Haberler

SpaceX’in Hücresel Starlink Hizmeti Artık IoT Cihazlarını da Destekliyor

SpaceX, Starlink uydu ağına entegre ettiği hücresel bağlantı teknolojisini genişleterek IoT cihazlarına da destek vermeye başladı. Yeni Zelanda’da başlayan uygulama, özellikle kırsal alanlarda internet erişimi olmayan cihazlar için kesintisiz bağlantı sağlıyor.

Beehive Projesiyle İlk Uygulama Gerçekleşti

Yeni Zelanda merkezli mobil operatör One NZ, Aralık ayında Starlink destekli hücresel hizmetini bireysel kullanıcılarla buluşturan ilk operatör oldu. Şirket, sistemin kapsamını genişleterek kurumsal müşterilere yönelik IoT hizmetlerini de devreye aldı. İlk örnek, yerel yazılım geliştirici APIS Solutions ile gerçekleştirilen arı kovanı izleme projesi oldu.

APIS Solutions, standart donanım modüllerini kullanarak Starlink uydu ağına doğrudan bağlanan bir cihaz geliştirdi. Cihaz, arı kovanlarını geleneksel baz istasyonlarına ihtiyaç duymadan anlık olarak takip edebiliyor. Böylece kırsal bölgelerdeki arıcılık faaliyetleri uzaktan yönetilebiliyor.

One NZ, Starlink uydu ağına veri gönderip almak için kullanılan radyo frekanslarını genişletmek üzere ABD Federal İletişim Komisyonu’na (FCC) başvuru yaptı. Şirketin mevcutta kullandığı 1780–1785 MHz ile 1875–1880 MHz aralığına ek olarak 2500–2515 MHz ve 2620–2635 MHz bandının da devreye alınması planlanıyor. Bu genişleme, daha fazla kapasiteyle yeni hizmetlerin sunulmasının önünü açacak.

Şirket FCC’ye gönderdiği yazıda, “Kullanıcılarımıza hizmet sunmayı sürdürmek ve veri ile IoT hizmetleri gibi ek servisleri devreye almak için yeterli kapasiteye sahip olmayı istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

ABD’li mobil operatör T-Mobile da Starlink destekli hücresel hizmetlerde IoT desteğini gündemine aldı. Şirket, kısa süre önce başlattığı hizmete multimedya mesajlaşma özelliği eklediğini duyurdu. Ekim ayında ise bazı üçüncü taraf uygulamalara veri erişimi sağlanması planlanıyor. T-Mobile, IoT desteğinin “gelişim yol haritasında” olduğunu belirtti. SpaceX, Starlink hizmetini uzun süredir IoT cihazlarını da kapsayan bir çözüm olarak tanımlıyor. Yeni Zelanda’daki uygulamalarla birlikte bu hedefin sahada da gerçeklik kazandığı görülüyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu