Microsoft Azure

Azure Local 2026: HCI Platformundan Hibrit ve Sovereign Cloud Altyapısına

Microsoft Azure Local, ilk dönemlerinde temel olarak Hyper-V ve Storage Spaces Direct üzerine kurulu bir HCI çözümü olarak konumlandırılıyordu. Ancak 2026 itibarıyla Azure Local, yalnızca sanal makine çalıştıran bir platform olmaktan çıktı.

Bugün Azure Local; VMware’den geçiş, external SAN altyapıları, branch office senaryoları, disconnected private cloud, Kubernetes, GPU destekli AI iş yükleri ve virtual desktop çözümlerini kapsayan daha geniş bir platform ailesine dönüştü.

Bu nedenle Azure Local değerlendirirken yalnızca “kaç node’lu bir cluster kurulacak?” sorusuna odaklanmak yeterli değil. Öncelikle hangi deployment type’ın kullanılacağı belirlenmelidir.

Azure Local’ın gelişimi

Azure Local’ın temeli Windows Server Hyper-V ve Storage Spaces Direct teknolojilerine dayanıyor. Azure Stack HCI döneminde Azure registration, monitoring ve billing özellikleri platforma eklendi.

23H2 sürümüyle birlikte deployment, update ve virtual machine yönetimi Azure portal ve Azure Arc üzerinden yapılmaya başlandı. Ürün, Kasım 2024’te Azure Local olarak yeniden adlandırıldı.

2026 yılında ise önemli bir mimari değişiklik yaşandı. Hyper-converged cluster, Azure Local’ın tek kullanım modeli olmaktan çıkarak farklı deployment türlerinden biri haline geldi.

Azure Local deployment modelleri

Azure Local ortamlarında kullanılabilecek temel deployment modelleri aşağıdaki gibidir:

Deployment modeliÖlçekTemel özellik
Hyper-converged1–16 makineCompute ve Storage Spaces Direct aynı altyapıda
Rack-aware clusterEn fazla 8 makineİki rack arasında rack-level resilience
Hyper-converged with external SAN1–16 makineFibre Channel veya iSCSI SAN desteği
Disaggregated1–64 makineCompute ve storage ayrı ölçeklenir
Multi-rack100’den fazla makineBüyük veri merkezleri için sabit tasarım
Disconnected operations64 makineye kadar workload clusterAzure bağlantısı olmadan local control plane
Small form factorTekil compact cihazlarLinux tabanlı, container odaklı yapı

External SAN kullanan ortamlarda Fibre Channel desteği 2604, iSCSI desteği ise 2607 sürümüyle genel kullanıma sunuldu. Bu model, mevcut SAN yatırımlarını korumak isteyen kurumlar için Azure Local’ı daha uygulanabilir hale getirdi.

1. VMware’den Azure Local’a geçiş

Broadcom’un VMware lisanslama modelinde yaptığı değişiklikler, birçok kurumun alternatif platformları değerlendirmesine neden oldu. Bu noktada Azure Local, özellikle Microsoft teknolojilerinin yoğun kullanıldığı kurumlarda güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Azure Migrate, VMware sanal makinelerinin Azure Local’a taşınması için kullanılabiliyor. External SAN desteğinin devreye girmesiyle birlikte kurumlar mevcut Fibre Channel veya iSCSI yatırımlarını da koruyabiliyor.

Bu, özellikle yıllardır kullanılan ve hâlâ yeterli kapasiteye sahip olan SAN altyapılarının yeniden değerlendirilmesini sağlıyor. Kurumlar, Storage Spaces Direct’e geçmeden Azure Local üzerinde SAN-backed virtual machine altyapısı kurabiliyor.

Ancak external SAN ve disaggregated deployment modellerinin cloud-connected hyper-converged mimariye göre farklı licensing seviyeleri ve maliyetleri bulunuyor. Bu nedenle teknik tasarım kadar licensing analizi de yapılmalı.

2. Branch office ve edge senaryoları

Azure Local yalnızca büyük veri merkezleri için tasarlanmış bir platform değil. Tek node, iki node veya üç node’lu switchless cluster yapıları; branch office, retail, üretim tesisi ve industrial edge ortamlarında kullanılabiliyor.

Bu ortamlarda genellikle birkaç kritik virtual machine, local application ve edge service çalıştırılıyor. Azure Local’ın merkezi Azure yönetimi sayesinde farklı lokasyonlardaki sistemler aynı operasyon modeliyle yönetilebiliyor.

Üretim ortamlarında Azure IoT Operations’ın Azure Local üzerinde AKS ile çalıştırılması da önemli kullanım senaryolarından biri. Böylece cihazlardan gelen veriler local olarak işlenebiliyor ve yalnızca gerekli bilgiler merkezi sistemlere aktarılabiliyor.

Small form factor deployment modeli ise henüz preview aşamasında. Bu model daha çok container çalıştırmaya odaklanıyor ve Azure Local VM desteği sunmuyor. Bu nedenle üretim tasarımlarında kullanılmadan önce genel kullanıma açılması beklenmeli.

3. Sovereign ve disconnected private cloud

Azure Local’ın en dikkat çekici kullanım alanlarından biri disconnected operations modelidir. Bu mimaride Azure Local, Azure bağlantısı olmadan çalışabilecek bir local control plane ile yönetilir.

Local control plane içerisinde aşağıdaki bileşenler yer alabilir:

  • Azure portal deneyimi,
  • Azure Resource Manager,
  • RBAC,
  • Azure Policy,
  • Key Vault,
  • Azure Container Registry.

Bu sayede yüksek güvenlik gerektiren, internet bağlantısının sınırlı olduğu veya verinin kurum dışına çıkmasının istenmediği ortamlarda Azure benzeri bir yönetim modeli oluşturulabilir.

Disconnected mimaride yönetim için üç node’lu ayrı bir management cluster kullanılır. Bu cluster üzerinde workload çalıştırılmaz. Workload cluster’lar ise Azure Local virtual machines, Arc-enabled servers ve AKS altyapılarını barındırır.

Microsoft’un Sovereign Private Cloud yaklaşımı kapsamında aşağıdaki servisler öne çıkıyor:

  • Microsoft 365 Local,
  • Exchange Server,
  • SharePoint Server,
  • Skype for Business Server,
  • SQL Server on Azure Local,
  • GitHub Enterprise Local,
  • Foundry Local,
  • AKS.

Ancak Azure Virtual Desktop disconnected operations kapsamında desteklenmiyor. Virtual desktop ihtiyacı olan kurumların bu bölümü connected deployment olarak tasarlaması gerekiyor.

4. Büyük veri merkezleri ve rack-level resilience

Rack-aware clustering, iki farklı rack veya oda arasında çalışan ve bir rack’in tamamen kaybedilmesi durumunda hizmetin devam etmesini sağlayan bir deployment modelidir.

Bu mimaride iki rack arasında round-trip latency değerinin 1 ms veya altında olması gerekir. Rack-aware cluster en fazla sekiz makineyle sınırlıdır ve yalnızca yeni deployment’lar için kullanılabilir. External SAN desteği bu modelde bulunmaz.

Daha büyük ortamlar için disaggregated deployment 64 makineye kadar ölçeklenebilir. Bu modelde compute ve storage ayrı ölçeklenir ve storage tarafında SAN kullanılır.

100’den fazla makine ve binlerce core gerektiren veri merkezlerinde ise multi-rack deployment modeli kullanılır. Multi-rack yapılar sabit bir hardware design, managed network fabric ve belirli Azure bölgelerine bağlantı gerektirir.

5. Virtual desktop altyapıları

Azure Local’ın güçlü olduğu alanlardan biri Azure Virtual Desktop ve Windows 11 Enterprise multi-session desteğidir.

Multi-session mimarisinde birden fazla kullanıcı aynı session host üzerinde çalışabilir. Bu yapı, kullanıcı başına ayrı bir virtual machine çalıştırma zorunluluğunu ortadan kaldırarak VDI maliyetlerini azaltır.

2026 yılında Azure Virtual Desktop Hybrid’in genel kullanıma açılmasıyla birlikte AVD session host’ları Hyper-V, VMware vSphere, Nutanix AHV ve fiziksel hardware üzerinde de çalıştırılabilir hale geldi.

Ancak önemli bir fark bulunuyor: AVD Hybrid üzerinde Windows 11 multi-session desteği yoktur. Bu platformlarda genellikle single-session virtual desktop veya Windows Server session host kullanılır.

Windows 11 Enterprise multi-session desteğiyle birlikte on-premises VDI ihtiyacı olan kurumlar için Azure Local hâlâ özel bir konumda bulunuyor.

6. Kubernetes, GPU ve AI iş yükleri

Azure Local, virtual machine altyapısının yanında Kubernetes ve AI iş yüklerini de destekliyor.

AKS enabled by Azure Arc ile Kubernetes cluster’ları Azure portal veya Azure CLI üzerinden kurulup yönetilebiliyor. GPU tarafında ise iki temel yöntem kullanılıyor:

  • Discrete Device Assignment: GPU’nun tamamı tek bir virtual machine’e atanır.
  • GPU Partitioning: GPU, birden fazla virtual machine arasında paylaştırılır.

AKS üzerindeki GPU kullanımı için ise DDA modeli öne çıkıyor. GPU partitioning desteği AKS Arc tarafında henüz bulunmadığı için her Kubernetes worker node’u fiziksel bir GPU’ya ihtiyaç duyabiliyor.

Bu nedenle AI tasarımlarında yalnızca CPU ve memory planlaması yeterli değildir. Fiziksel GPU sayısı, GPU modeli ve her node’daki GPU dağılımı baştan planlanmalıdır.

Foundry Local, KAITO ve Agentic Retrieval gibi AI çözümleri de Azure Local üzerinde değerlendirilebiliyor. Ancak bu servislerin bir kısmı hâlâ preview aşamasında bulunuyor.

7. Legacy Windows iş yükleri

Azure Local’ın geçmişte öne çıkan avantajlarından biri Extended Security Updates desteğiydi. Ancak ESU kuralları 2026 yılında değişti.

Windows Server 2016, 12 Ocak 2027’de support lifecycle sonuna ulaşıyor. Bu işletim sistemi için Azure Local üzerinde otomatik olarak ücretsiz ESU sağlanacağı varsayılmamalı. Kurumların upgrade planı oluşturması veya ESU maliyetini ayrıca bütçelendirmesi gerekiyor.

Hotpatch tarafında ise Windows Server 2022 ve 2025 Datacenter: Azure Edition VM’leri restart gerektirmeden security update alabiliyor. Bununla birlikte hotpatch artık tek başına Azure Local tercih sebebi olmaktan çıkmış durumda.

Trusted Launch, Secure Boot, vTPM ve virtualization-based security gibi özellikler ise Azure Local üzerindeki virtual machine’lerin security posture’unu güçlendiriyor.

Azure Local ile diğer platformların karşılaştırması

PlatformGüçlü olduğu alanDikkat edilmesi gereken nokta
Azure LocalAzure integration, AVD multi-session, AKS, GPU, sovereign cloudAzure bağımlılığı ve licensing modeli
VMwareOlgun ecosystem ve geniş hardware desteğiBroadcom sonrası licensing maliyetleri
NutanixVendor neutrality ve mature HCIYüksek licensing maliyeti
Proxmox VEDüşük maliyet ve açık kaynak yapıManaged Kubernetes ve Azure-native servis eksikliği
Hyper-V + System CenterMicrosoft odaklı klasik datacenter yönetimiAzure Local kadar bütünleşik cloud control plane sunmaması
OpenShift VirtualizationContainer ve VM iş yüklerini birlikte çalıştırmaKubernetes operasyon deneyimi gerektirmesi

Proxmox, Linux bilgisi güçlü ve maliyet hassasiyeti bulunan kurumlar için önemli bir VMware alternatifi haline geldi. Nutanix, vendor neutrality arayan büyük kurumlarda güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.

OpenShift Virtualization ise container-first yaklaşımı benimseyen ve virtual machine iş yüklerini Kubernetes platformuyla birleştirmek isteyen kurumlar için anlamlı bir alternatif sunuyor.

Hyper-V ve System Center ise mevcut Microsoft altyapısını korumak isteyen ve klasik datacenter işletim modelinden vazgeçmek istemeyen kurumlar için hâlâ geçerli.

Azure Arc’ın rolü

Azure Arc, Azure Local’ın ötesine geçen ortak bir management plane sağlıyor. Arc sayesinde farklı platformlar Azure üzerinden yönetilebilir hale geliyor:

  • Azure Local,
  • VMware vSphere,
  • Hyper-V,
  • Nutanix,
  • Proxmox,
  • AWS ve GCP üzerindeki sunucular,
  • OpenShift ve diğer Kubernetes cluster’ları.

Azure Policy, Microsoft Defender for Cloud, Azure Monitor ve Azure Update Manager gibi servisler farklı altyapılar üzerinde ortak governance sağlıyor.

Bu nedenle birçok kurum için en doğru yaklaşım, mevcut altyapıyı önce Azure Arc ile yönetilebilir hale getirmek ve Azure Local’a geçişi hardware yenileme veya licensing yenileme dönemine bırakmak olabilir.

Azure Local, 2026 itibarıyla yalnızca bir HCI platformu değildir. Aynı ürün adı altında farklı deployment modellerini, SAN-backed altyapıları, disconnected private cloud senaryolarını, Kubernetes ve GPU iş yüklerini bir araya getiren geniş bir platform ailesi sunmaktadır.

Bu nedenle bir Azure Local projesinin ilk adımı hardware seçmek değil, deployment type’ı belirlemek olmalıdır.

Azure Local özellikle aşağıdaki ihtiyaçlar bulunan kurumlarda öne çıkmaktadır:

  • VMware’den çıkış,
  • Azure portal üzerinden on-premises yönetim,
  • Windows 11 multi-session ile VDI,
  • Kubernetes ve GPU tabanlı AI,
  • Mevcut SAN yatırımını koruma,
  • Sovereign veya disconnected cloud,
  • Microsoft teknolojileriyle bütünleşik operasyon.

Buna karşılık düşük maliyetli Linux odaklı ortamlar için Proxmox, vendor bağımsızlığı arayan kurumlar için Nutanix, container-first organizasyonlar için OpenShift ve klasik Microsoft datacenter yapıları için Hyper-V ile System Center daha uygun olabilir.

Azure Local’ın temel avantajı, Azure operating modelini kurumun kendi hardware altyapısına taşımasıdır. Azure Arc ise bu modelin farklı platformlara genişletilmesini sağlayarak kurumların tek seferde büyük bir dönüşüm yapmak zorunda kalmadan aşamalı ilerlemesine imkân verir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu