ABD ile Çin Arasında Yapay Zekâ Olayları İçin Bildirim Mekanizması Önerildi
ABD ile Çin, ulusal güvenliği etkileyebilecek yapay zekâ olayları hakkında birbirlerini bilgilendirecek yeni bir mekanizma üzerinde görüşmeye başladı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 20 Eylül 2026’da Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile New York’ta yapılan görüşmelerin ardından önerinin Washington ile Pekin arasında yeni bir yapay zekâ diyaloğunun parçası olduğunu açıkladı. Tarafların görüşmesi, yapay zekâ destekli hatalı bir istihbarat raporunun ABD ordusunu Orta Doğu’daki bir Çin gemisini durdurmaya hazırladığına ilişkin haberlerin ardından gerçekleşti.
Yeni Mekanizma Ulusal Güvenlik Risklerini Bildirmeyi Amaçlıyor
New York’taki görüşmelerde Bessent, ABD’nin Çin ile yapay zekâ kaynaklı ciddi olayları bildirmeye yönelik bir sistem kurulmasını önerdi. Bessent, iki ülkenin ortak tehditler ile ortak hedefler konusunda daha şeffaf bir iletişim kurmasını amaçladıklarını belirtirken önerilen sistemin hangi kurumlar tarafından yönetileceğine ilişkin ayrıntılar henüz açıklanmadı.
Washington ile Pekin arasındaki önerilen yapı, yapay zekâ sistemlerinin yanlış bilgi üretmesi, siber saldırılarda kullanılması veya kritik altyapılar üzerinde kontrol kaybına yol açması gibi olayların devletler arasında daha hızlı paylaşılmasına dayanabilir. Taraflar henüz hangi olayların bildirim gerektireceğini veya uyarıların hangi teknik kanallardan iletileceğini açıklamadığı için mekanizmanın kapsamı şu aşamada netleşmiş değil.
ABD ordusunun 2026 ilkbaharında Orta Doğu’da yaşadığı olay, yapay zekâ hatalarının ulusal güvenlik kararlarına nasıl taşınabileceğini ortaya koydu. ABD Özel Harekât Komutanlığı’nda görev yapan bir analistin yapay zekâ sohbet botundan aldığı yanıt, Çin’e ait bir geminin nükleer silah programıyla bağlantılı malzeme taşıdığı yönünde hatalı bir istihbarat değerlendirmesine dönüştü.
ABD askerî personeli gemiye çıkmak için hazırlık yaparken askerî uçakların da havalandığı sırada yetkililer raporu yeniden inceledi. İkinci inceleme, geminin taşıdığı malzemeye ilişkin değerlendirmenin chatbot tarafından hatalı biçimde üretildiğini ortaya çıkardı ve operasyon son aşamada durduruldu.
ABD ile Çin arasındaki yeni girişim, yapay zekâ sistemlerinin yüksek riskli karar süreçlerinde kullanılmasında insan doğrulamasının önemini de gündeme taşıyor. Yapay zekâ halüsinasyonu, sistemin gerçeğe dayanmayan bir bilgiyi güvenilir bir yanıt gibi üretmesi anlamına gelirken askerî istihbarat gibi sonuçları ağır olabilecek alanlarda tek bir hatalı çıktının karar zincirine girmesi ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Askerî yapay zekâ kullanımı açısından temel sorun yalnızca modelin yanlış cevap üretmesiyle sınırlı kalmıyor. Bir yapay zekâ aracının açık kaynak verileri, gizli istihbarat bilgileri veya farklı veri kümelerini bir araya getirirken kaynaklar arasındaki ilişkileri yanlış yorumlaması, hatalı sonucun resmî bir rapor biçiminde karar vericilere ulaşmasına neden olabiliyor.
Washington’daki Trump yönetimi yapay zekâ geliştirme hızının azaltılmasına yönelik çağrılara mesafeli yaklaşırken ABD ile Çin arasında risk yönetimine ilişkin iletişim kanalı kurulması önerisi farklı bir güvenlik yaklaşımını ortaya koyuyor. Başkan Donald Trump, daha önce AI geliştirme yarışında ABD’nin Çin karşısındaki teknolojik üstünlüğünü koruması gerektiğini savunurken yapay zekâ güvenliğine ilişkin endişeleri de eleştirmişti.
Pekin ile Washington arasındaki görüşmeler, yapay zekâ diyaloğunun ticaret ve teknoloji rekabetinden ayrı bir iletişim alanı oluşturabileceğini gösteriyor. ABD ile Çin arasında daha önce de AI güvenliği konusunda görüşmeler yapılması gündeme gelmiş ancak resmi bir forum kurulması konusunda somut ilerleme sağlanmamıştı.
ABD ile Çin’in üzerinde çalıştığı bildirim sisteminin hangi kurumları kapsayacağı, hangi olayların alarm oluşturacağı ve karşılıklı bildirimin ne kadar hızlı yapılacağı henüz açıklanmadı. Uzmanlar, iki ülkenin yapay zekâ konusunda rekabeti sürdürürken ortak riskler için iletişim kanalı oluşturmasının diğer ülkeler açısından da bir model oluşturabileceğini değerlendiriyor.
ABD ile Çin arasında önerilen mekanizma hayata geçirilirse yapay zekâ kaynaklı ciddi olayların yalnızca şirketler veya ulusal kurumlar içinde değerlendirilmesi yerine uluslararası kriz iletişiminin parçası olması gündeme gelebilir. Özellikle askerî sistemler, kritik altyapılar, siber güvenlik ve istihbarat alanlarında yapay zekâ kullanımının genişlemesi, teknik hataların yanlış anlaşılmasını önleyecek doğrulama kanallarını daha önemli hale getiriyor.









