Bilim İnsanları Uyardı: LLM Kullanımı İnsanlarda “Bilişsel Virüs” Etkisi Yaratabilir
Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması, insanların düşünme biçimini değiştirebilecek bir “bilişsel virüs” etkisi oluşturabilir. Henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen yeni bir araştırma, ChatGPT ve Claude gibi büyük dil modellerinin bilişsel yükü insanlardan devraldıkça kullanıcıların bu sistemlere daha fazla bağımlı hâle gelebileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, yapay zekâ kullanımının tamamen engellenmesi yerine insanların kendi problem çözme, doğrulama ve eleştirel düşünme becerilerini korumasını öneriyor.
Araştırmacılar Yapay Zekâ Kullanımını Bulaşıcı Bir Süreçle Karşılaştırdı
Uluslararası araştırma ekibi, yayımladığı teorik çalışmada büyük dil modellerinin kültürel olarak yayılan teknolojiler arasında özel bir konuma geldiğini savundu. Araştırmacılara göre insanlar bu sistemleri yararlı buldukları için kullanmaya başlarken çevrelerindeki kişilerin kullanımını gözlemlemeleri de teknolojinin toplum içinde daha hızlı benimsenmesine katkı sağlıyor.
Büyük dil modellerinin yayılımı, araştırmacıların kullandığı çerçevede biyolojik bir enfeksiyonla aynı mekanizmaya dayanmıyor. İnsanlar yapay zekâ kullanım biçimlerini birbirlerinden öğrenirken bilişsel görevlerin bir bölümünü dışarıya aktarmaya başlıyor ve bu davranışın yayılması yeni kullanıcıların da benzer alışkanlıklar geliştirmesine yol açıyor.
Bir öğrenci ödev hazırlarken problemi kendi başına çözmek yerine doğrudan bir sohbet botuna bıraktığında bilişsel yükün bir kısmı kullanıcıdan modele aktarılıyor. Araştırmacılar bu süreci “cognitive offloading” olarak tanımlarken insanlığın daha önce de yazı, dil, kurumlar ve çeşitli teknolojiler aracılığıyla zihinsel görevlerin bir bölümünü dışsallaştırdığını belirtiyor.
LLM kullanımı ise önceki teknolojilerden farklı olarak dışarı aktarılan bilişsel işlemleri aktif biçimde gerçekleştirebilen sistemler ortaya çıkarıyor. ChatGPT veya Claude gibi modeller yalnızca bilgi depolamakla kalmayıp metin üretebildiği, problem çözebildiği, fikir geliştirebildiği için kullanıcı ile araç arasındaki görev paylaşımı daha ileri bir noktaya taşınıyor.
Bir kullanıcı karmaşık bir soruyla karşılaştığında her defasında yapay zekâdan hazır yanıt alırsa kendi muhakeme sürecine daha az zaman ayırabilir. Araştırmacılar, bu davranışın zaman içinde insanların bağımsız problem çözme pratiğini azaltabileceğini ve bilişsel yeterlilikte daha geniş bir düşüşe dönüşebileceğini öne sürüyor.
Eğitim ortamları ise bu riskin en görünür hâle gelebileceği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Öğrenciler kompozisyon yazmak, matematik problemi çözmek veya araştırma yapmak için LLM kullandığında öğrenme sürecinin temel bilişsel adımlarını modele devredebilir; böylece ortaya çıkan sonuç doğru olsa bile öğrencinin o sonuca ulaşırken geliştirmesi gereken beceriler yeterince çalıştırılmayabilir.
Araştırmacıların “bilişsel virüs” ifadesi, LLM’lerin insan beynine biyolojik anlamda zarar veren bir organizma olduğu anlamına gelmiyor. Kavram, yapay zekâ kullanım alışkanlıklarının insanlar arasında hızla yayılmasını ve kullanıcıların zaman içinde bilişsel görevleri teknolojiye bırakma eğiliminin güçlenmesini açıklamak için teorik bir benzetme olarak kullanılıyor.
Çalışmanın ortaya koyduğu modele göre kullanıcıların özerkliğini azaltan süreç kendi kendini güçlendirebilir. Bir kişi belirli bir görevi sürekli olarak modele bıraktıkça ilgili beceriyi daha az kullanabilir ve becerinin zayıflaması sonraki görevlerde yeniden yapay zekâ yardımına başvurma ihtiyacını artırabilir.
Araştırmacılar çözümü yapay zekâ ile tüm temasın kesilmesinde görmüyor. “Bilişsel bağışıklık” olarak adlandırdıkları yaklaşım, insanların yapay zekâ kullanırken bağımsız problem çözme, bilgi doğrulama, eleştirel tartışma ve modelden bilinçli olarak uzak kalma alışkanlıklarını sürdürmesini esas alıyor.
Eğitim kurumları bu yaklaşımı ders tasarımına yansıtarak öğrencilerin bazı görevleri herhangi bir yapay zekâ desteği almadan tamamlamasını sağlayabilir. Kullanıcılar da bir LLM’nin ürettiği cevabı doğrudan benimsemek yerine kaynak kontrolü yaparak, karşı argüman geliştirerek veya problemi önce kendi başına çözerek bilişsel katılımı koruyabilir.
Araştırmanın hakem değerlendirmesinden geçmemiş olması, ortaya atılan “bilişsel virüs” çerçevesinin kesinleşmiş bilimsel bir sonuç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Çalışmanın değeri daha çok LLM’lerin yalnızca üretkenlik sağlayan araçlar olarak değil, insanların düşünme alışkanlıklarını değiştirebilecek teknolojiler olarak incelenmesi gerektiğine ilişkin bir tartışma açmasından kaynaklanıyor.
Türkiye’deki okullar, üniversiteler ve işletmeler açısından da tartışmanın temel noktası yapay zekâyı yasaklamak yerine hangi görevlerin kullanıcı tarafından yapılması gerektiğini belirlemek olabilir. İnsanların yapay zekâdan yararlanırken temel becerilerini düzenli olarak kullanmaya devam etmesi, LLM’lerin sağladığı hız ile uzun vadeli bilişsel yetkinlik arasında daha dengeli bir kullanım modeli oluşturabilir.









