Haberler

Yapay Zekâda Egemenlik Yarışı Şirketlerin Yatırım Kararlarını Değiştiriyor

Şirket yöneticilerinin büyük bölümü egemen yapay zekânın veri güvenliği, gizlilik ve mevzuata uyum açısından önem taşıdığını düşünüyor ancak yöneticilerin yaklaşık üçte biri kavramı kendi ifadeleriyle açıklamakta zorlanıyor. IDC tarafından Cohere adına gerçekleştirilen araştırma, kurumların yapay zekâ yatırımlarında ülke, veri ve teknoloji üzerindeki kontrolü daha fazla dikkate almaya başladığını ortaya koyuyor. Araştırma, özellikle çok uluslu şirketlerde veri yerelleştirme, düzenleyici uyum ve altyapı bağımsızlığının önümüzdeki yıllarda yatırım kararlarını daha fazla etkileyeceğine işaret ediyor.

Kurumlar Yapay Zekâ Üzerindeki Kontrolü Neden Önemsiyor?

Liderlerin kavrama yaklaşımı incelendiğinde egemen yapay zekâ için ortak bir tanımın henüz oluşmadığı görülüyor. IDC araştırmasına katılan yöneticilerin üçte biri kavramı kendi cümleleriyle açıklamakta zorlanırken tanım yapabilenlerin yüzde 52’si yerel veya ulusal kontrolü, yüzde 35’i ise dijital bağımsızlığı öne çıkarıyor. Kurumların bu yaklaşımı yalnızca kullanılan yapay zekâ modelini değil, verinin nerede tutulduğunu, sistemin hangi altyapıda çalıştığını, erişim yetkilerinin kimde olduğunu ve operasyonun hangi kurallara bağlı olduğunu da kapsıyor.

İş birimi yöneticileri konuyu daha çok veri güvenliği, gizlilik ve maliyet gibi işletme riskleri üzerinden değerlendiriyor. Bilgi teknolojileri yöneticileri ise ulusal veya bölgesel düzenlemelere uyumu daha fazla önceliklendiriyor. Araştırma, BT profesyonellerinin egemenlik konusundaki farkındalığının iş birimi yöneticilerinin yaklaşık iki katına ulaştığını gösteriyor. Farklı bakış açıları, şirketlerin yapay zekâ stratejilerinde teknoloji ekipleriyle iş birimlerinin aynı hedef etrafında henüz tam olarak birleşmediğini de ortaya koyuyor.

Çok uluslu şirketlerde CIO’ların 2028 yılına kadar modüler bulut altyapıları ile veri yerelleştirme ortamlarına yönelik yatırımlarını yüzde 65 artırması bekleniyor. IDC’nin öngörüsü, şirketlerin yapay zekâ altyapısını yalnızca performans veya maliyet kriterleriyle değerlendirmediğini gösterirken farklı ülkelerdeki veri koruma kurallarına uyum sağlayabilecek sistemlerin stratejik değerini de artırıyor.

Kurumsal yapay zekâ yönetimi açısından veri yerelleştirme, hassas bilgilerin belirli bir ülke veya bölgedeki altyapıda tutulmasını sağlayan temel yaklaşımlardan biri olarak öne çıkıyor. Bulut sağlayıcılarının veri merkezleri, erişim yetkilendirmesi, şifreleme, model barındırma seçenekleri ve veri işleme süreçleri de şirketlerin kontrol seviyesini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle finans, sağlık, telekomünikasyon ve kamu gibi yoğun düzenlemeye tabi sektörlerde yapay zekâ sisteminin hangi ülkede çalıştığı kritik bir operasyonel konu haline geliyor.

Kurumların yapay zekâ egemenliği konusunda en güçlü ortak noktası veri güvenliği olarak ortaya çıkıyor. Araştırmada veri sızıntısı, gizlilik, mevzuata uyum ve düzenleyici riskler, egemen yapay zekâ uygulamalarının çözmesi beklenen başlıca sorunlar arasında gösteriliyor. Yıllık geliri 20 milyar doların üzerinde olan büyük şirketler ise daha küçük kuruluşlara kıyasla bu risklere daha fazla önem veriyor.

Kanada’daki yöneticilerin yüzde 35’i, ABD’dekilerin yüzde 28’i, Almanya’dakilerin yüzde 23’ü ve Birleşik Krallık’takilerin yüzde 18’i egemen yapay zekâyı rekabet avantajı olarak değerlendiriyor. Telekomünikasyon sektörü yüzde 37 ile ilk sırada bulunurken imalat yüzde 32, sağlık yüzde 28, finansal hizmetler ile enerji sektörleri ise yüzde 21 seviyesinde yer alıyor. Veriler, yapay zekâ altyapısının yalnızca teknik bir yatırım olmaktan çıkarak şirketlerin risk yönetimi ve rekabet stratejileriyle doğrudan bağlantılı hale geldiğini gösteriyor.

Kurumların yapay zekâ egemenliği konusunda ilerleyebilmesi için öncelikle hangi verilerin korunacağını, hangi altyapının kullanılacağını ve karar yetkisinin kimde bulunacağını belirlemesi gerekiyor. Cohere tarafından aktarılan değerlendirmeler, şirketlerin kavramı soyut bir teknoloji politikası olarak bırakmak yerine operasyonel hedeflere dönüştürmesi, ekonomik değerini ölçmesi ve sorumluluğu üst yönetim seviyesinde netleştirmesi gerektiğine işaret ediyor.

McKinsey’nin daha önce gerçekleştirdiği küresel araştırmada yöneticilerin, yatırımcıların ve kamu temsilcilerinin yüzde 71’i egemen yapay zekâyı kurumsal hedefler açısından varoluşsal bir risk veya stratejik zorunluluk olarak değerlendirmişti. McKinsey, kamu sektörü ile düzenlemeye tabi sektörlerdeki yatırımların etkisiyle egemen yapay zekâ pazarının 2030’da 600 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin yapay zekâ tercihlerinde yalnızca modelin yeteneklerine değil, verinin kontrolüne, altyapının konumuna ve dış etkilere karşı operasyonel dayanıklılığa da bakması bekleniyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu