Haberler

Yapay Zekâ ABD’de Çalışanları Sendikalara Yöneltti: Destek Rekor Kırdı

ABD’de çalışanların sendikalara yönelik desteği yükselirken Amerikalıların yüzde 47’si sendikaların ülkedeki etkisinin artırılmasını istiyor. Gallup’ın 2026 araştırması, söz konusu oranın 2023’teki yüzde 43 seviyesinden yükseldiğini gösterirken 2009’daki yüzde 25’lik seviyenin neredeyse iki katına ulaşıldığını ortaya koyuyor. Sendikaların genel onay oranı da yüzde 71’e çıkarken yapay zekâ kaynaklı otomasyonun iş gücü üzerindeki etkisi çalışma hayatındaki örgütlenme tartışmasını yeniden güçlendiriyor.

Amerikalıların Sendikalara Daha Fazla Etki Verme İsteği Rekor Seviyeye Ulaştı

Gallup’ın araştırma sonuçları, ABD’de sendikaların daha fazla söz sahibi olmasını isteyenlerin oranının 21. yüzyılın en yüksek seviyesine ulaştığını gösteriyor. 2009 yılında yalnızca yüzde 25 olan destek oranı 2023’te yüzde 43’e çıktıktan sonra 2026’da yüzde 47’ye yükseldi. Sendikaların etkisinin azaltılmasını isteyenlerin oranı ise aynı dönemde yüzde 42’lik zirveden yüzde 26’ya ardından yüzde 23’e geriledi.

Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, ABD’de sendikalara yönelik toplumsal yaklaşımın son yıllarda belirgin biçimde değiştiğini gösteriyor. Gallup verilerinde sendikalara verilen genel onay yüzde 71 seviyesine ulaşırken bu oran Mayıs 1965’te ölçülen seviyeye denk geliyor. 1960’ların ortasındaki yüksek destek, ABD çalışma hayatında örgütlü emeğin güçlü olduğu dönemin önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.

1965 yılına ait çalışma hayatı verileri, sendikal desteğin yüksek olduğu dönemin örgütlenme açısından da güçlü bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor. O dönemde ABD’deki çalışanların yaklaşık üçte biri sendikaya üye olurken 2025 yılında bu oran yaklaşık onda bir seviyesinde kaldı. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu kayıtları, 1960’larda iş bırakma eylemlerinin sayısı ile süresinin de yüksek seviyelere ulaştığını gösteriyor.

1965 yılında gerçekleşen iş bırakmalarının ortalama süresi 25 güne kadar çıkarken sendikal hareketin gücü yalnızca kamuoyu desteğinden beslenmedi. Fabrikalarda çalışan grupların yıllar boyunca yürüttüğü örgütlenme faaliyetleri, ücret pazarlıkları ile çalışma koşullarına ilişkin mücadeleler daha güçlü toplu sözleşme düzeninin oluşmasına katkı sağladı. Sanayileşmenin hız kazandığı dönem, sendikaların ABD ekonomisindeki ağırlığını artırırken sonraki yıllarda başlayan sanayisizleşme süreci aynı yapının zayıflamasına yol açtı.

ABD’deki iş gücü tartışması, yapay zekâ sistemlerinin daha fazla görevi otomatikleştirmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. Üretimden müşteri hizmetlerine, yazılım geliştirmeden idari görevlere kadar farklı alanlarda kullanılan otomasyon araçları bazı mesleklerin görev yapısını değiştirirken çalışanların iş güvencesi konusundaki kaygılarını da artırıyor. Yapay zekâ kaynaklı iş kaybı tartışması, ücretlerin korunması, yeniden eğitim ile işten çıkarma süreçlerinin denetlenmesi gibi başlıkları sendikal pazarlığın içine taşıyor.

Teknolojik dönüşümün çalışma hayatındaki etkisi yalnızca doğrudan iş kaybıyla sınırlı kalmıyor. İşverenlerin üretkenlik artışından elde ettiği kazancın çalışanlara hangi koşullarda yansıtılacağı da toplu pazarlığın temel konularından biri hâline geliyor. ABD iş gücü piyasasında sendikal örgütlenme, çalışanların otomasyon kararları üzerinde söz sahibi olma taleplerini kurumsal bir pazarlık mekanizmasına dönüştürebilecek araçlardan biri olarak yeniden tartışılıyor.

ABD’deki çalışanların son yıllarda artan yaşam maliyetleri karşısında ücretlerin korunmasına daha fazla önem vermesi, sendikalara yönelik desteğin yükselmesinde etkili olan başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Enflasyonun satın alma gücü üzerindeki baskısı, çalışanların ücret artışlarının yanı sıra sağlık hizmetleri, çalışma saatleri ile iş güvencesi gibi konulardaki taleplerini de güçlendiriyor. İş yerindeki hakların korunmasına yönelik beklentiler, sendikaların yalnızca ücret pazarlığı yapan yapılar olarak değil çalışma koşullarını belirleyen aktörler olarak görülmesini destekliyor.

Bir başka belirleyici unsur ise ABD’deki örgütlü emeğin geçmişte elde ettiği kazanımların yeniden gündeme gelmesi olarak görülüyor. 20. yüzyıl işçi hareketinin toplu sözleşme, ücret standardı ile çalışma süresi gibi alanlarda yarattığı değişimler, bugünkü çalışanların otomasyon çağında hangi hakları talep edebileceğine ilişkin tartışmalara referans oluşturuyor. Sendikal hareketin eski gücüne yeniden ulaşabilmesi ise yalnızca kamuoyu desteğine değil iş yerlerindeki örgütlenme kapasitesine de bağlı kalacak.

ABD’deki sendikal destek ile sendika üyeliği arasındaki fark, kamuoyu eğiliminin tek başına örgütlü emeğin gücünü geri getirmeyeceğini gösteriyor. Gallup’ın yüzde 71’lik onay oranı güçlü bir toplumsal destek ortaya koyarken sendikal hareketin pazarlık gücü, çalışanların iş yerlerinde örgütlenebilmesi ile toplu sözleşme süreçlerine katılımıyla doğrudan ilişkili kalıyor. İşverenlerin yapay zekâ yatırımlarını artırması, çalışanların bu teknolojilerin ücretler ve istihdam üzerindeki etkileri hakkında daha fazla söz talep etmesine de zemin hazırlayabilir.

Türkiye’deki çalışanlar açısından ABD’deki tartışmanın doğrudan bir politika sonucu bulunmuyor ancak yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması küresel çalışma hayatında benzer soruları gündeme getiriyor. Şirketlerin otomasyon yatırımlarını artırdığı sektörlerde görev tanımlarının değişmesi, yeniden eğitim programları ile çalışan temsilinin kapsamı daha fazla önem kazanabilir. Önümüzdeki dönemde ABD’deki sendikal hareketin kalıcı bir güç kazanıp kazanmayacağını, artan kamuoyu desteğinin iş yerlerindeki örgütlenmeye ve yapay zekâ çağında yeni çalışma kurallarının belirlenmesine ne ölçüde dönüşeceği gösterecek.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu