Haberler

Kurumların Yüzde 89’u Yapay Zekâ Maliyetleri Nedeniyle Projelerini Küçültüyor

Kurumsal yapay zekâ yatırımlarında artan token maliyetleri, şirketlerin projelerini daraltmasına ve altyapı tercihlerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Cloudera’nın State of Enterprise AI 2026 raporuna göre kuruluşların yüzde 89’u, 2026 yılı içinde token giderleri nedeniyle yapay zekâ planlarını küçültüyor veya yeniden tasarlıyor. Token fiyatları son aylarda gerilese de şirketlerin yalnızca yüzde 27’si yapay zekâ harcamalarını çok yüksek doğrulukla ölçebildiğini belirtirken yatırım getirisine ilişkin belirsizlik sürüyor.

Token Maliyetleri Kurumsal Yapay Zekâ Yatırımlarını Yeniden Şekillendiriyor

Cloudera’nın araştırması, token maliyetlerinin kurumsal yapay zekâ projelerinde önemli bir bütçe ve planlama sorununa dönüştüğünü gösteriyor. Katılımcı kuruluşların yüzde 89’u, bu yıl token giderleri nedeniyle yapay zekâ uygulamalarının kapsamını daralttığını veya uygulama planlarını yeniden düzenlediğini bildiriyor. Araştırmaya göre maliyetlerdeki dalgalanma, teknoloji ekiplerinin hangi modelleri kullanacağına ve iş yüklerini nerede çalıştıracağına ilişkin kararlarını da etkiliyor.

Büyük dil modelleri, girdileri ve ürettikleri çıktıları token adı verilen metin parçaları üzerinden işler. Sağlayıcılar çoğunlukla kullanım miktarına göre ücretlendirme uyguladığı için uzun istemler, büyük belge kümeleri ve tekrarlanan model çağrıları toplam giderleri artırabilir. Özellikle üretken yapay zekâ uygulamalarını çok sayıda çalışan veya müşteri için devreye alan şirketler, kullanım yoğunluğunu doğru tahmin edemediğinde bütçelerini aşma riskiyle karşılaşabilir.

Cloudera’nın Uygulamalı Yapay Zekâ Teknolojilerinden Sorumlu CTO’su Brian Martin, maliyetlerin, model seçeneklerinin ve düzenleyici gerekliliklerin sürekli değişmesinin işletmeleri daha esnek bir strateji geliştirmeye yönelttiğini belirtiyor. Martin’e göre kuruluşların veri kontrolünü, yönetişim ilkelerini ve harcama denetimini korurken değişen koşullara uyum sağlayabilmesi gerekiyor.

LLM Token Expenditure Index verileri, milyon token başına fiyatın 2026 yılının haziran ayında 2 doların üzerine çıktığını, 25 Ekim itibarıyla ise 0,95 dolara gerilediğini gösteriyor. Fiyatlardaki düşüş, yılın ilk yarısında yüksek maliyetlerle karşılaşan şirketlerin bütçe baskısını tamamen ortadan kaldırmıyor.

Cloudera araştırmasına katılan kuruluşların yüzde 55’i yapay zekâ yatırımlarının arttığını bildiriyor. Ancak daha yüksek harcamalar, her şirkette aynı ölçüde ekonomik fayda sağlamıyor. Katılımcıların yüzde 58’i yapay zekâ projelerinden elde ettikleri değerin yaklaşık olarak maliyetlerine denk geldiğini belirtirken yalnızca yüzde 23’ü sağlanan faydanın harcamaları aştığını ifade ediyor.

Rapor, katılımcıların yüzde 27’sinin yapay zekâ girişimlerinden ölçülebilir bir etki elde edemediğini, yüzde 41’inin ise beklenenden yüksek maliyetlerle karşılaştığını aktarıyor. Bu sonuçlar, şirketlerin yapay zekâ kullanımını genişletmeden önce verimlilik artışı, gelir katkısı ve operasyonel tasarruf gibi göstergeleri daha net ölçmesi gerektiğine işaret ediyor.

Cloudera’nın bulgularına göre kuruluşların yüzde 45’i, maliyetlerdeki değişkenlik nedeniyle yapay zekâ iş yüklerini farklı ortamlara taşıdı. Şirketler, aynı uygulamayı farklı modellerde veya altyapılarda çalıştırmanın maliyetini karşılaştırarak bütçelerine daha uygun seçenekleri değerlendirebiliyor.

İş yüklerinin taşınması, yalnızca daha ucuz bir model seçmekten ibaret değil. Kurumların veri güvenliği, yanıt kalitesi, gecikme süresi, düzenleyici gereklilikler ve operasyonel süreklilik gibi unsurları da hesaba katması gerekiyor. Bir modelin token başına daha düşük ücret sunması, uygulamanın toplam sahip olma maliyetinin de daha düşük olacağını tek başına göstermiyor.

Şirketler bu nedenle yapay zekâ uygulamalarını farklı modeller arasında yönlendiren sistemlere, kullanım sınırlarına ve maliyet izleme araçlarına ihtiyaç duyuyor. Özellikle büyük hacimli işlemlerde basit görevlerin daha küçük modellerle yürütülmesi, gereksiz model çağrılarının azaltılması ve tekrarlanan istemlerin kontrol edilmesi harcamaların yönetilmesine katkı sağlayabilir.

Kurumsal yapay zekâ yatırımlarının büyümesi, BT ekiplerini bulut maliyetlerini izlemek için kullanılan FinOps yöntemlerini bu alana uyarlamaya yöneltiyor. FinOps yaklaşımı, teknoloji harcamalarının finans, mühendislik ve iş birimleri arasında ortak sorumlulukla takip edilmesini amaçlıyor. Yapay zekâ projelerinde bu yöntem, model kullanımı ile elde edilen iş sonuçlarının aynı değerlendirme çerçevesinde ele alınmasını destekliyor.

Cloudera raporuna göre kuruluşların yüzde 90’ı yapay zekâ maliyetlerini uçtan uca en azından belirli bir doğruluk düzeyinde ölçebildiğini söylüyor. Ancak yalnızca yüzde 27’si harcamalarını çok yüksek doğrulukla takip edebildiğini belirtiyor. Dolayısıyla genel bir bütçe görünümüne sahip olmak, harcamanın hangi ekipten, uygulamadan veya modelden kaynaklandığını kesin biçimde belirlemekle aynı anlama gelmiyor.

BT yöneticileri, model bazında kullanım raporları oluşturarak hangi uygulamaların en fazla token tükettiğini belirleyebilir. Ekipler ayrıca proje bütçeleri için uyarı eşikleri tanımlayabilir, kullanıcı başına maliyetleri karşılaştırabilir ve yapay zekâ uygulamalarının sağladığı tasarrufu ölçebilir. Böylece şirketler, yalnızca toplam harcamayı değil, her bir kullanım senaryosunun işletmeye sağladığı ekonomik katkıyı da değerlendirebilir.

Cloudera’nın araştırması, yapay zekâ harcamalarındaki artışın kurumsal başarıya otomatik olarak dönüşmediğini ortaya koyuyor. Uber’in yıllık yapay zekâ bütçesini yalnızca dört ay içinde tükettiğini açıklamasının ardından çalışanların harcamalarına sınırlar getirmesi, kontrolsüz kullanımın bütçeler üzerindeki etkisine ilişkin örnekler arasında yer alıyor. Accenture da artan giderler nedeniyle çalışanlarına PDF dosyalarını sunumlara dönüştürmek gibi temel görevlerde yapay zekâ kullanımını durdurma talimatı vermişti.

Söz konusu örneklerde maliyet artışlarının bir bölümünün, çalışanları yapay zekâ kullanımını artırmaya teşvik eden uygulamalarla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Kullanım miktarını başarı göstergesi olarak değerlendiren şirketler, daha fazla token tüketimini daha yüksek üretkenlikle karıştırma riski taşıyor. Bu nedenle kurumların yalnızca kullanım sıklığını değil, tamamlanan iş miktarını, kaliteyi ve elde edilen somut faydayı da ölçmesi gerekiyor.

Türkiye’deki işletmeler açısından da benzer bir yaklaşım, döviz cinsinden fiyatlandırılan model hizmetlerinin bütçe üzerindeki etkisini değerlendirmeye yardımcı olabilir. Kuruluşların kullanım sınırları belirlemesi, farklı model seçeneklerini karşılaştırması ve hassas veriler için uygun barındırma koşullarını incelemesi, maliyet yönetimi ile veri güvenliğini birlikte ele almasını sağlar. Önümüzdeki dönemde kurumsal yapay zekâ yatırımlarının başarısını, yalnızca projelerin ölçeği değil, şirketlerin harcamalarını ne kadar doğru izlediği ve bu harcamalardan ne ölçüde ölçülebilir değer ürettiği belirleyecek.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu