Haberler

El Niño ile Küresel Isınma Birleşti: Okyanuslarda Rekor Sıcaklıklar Görüldü

Okyanus yüzey sıcaklıkları temmuz ayında ölçümlerin başladığı dönemden bu yana görülmeyen seviyelere ulaşırken bilim insanları rekorun son 125 bin yılın en yüksek değerleri arasında yer alabileceğini değerlendiriyor. Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından kaydedilen yaklaşık 21,1 derecelik küresel ortalama sıcaklık, El Niño etkisiyle insan kaynaklı küresel ısınmanın birleştiği bir dönemde ortaya çıktı. Artan okyanus sıcaklıkları denizel ekosistemler üzerindeki baskıyı artırırken aşırı yağış, güçlü fırtınalar ve deniz sıcak hava dalgalarının yaygınlaşması açısından yeni riskler oluşturuyor.

Rekor Sıcaklıklar Okyanusların Isınma Hızını Ortaya Koyuyor

Copernicus İklim Değişikliği Servisi verileri, okyanus yüzeyindeki küresel sıcaklık artışının olağan mevsimsel rekor dönemlerinin dışına çıktığını gösteriyor. Okyanus sıcaklıkları genellikle güney yarım küredeki yaz mevsiminin ardından mart ve nisan aylarında zirveye ulaşırken temmuz ayında yeni bir seviyenin görülmesi iklim sistemindeki ısınmanın boyutunu ortaya koyuyor.

Ottawa Üniversitesi çevre çalışmaları profesörü Ryan Katz-Rosene, söz konusu sıcaklığın Holosen dönemi boyunca görülen en yüksek değer olabileceğini belirterek daha uzun bir geçmiş açısından da değerlendirme yapılması gerektiğini savundu. Araştırmacının değerlendirmesi, mevcut ölçüm kayıtlarının ötesine geçen paleoklimatolojik karşılaştırmaların önemini artırırken 125 bin yıl önceki son buzul arası dönemin de tartışmaya dahil edilmesine yol açtı.

El Niño hava olayı, Pasifik Okyanusu’ndaki geniş bir bölgede yüzey sularının olağandan daha sıcak hâle gelmesine neden olarak küresel sıcaklıkları geçici olarak yükseltiyor. Mevcut tabloyu yalnızca El Niño ile açıklamak ise yeterli görülmüyor çünkü doğal iklim döngüsü onlarca yıldır devam eden antropojenik küresel ısınmanın üzerine ek bir sıcaklık yükü getiriyor.

Copernicus araştırmacısı Samantha Burgess, okyanustaki rekor sıcaklığın artan iklim baskısının açık göstergelerinden biri olduğunu belirtirken küresel deniz sıcak hava dalgası günlerinin 1990’ların başından bu yana üç kattan fazla arttığını ifade etti. Deniz sıcak hava dalgaları, uzun süre boyunca olağan sıcaklıkların üzerinde kalan deniz suyu bölgelerini ifade ederken mercan resifleri, balık popülasyonları ile kıyı ekosistemleri üzerinde ciddi baskı oluşturabiliyor.

Atmosfer ile okyanus arasındaki sıcaklık ve enerji alışverişi, küresel hava sistemlerinin oluşumunda önemli rol oynarken daha sıcak deniz yüzeyleri yoğun yağış sistemleri ile tropikal fırtınalar için daha fazla enerji sağlayabiliyor. NOAA verileri küresel okyanusların yaklaşık yüzde 42’sinin deniz sıcak hava dalgası koşullarıyla karşı karşıya olduğunu gösterirken 2024 yılında kaydedilen yaklaşık yüzde 46’lık orana yeniden yaklaşılması riskin geniş bir coğrafyaya yayıldığını ortaya koyuyor.

İklim bilimcileri için okyanus sıcaklıklarındaki yükselişin bir diğer önemli sonucu karbon döngüsüyle bağlantılı bulunuyor. Daha sıcak deniz suyu atmosferdeki fazla karbondioksitin emilimini zorlaştırabildiği için okyanusların iklim değişikliğini yavaşlatan doğal karbon yutağı işlevi zayıflayabiliyor.

Deniz sıcak hava dalgalarının daha sık görülmesi, yüksek sıcaklığa duyarlı canlıların yaşam alanlarını doğrudan etkiliyor. Mercan resiflerinde uzun süreli sıcaklık artışları mercan beyazlamasını tetikleyebilirken balık türleri daha serin sulara yönelerek balıkçılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgeleri değiştirebiliyor.

Campaign for Nature yöneticisi Brian O’Donnell, iklim baskısının azaltılması için fosil yakıt kaynaklı emisyonların hızlı biçimde düşürülmesi gerektiğini belirtirken denizel ekosistemlerin korunmasını da temel adımlardan biri olarak gösterdi. Deniz çayırları, mangrovlar, mercan resifleri ve kıyı sulak alanları karbon depolama kapasitesi taşıdığı için ekosistemlerin korunması iklim politikasının yalnızca biyolojik çeşitlilik boyutuyla sınırlı kalmıyor.

Okyanus sıcaklıklarındaki yeni rekorlar, küresel ısınmanın yalnızca karasal sıcaklıklarla takip edilmesinin yetersiz kaldığını gösteren daha geniş bir veri seti oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde El Niño’nun etkisinin zayıflaması sıcaklıkları kısa vadede aşağı çekebilse de sera gazı emisyonları yüksek kaldığı sürece okyanusların uzun vadeli ısınma eğiliminin devam etmesi bekleniyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu