Haberler

Su Altı Veri Merkezleri Nesli Tehlike Altındaki Balinaların Yaşam Alanlarını Tehdit Ediyor

ABD’de planlanan su altı veri merkezleri, nesli tehlike altındaki iki balina popülasyonunun yaşam alanlarını etkileyebilecek büyük ölçekli bir altyapı tartışmasını gündeme taşıyor. DeepGreen Holdings, Alaska’daki Cook Inlet ile Maine Körfezi’nde toplam 151 megavatlık enerji kapasitesine sahip iki proje geliştirmek için ön izin başvurusunda bulundu. Henüz inşaat aşamasına geçmeyen projeler, deniz ekosistemleri üzerindeki olası etkileri ve yerel toplulukların itirazları nedeniyle çevresel incelemelerin odağında yer alıyor.

DeepGreen Holdings İki Bölgede Su Altı Veri Merkezi Kurmayı Planlıyor

DeepGreen Holdings, veri merkezlerinin soğutma ihtiyacından yararlanmak amacıyla deniz altında çalışacak iki ayrı tesis geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin Alaska’daki Cook Inlet bölgesi için hazırladığı proje, 66 modüler veri merkezi ünitesini ve 330 ila 350 gelgit türbinini kapsıyor. DeepGreen, sistemin 100 megavat elektrik üretmesini ve üretilen enerjinin büyük bölümünün veri merkezini çalıştırmak için kullanılmasını öngörüyor.

Maine Körfezi’ndeki ikinci proje ise daha küçük ölçekte tasarlanıyor. Plana göre 50 gelgit türbini, veri merkezi ünitelerine 51 megavat elektrik sağlayacak. Her iki tesis de deniz suyunun soğutma amacıyla kullanılmasına dayanan bir altyapı yaklaşımını temel alıyor.

Şirket, projeler için ABD Federal Enerji Düzenleme Komisyonuna (FERC) ön izin başvurusu yaptı. Ancak ön izin, inşaatın başlamasına yönelik nihai onay anlamına gelmiyor. FERC temsilcisi Celeste Miller, mevcut iznin projelerin inşa edilmesine yetki vermediğini açıkladı. Komisyon ayrıca ilk başvuruda, etkilenecek bölgelerle tarihsel bağları bulunan yerli topluluklara ilişkin belgelerin yetersiz kalması nedeniyle DeepGreen’den başvurusunu değiştirmesini istedi.

Alaska’daki Cook Inlet, genetik açıdan diğerlerinden ayrışmış yaklaşık 300 beyaz balinadan oluşan bir popülasyona ev sahipliği yapıyor. Maine Körfezi ise sayısı 400’ün altında kalan Kuzey Atlantik gerçek balinaları için önemli bir beslenme alanı niteliği taşıyor. Planlanan veri merkezlerinin her iki bölgedeki deniz yaşamını nasıl etkileyeceği ise henüz kesinlik kazanmış değil.

Balinalar, su altında yön bulmak, avlarını tespit etmek ve birbirleriyle iletişim kurmak için ekolokasyondan yararlanıyor. İnşaat sırasında ortaya çıkabilecek sesler ile tesisler faaliyete geçtiğinde oluşabilecek çevresel değişiklikler, bu hayvanların davranışlarını etkileyebilir. Projelerin ölçeği ve kaplayabileceği alan, olası etkilerin yalnızca tesislerin doğrudan çevresiyle sınırlı kalmayabileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Washington Üniversitesinde ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesinde (NOAA) çalışan beyaz balina araştırmacısı Arial Brewer, balinalar gibi çevresel değişimlere duyarlı hayvanların yeni altyapılardan farklı ve öngörülmesi güç şekillerde etkilenebileceğini belirtiyor. Yerel toplulukların projelere karşı çıkması da çevresel risklerin yanı sıra deniz kaynaklarının korunması ve bölgesel karar süreçleriyle ilgili kaygıları yansıtıyor.

Su altı veri merkezlerine yönelik önceki pilot projeler, deniz suyunun ısı dağıtımında kullanılmasının bilgisayar sistemlerinin aşırı ısınmasını önlemeye yardımcı olabileceğini gösterdi. Microsoft’un Project Natick çalışması, su altında güvenilir veri merkezi operasyonlarının gerçekleştirilebileceğini ortaya koyan örnekler arasında yer aldı. Ancak soğutma performansının başarılı olması, deniz ekosistemleri üzerindeki etkinin de düşük olacağını tek başına kanıtlamıyor.

Mevcut bilgiler, dünya genelinde faaliyette olduğu bilinen yalnızca iki su altı veri merkezine işaret ediyor. Her iki tesis de Çin sularında bulunuyor. DeepGreen’in ABD için planladığı projeler ise kapasite ve etki alanı bakımından daha önceki örneklerden önemli ölçüde büyük olacağı için doğrudan karşılaştırma yapılabilecek veri sınırlı kalıyor.

Deniz altındaki bilgisayar altyapısı, soğutma açısından avantaj sağlayabilse de tesislerin kurulumu ve işletilmesi sırasında ortaya çıkabilecek ses, fiziksel müdahale ve diğer çevresel etkiler ayrıca değerlendirilmek zorunda. Projelerin balinaların beslenme, iletişim ve yön bulma davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymak için kapsamlı çevresel değerlendirmeler gerekiyor.

DeepGreen’in arkasındaki gayrimenkul geliştiricisi Louis Wolfson, şirketin projeler için yakın zamanda inşaata başlama planı bulunmadığını belirtti. Wolfson, şirketin yerel çevreyi korumaya yönelik gerekliliklere uymaya hazır olduğunu ve ekipmanların yalnızca federal deniz memelisi koruma eşiklerinin güvenli biçimde altında çalışabileceği koşullarda kullanılacağını ifade etti.

Projelerin geleceği, FERC sürecinin yanı sıra çevresel etkilerin değerlendirilmesine ve ilgili toplulukların kaygılarının nasıl ele alınacağına bağlı olacak. Özellikle nesli tehlike altındaki balinaların yaşam alanlarında planlanan altyapı, enerji üretimi ile veri merkezi soğutması arasındaki teknik avantajların doğal yaşam üzerindeki risklerle birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

Su altı veri merkezleri, yapay zeka ve bulut bilişim altyapısı için alternatif bir yaklaşım sunarken büyük ölçekli uygulamaların ekolojik sonuçları henüz yeterince bilinmiyor. DeepGreen projeleri ilerlerse, enerji verimliliği hedeflerinin deniz memelilerinin korunması ve yerli toplulukların haklarıyla nasıl dengeleneceği ABD’deki izin sürecinin temel konularından biri olacak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu