Haberler

ABD’deki Alpha School’un Eğitim Modeli Tartışılıyor: Öğrenciler Kalp Atışlarını Kontrol Etmeye Çalıştı

ABD’de faaliyet gösteren özel okul ağı Alpha School, öğrencilerin eğitim sürecinde yapay zekâ kullanımının yanı sıra kalp atış hızlarının sınıf arkadaşları önünde ölçüldüğü tartışmalı bir uygulamayla gündeme geldi. Eğitim politikaları yazarı Benjamin Riley’nin incelemesine göre lise adaylarından sekiz haftalık bir hazırlık sürecinde sosyal medya görevlerinden fiziksel dayanıklılık sınavlarına kadar çeşitli koşulları yerine getirmeleri istendi. Okulun eğitim modeli hakkında ortaya atılan iddialar, yapay zekânın sınıf ortamındaki rolü kadar öğrencilerin psikolojik güvenliği ile değerlendirme yöntemlerine ilişkin tartışmaları da yeniden başlattı.

Alpha School Öğrencilerin Kalp Atış Hızını Ebeveyn Videoları Eşliğinde Ölçtü

Bir öğrenci, hazırlık programındaki kalp atış testi sırasında dinlenme hâlindeki nabzının dakikada 80 olduğunu ve ölçüm boyunca 88’in üzerine çıkmaması gerektiğini aktardı. Öğrenci, önceden kaydedilmiş bir videoda ebeveynlerinin kendisini eleştirdiğini belirterek test boyunca sınıf arkadaşlarının önünde kalp monitörüne bağlı tutulduğunu söyledi. Öğrencinin anlatımına göre ortalama nabız 87 seviyesinde kaldı ancak test sonrasında ellerinin uzun süre titrediği ifade edildi.

Riley’nin aktardığı öğrenci ifadeleri, söz konusu uygulamanın akademik bir sınavdan ziyade stres altında performans ölçümüne benzediğini gösteriyor. Programın hangi pedagojik hedefe hizmet ettiği ile testi geçemeyen öğrenciler için nasıl bir yaptırım uygulandığı konusunda ise kamuya açık bilgiler bulunmuyor.

Sekiz haftalık bootcamp programına katılan lise adaylarından yeni bir X hesabı açmaları ve en az 100 gerçek takipçi edinmeleri istendiği bildirildi. Öğrenciler ayrıca X Premium aboneliği satın almakla birlikte büyük hesapların paylaşımlarına belirli sayıda nitelikli yanıt göndermek zorunda bırakıldıklarını anlattı.

Programdaki sosyal medya şartları, öğrencilerin yalnızca akademik becerilerini değil çevrim içi görünürlüklerini de değerlendirme sürecinin parçası hâline getiriyor. Öğrencilerden birinin paylaştığı kurallara göre takipçi satın almak veya spam içerik üretmek doğrudan başarısızlık gerekçesi sayılırken sıradan övgü yorumlarının da yeterli kabul edilmediği belirtiliyor.

Programın başka bir aşamasında öğrencilerden restoran mutfakları veya benzin istasyonu tuvaletleri gibi alanlarda ücret almadan temizlik yapmaları istendiği iddia edildi. Riley, iki Alpha School öğrencisinin bu görevi doğruladığını aktarırken katılımcıların yaptıkları işi videoya çekerek süreç boyunca kendi görevlerini anlatmaları gerektiğini belirtti.

Öğrenci anlatımlarında at ahırlarını temizlemek, yağ tutucuları yıkamak veya çöp kutularını ovalamak gibi fiziksel işler de örnekler arasında yer aldı. Katılımcıların görev sırasında şikâyet etmesi ya da olumsuz yorum yapmasının otomatik başarısızlıkla sonuçlandığı öne sürüldü.

Alpha School’un eğitim yaklaşımında öğrencilerin bazı standart Advanced Placement derslerini öğretmen olmadan tamamlaması da yer alıyor. Bir öğrencinin aktardığına göre katılımcılar yalnızca yapay zekâ sohbet botlarından yararlanarak bir AP ders ünitesini beş gün içinde bitirmek ve ardından sınavı geçmek zorunda bırakıldı.

Yapay zekâ destekli eğitim modelinin temel farkı, öğrencinin öğretmenden sürekli doğrudan anlatım almak yerine dijital araçlarla kendi öğrenme sürecini yürütmesine dayanıyor. Ancak eğitim uzmanlarının uzun süredir vurguladığı temel sorunlardan biri, yapay zekâ araçlarının verdiği bilgilerin doğruluğunun her durumda güvenilir olmaması ve öğrencilerin pedagojik yönlendirmeye ihtiyaç duymasıdır.

14 yaşındaki bir öğrencinin anlatımında ise programın başka bir aşamasında bilinmeyen bir vahşi doğa bölümünde üç gün geçirilmesi gerektiği öne sürüldü. Öğrenci, söz konusu görev sırasında yalnızca üç çuval pirinç ile bir çadır bulundurmasına izin verildiğini ifade etti.

Görevin akademik başarıyla bağlantısı kaynakta açıklanmazken öğrenciler için fiziksel güvenlik ile gözetim koşulları da ayrıntılı biçimde ortaya konulmuyor. Çocukların katıldığı okul programlarında fiziksel dayanıklılık veya stres yönetimi içeren faaliyetlerin tasarımı, yaş grubu ile güvenlik standartları nedeniyle özellikle hassas bir alan oluşturuyor.

Riley, araştırması sırasında Alpha School’dan söz konusu uygulamalar hakkında görüş istediğinde okul temsilcileri eleştirilerin içeriğinden ziyade reşit olmayan öğrencilerin sosyal medya faaliyetlerinin haberleştirilmesine ilişkin etik kaygıları gündeme getirdi. Okul yönetimi, yayımlanacak çalışmada öğrencilerin kimliklerinin korunmasını istediğini bildirdi.

Eğitim yazarı Audrey Watters ise Alpha School’un yapay zekâ aracılığıyla daha hızlı ve yüksek kaliteli eğitim sunabileceği yönündeki iddialarını eleştirdi. Watters, okulun yaklaşımının yapay zekânın eğitimdeki sınırlarını göz ardı ettiğini savunurken tartışmanın teknoloji kullanımından daha geniş bir etik soruna dönüştüğünü belirtti.

ABD’deki tartışma, yapay zekâ destekli eğitim sistemlerinin yalnızca öğrenme hızını veya akademik çıktıları değil öğrencilerin nasıl değerlendirildiğini de gündeme taşıyor. Eğitim teknolojisi şirketleri daha kişiselleştirilmiş öğrenme, otomatik geri bildirim ve bireysel ilerleme takibi gibi avantajlar sunarken çocukların biyometrik verilerinin kullanılması, psikolojik baskının ölçme aracı hâline gelmesi ve yapay zekânın öğretmenin yerini ne ölçüde alabileceği ayrı bir denetim alanı oluşturuyor.

Alpha School hakkındaki iddiaların bundan sonraki süreçte daha fazla incelenmesi, özel okullarda yapay zekâ kullanımına yönelik şeffaflık standartlarının önemini artırabilir. Özellikle çocukların kalp atış hızı gibi biyometrik verilerinin eğitim değerlendirmelerinde kullanılması, Türkiye dahil farklı ülkelerde okul yönetimleri ile eğitim teknolojisi sağlayıcılarının veri koruma, veli onayı ve çocuk güvenliği konularını daha sıkı ele almasını gerektirebilecek bir örnek oluşturuyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu