise taşınabilir bilgisayar ile tablet arasındaki sınırları daha da azalttı.
Apple, 2015’te klavye kılıfı ve kalem desteği sunan iPad Pro modelini piyasaya çıkardı. Microsoft CEO’su Satya Nadella, 2016’da yaptığı açıklamada rakiplerinin de tablet ile bilgisayar deneyimini birleştiren ürünlere yöneldiğini belirterek önceki yıllardaki eleştirilere gönderme yaptı.
Sinofsky’nin açıklamalarında öne çıkan ikinci konu, Windows 8’in Başlat menüsü tasarımı oldu. Microsoft, geleneksel Başlat menüsünü kaldırarak uygulamaların kutucuklar halinde sıralandığı tam ekran bir arayüze geçmişti. Söz konusu değişiklik, dokunmatik ekranların bulunmadığı bilgisayarlarda da geçerliydi. Dolayısıyla eleştirilerin önemli bir bölümü yalnızca dokunmatik donanımla değil, kullanıcıların alıştığı masaüstü düzeninin değişmesiyle ilgiliydi.
Microsoft, Windows 10 ile geleneksel Başlat menüsünü geri getirdi. Ancak Windows 8 döneminde oluşan olumsuz algı, dokunmatik ekranların kişisel bilgisayarlardaki rolüne ilişkin tartışmalarda varlığını korudu. Windows 11’de de Başlat menüsünün düzeni ve kişiselleştirme seçenekleri zaman içinde değiştirildi.
Apple ise macOS işletim sisteminde Windows’taki Başlat menüsüne karşılık gelen bir bileşen kullanmıyor. Spotlight araması, kullanıcıların uygulamaları adlarını yazarak bulmasına olanak tanıyor. Windows 8’in Başlangıç ekranı da klavyeden yazılan arama terimleriyle uygulamalara erişim sağlıyordu; ancak tam ekran tasarımın masaüstünde zorunlu hale gelmesi kullanıcı deneyimine ilişkin eleştirilerin başlıca nedenlerinden biri oldu.
Apple’ın dokunmatik ekranlı MacBook Pro modellerini tanıtacağı iddiası doğrulanırsa şirketin uzun süredir savunduğu tasarım yaklaşımında önemli bir değişiklik gündeme gelecek. Bloomberg’den Mark Gurman’ın haberine dayanan beklenti, OLED ekranlı modellerin dokunmatik etkileşimi Mac bilgisayarlara taşıyacağı yönünde. Ancak ürünlerin özellikleri, fiyatları ve piyasaya çıkış takvimi hakkında kesinleşmiş ayrıntılar için Apple’ın resmî açıklaması beklenmeli.
Apple’ın donanım tasarımındaki değişiklikleri, bilgisayar pazarının diğer üreticileri üzerinde de etkili olabilir. Şirketin dokunmatik ekranlı bir MacBook sunması, bu özelliği daha önce benimseyen Windows üreticilerinin ürün stratejilerini doğrudan değiştirmese bile tüketici beklentilerini yeniden şekillendirebilir. Özellikle üst segmentte başlayabilecek bir geçişin zaman içinde daha uygun fiyatlı dizüstü bilgisayarlara yayılıp yayılmayacağı, üreticilerin maliyetlerine ve kullanıcı talebine bağlı olacak.
Apple’ın M serisi işlemcileri, yeni MacBook Pro modellerinin performans açısından iddialı bir konum elde etmesini sağlayabilir. Bununla birlikte dokunmatik ekranın tek başına bir yenilik olarak sunulması, Windows ekosisteminde yıllardır kullanılan benzer çözümlerin geçmişini değiştirmez. Tartışmanın asıl konusu, dokunmatik etkileşimin bir dizüstü bilgisayarda bulunup bulunmamasından çok, klavye, izleme dörtgeni ve ekran dokunuşlarının kullanıcıya nasıl bir deneyim sunduğu olacak.









