Füzyon Reaktörüyle Cıvadan Altın Üretildiği Açıklandı
Antik çağların simyasal hayalleri, modern bilimle gerçeğe dönüşüyor. ABD merkezli Marathon Fusion şirketi, geliştirdiği tokamak tipi füzyon reaktörüyle enerji üretirken cıva-198 izotopunu kullanarak altın üretmeyi başardığını duyurdu. Şirket, her bir gigavat elektrik üretiminde yaklaşık beş ton altın elde edilebildiğini açıkladı.
Altın Üretimi İlk Kez Pratik Bir Süreçle Gerçekleşti
Marathon Fusion, tokamak reaktöründe enerji üretimi sırasında oluşan hızlı nötronların, reaktörün iç kaplamasına yerleştirilen cıva-198 izotoplarını kararsız cıva-197’ye dönüştürdüğünü belirtti. Bu izotop, zamanla gerçekleşen beta bozunmasıyla altın-197’ye dönüşüyor. Doğada bulunan tek stabil altın izotopu olan altın-197, kimyasal ayrıştırma yöntemiyle saf hâlde elde edilebiliyor.

Füzyon reaktörlerinde genellikle yakıt üretmek için lityum kullanılıyor. Ancak Marathon Fusion, reaktör kaplamasında lityum ile cıva alaşımı tercih edilirse, altına ek olarak trityum da üretilebildiğini ifade ediyor. Bu yaklaşım, füzyon teknolojisinin yakıt döngüsünü kendi içinde tamamlamasına olanak sağlıyor.
Şirketin bilimsel çalışmasına göre, verimli altın dönüşümü için kullanılan cıva-198 izotopunun en az %90 oranında zenginleştirilmiş olması gerekiyor. Füzyon tepkimeleriyle dönüştürülen alaşım, işlem sonrasında kimyasal yöntemlerle analiz edilerek altın ayrıştırılıyor. Altının soy metal yapısı sayesinde ayrıştırma süreci düşük maliyetle tamamlanıyor.
Güncel fiyatlarla değerlendirildiğinde, beş ton altın yaklaşık 545 milyon dolar değerinde. Bu miktar, reaktörün yıllık işletme giderlerini büyük ölçüde karşılayabileceği gibi teknolojinin ticarileşmesini de hızlandırabilir. Enerji üretiminin yanı sıra değerli metal üretimi sunan bir sistem, yatırımcılar için oldukça cazip görünüyor.
Marathon Fusion’ın geliştirdiği yöntem, henüz hakemli dergilerde bilimsel onay almadı. Ancak sürecin doğrulanması hâlinde füzyon teknolojisinin geleceği bambaşka bir boyut kazanabilir. Sınırsız temiz enerjiye ek olarak stratejik öneme sahip elementlerin üretimi, teknolojik dönüşümün önünü açabilir.










