Haberler

Türkiye’nin Elektrik Gücünün Üçte Biri Artık Rüzgar ve Güneşten Geliyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıkladığı Kasım 2025 verileri, Türkiye’nin elektrik üretimindeki dönüşümünü net bir şekilde ortaya koydu. Ülkenin toplam kurulu gücü 121.782 megavata yükselirken, bu kapasitenin önemli bir kısmı artık rüzgar ve güneşten sağlanıyor. Yenilenebilir kaynakların toplam kapasite içindeki ağırlığı giderek artıyor.

Enerji Üretiminde Yerli Kaynakların Payı Yüzde 71,5’e Ulaştı

Bakan Bayraktar’ın paylaştığı bilgilere göre, güneş enerjisi tek başına toplam kurulu gücün yüzde 20,3’ünü oluşturarak ilk kez yüzde 20 eşiğini aştı. Rüzgar enerjisi ise yüzde 11,9’luk bir paya sahip. İki kaynağın toplamda sağladığı 39.215 megavatlık kapasite, Türkiye’nin her üç megavatlık kurulu gücünden birinin bu temiz kaynaklardan geldiği anlamına geliyor.

Yenilenebilir enerji, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle gibi diğer kaynaklarla birlikte değerlendirildiğinde toplam kapasite 75.615 megavata ulaşıyor. Bu rakam, tüm kurulu gücün yaklaşık yüzde 62’sine karşılık geliyor. Enerji üretiminde dışa bağımlılığın azaltılması hedefi doğrultusunda, yerli kaynakların toplamdaki payı ise yüzde 71,5 seviyesinde gerçekleşti.

Kapasite dağılımındaki diğer önemli kalemlere bakıldığında, hidroelektrik santrallerin 32.294 megavat (%26,5) ile hala önemli bir rol oynadığı görülüyor. Fosil kaynaklar arasında ise yerli kömür 11.475 megavat (%9,4), ithal kömür ise 10.456 megavat (%8,6) kapasiteye sahip. Biyokütle ve jeotermal enerji de sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 1,4’lük paylarıyla portföydeki yerini koruyor.

Bakan Bayraktar, 2025 yılı içinde yatırım değeri 4 milyar doları aşan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) projelerinin tamamlandığını hatırlattı. Bu projeler, toplamda 3.800 megavatlık yeni kapasite kazandırdı. Türkiye, bu alandaki yatırım hızını korumak amacıyla önümüzdeki dönemde her yıl en az 2.000 megavatlık yeni YEKA yarışması düzenlemeyi planlıyor.

Enerji sektörü gözlemcileri, özellikle güneş enerjisindeki kapasite artışının dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Bu büyümenin, teknoloji maliyetlerindeki düşüş ve yerli üretimdeki artışla desteklendiği ifade ediliyor. Rüzgar ve güneşin toplam kapasitede üçte birlik paya ulaşması, Türkiye’nin uluslararası enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı direncini artırması açısından da stratejik bir kazanım olarak değerlendiriliyor.

Veriler, Türkiye’nin sürdürülebilir ve güvenli bir enerji geleceği için attığı adımların somut sonuçlar verdiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda, enerji depolama teknolojileri ve şebeke yönetim sistemlerindeki gelişmelerin de bu dönüşümü desteklemesi bekleniyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu