Çin’in Kritik Minerallerdeki Gücü, Ticaret Görüşmelerinde Dengeleri Değiştiriyor
Çin’in küresel tedarik zincirinde kritik mineraller üzerindeki hakimiyeti, Washington ile Pekin arasında süren ticaret müzakerelerinde elini güçlendiren en önemli kozlardan biri hâline geldi. Pekin yıllardır bu alandaki stratejik yatırımlarıyla dünya genelinde baskın bir konuma ulaştı.
Kritik Mineraller Çin’e Stratejik Üstünlük Sağlıyor
Elektronikten savunmaya, otomotivden sağlık sektörüne kadar pek çok alanda kullanılan nadir toprak elementleri ve diğer kritik mineraller, Çin için yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir silah niteliği taşıyor. Özellikle ülkenin güneyindeki Ganzhou kenti ve çevresi, bu minerallerin çıkarılıp işlendiği başlıca merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.

Çin, bu minerallerin ihracatına sıkı lisans kuralları getirerek diğer ülkelerin tedarik zincirini sekteye uğratabiliyor. Son dönemde artan ticaret kısıtlamalarına karşılık olarak, nadir toprak elementleri ihracatı için firmalardan sevkiyat başına ihracat lisansı talep edilmeye başlandı. Onay süreci haftaları bulabiliyor, bu da ABD ve Avrupa’daki üreticiler açısından ciddi aksamalar yaratıyor.
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in Amerikalı üreticiler için nadir toprak elementlerine erişimi kolaylaştıracağını açıklayarak müzakerelerin önünü açtıklarını söyledi. Bu açıklama, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından geldi. Çin Ticaret Bakanlığı da bazı ürünler için sınırlı sayıda ihracat lisansı verildiğini doğruladı.
Ancak Pekin’in mevcut izin sisteminden tamamen vazgeçmesi beklenmiyor. Uzmanlara göre, Çin ancak ABD tarafının ticaret savaşına konu olan gümrük vergilerini tamamen kaldırması hâlinde ihracat kontrollerini yumuşatabilir.
Nadir toprak elementleri konusunda dünyada başı çeken Çin’in kaynakları sınırsız değil. Ganzhou’daki bazı madenler kapanırken kalan rezervlerin derinlerde ve daha zor koşullarda bulunduğu belirtiliyor. Bu nedenle Çinli üreticiler artık Afrika ve Güneydoğu Asya gibi farklı bölgelerden hammadde ithal etmeye başladı.

Bununla birlikte, Çinli şirketler yurt dışında yeni yatırımlarla etkisini sürdürmek istiyor. Örneğin Ganzhou merkezli bir tungsten üreticisi, Tayland’da 25 milyon dolarlık yeni bir tesisin temelini attı. Bu gelişmeler, Çin’in bu alandaki küresel üstünlüğünü sürdüreceğini gösteriyor.
ABD, 2020-2023 yılları arasında kullandığı nadir toprak bileşiklerinin en az yüzde 70’ini Çin’den ithal etti. ABD’nin kendi üretim kapasitesi ise oldukça sınırlı. California’daki Mountain Pass madeninde üretim yapılabiliyor ancak ağır nadir toprak elementlerinin ayrıştırılması hâlâ Çin’e gönderilerek gerçekleştiriliyor.
ABD Savunma Bakanlığı ve ihracat finans kuruluşları, iç pazarda kritik mineralleri işleme kapasitesini artırmak için milyarlarca dolarlık yatırım hazırlığında. Ancak Çin’in onlarca yıl önce kurduğu dev sanayi zincirine kısa sürede alternatif oluşturmak mümkün görünmüyor.
RAND düşünce kuruluşundan Fabian Villalobos’a göre, Çin ne olursa olsun bu sektördeki liderliğini bırakmak istemiyor. Bu da küresel ölçekte yeni bir kritik mineral yarışını tetikliyor.









