Haberler

Meta’nın Yapay Zekâ ile Çalışanları Azaltma Planı Beklenen Sonucu Vermedi

Meta, çalışan sayısını yapay zekâ ajanlarıyla azaltmayı hedefleyen kapsamlı yeniden yapılanma planını teknik sorunlar ile çalışan tepkileri nedeniyle geri çekti. Şirket, Mayıs 2026’da personelinin yüzde 10’unu işten çıkarırken daha geniş kapsamlı ikinci işten çıkarma dalgasını durdurdu. Meta’nın yapay zekâ destekli çalışma modelinde üretim artışı beklentilerin altında kalırken teknik arızalar, güvenlik olayları ve çalışan memnuniyetsizliği planın hızını kesti.

Meta’nın Yapay Zekâ Odaklı Organizasyon Modeli Beklenen Verimliliği Sağlayamadı

Meta’nın kurum içi planlama belgelerinde yer alan Project OT, şirketin ekip yapısını daha küçük gruplara ayırarak yapay zekâ ajanlarının günlük çalışmalarda daha fazla sorumluluk üstlenmesini öngörüyordu. Plan kapsamında bazı ekiplerde çalışan sayısının işten çıkarmalar, işe alım dondurmaları ile performans değerlendirmeleri üzerinden yüzde 60’a kadar azaltılması hedefleniyordu. Meta’nın yaklaşımı, mühendislik ile tasarım görevlerinin daha geniş kapsamlı “builder” rolü altında birleştirilmesini ve yönetim katmanlarının azaltılmasını da içeriyordu.

Meta CTO’su Andrew Bosworth tarafından paylaşılan kurum içi verilere göre yapay zekâ destekli kod değişiklikleri bir yılda yüzde 220 arttı. Kullanıcılara sunulan yeni veya güncellenmiş özelliklerin artışı ise yüzde 36’da kaldı. Söz konusu fark, daha fazla kod üretmenin doğrudan daha hızlı ürün geliştirme anlamına gelmediğini ortaya koyarken şirket yönetiminin beklediği verimlilik kazanımlarının neden sınırlı kaldığına ilişkin önemli bir gösterge oluşturdu.

Meta’nın altyapı ekipleri Mart 2026’da yapay zekâ tarafından üretilen kod miktarındaki artışın güvenilirlik açısından risk yaratabileceği konusunda uyarılar yaptı. Kurum içi değerlendirmelerde yeterli insan denetimi bulunmayan yapay zekâ ajanlarının insanların normal koşullarda gerçekleştirmeyeceği ölçekte sistem değişiklikleri yapabildiği belirtildi. Teknik ile güvenlik olaylarının önceki yıla göre yüzde 40 arttığı, çalışanların olaylara müdahale etmek için harcadığı sürenin ise yüzde 70 yükseldiği aktarıldı.

Meta’nın ürün ekipleri, yapay zekâ destekli çalışma modelini daha önce küçük teknoloji grupları üzerinde test etmişti. Ürün yöneticisi Ime Archibong’un geçen yıl başlattığı pilot çalışmada iki veya üç mühendisten oluşan ekipler bir tasarımcıyla birlikte çalışırken altı aylık geliştirme planları yerine dört haftalık sprintler kullanıldı. Meta daha sonra bu yaklaşımı mühendislik ile araştırma dahil en az 11 birime taşıyarak daha küçük ekiplerin üst düzey yöneticilere bağlı çalıştığı bir yapı oluşturdu.

Şirketin “AI-Native Playbook” adıyla hazırladığı çalışma modeli, yapay zekânın yalnızca kod yazma aracı olarak değil iş önceliklerini belirleyen bir yardımcı olarak kullanılmasını da öngörüyordu. Kıdemli yöneticilerin 30 ila 50 çalışanlık grupları takip ettiği “village” yaklaşımında ekip liderlerinin günlük çalışmayı yönlendirmesi planlandı. Bazı çalışanlar ise yeni sorumlulukların yöneticilik eğitimleri ile performans değerlendirme araçları gibi mevcut kurumsal süreçlerle örtüşmediğini kurum içi platformlarda dile getirdi.

Meta’nın insan kaynakları ekipleri de yapay zekâ dönüşümünün çalışan yapısına etkisini ölçmek için “Irreplaceable Talent” adı verilen bir değerlendirme yaklaşımı geliştirdi. Sistem, şirket açısından kritik görülen çalışanları belirlemeyi amaçlarken yapay zekâ mühendislerini elde tutmak için işten çıkarmalardan sağlanacak kaynakların yüksek ücret paketlerine yönlendirilmesi planlandı. Şirket içindeki tartışmalar ise yapay zekâ yatırımlarının çalışanların verimliliğini artırmakla sınırlı kalmayıp bazı görevleri doğrudan ortadan kaldırabileceği endişesini güçlendirdi.

Meta çalışanlarının bilgisayarlarındaki klavye ile fare hareketlerini izlemeyi planlayan takip sistemi de dönüşüm programının en tartışmalı unsurlarından biri oldu. Şirket, toplanan kullanım verilerini yapay zekâ ajanlarının bilgisayar üzerinde görev gerçekleştirmeyi öğrenmesinde kullanmayı amaçlarken çalışanlar söz konusu verilerin ileride kendi görevlerini otomatikleştirecek sistemlerin eğitiminde kullanılmasından endişe etti. Meta, gelen tepkilerin ardından fare ile klavye takibine yönelik programı durdurdu.

Güvenlik tarafındaki sorunlar da yapay zekâ destekli otomasyonun kurumsal ortamlarda yalnızca üretkenlik üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösterdi. Haziran 2026’da Meta’nın yapay zekâ destekli müşteri hizmetleri botundaki bir güvenlik açığının yüksek profilli Instagram hesaplarına erişim sağlamak için kullanıldığı bildirildi. Söz konusu olay, yapay zekâ ajanlarının müşteri hizmetleri gibi dış kullanıcılarla temas eden alanlarda çalıştırılması sırasında erişim yetkileri, insan denetimi ve güvenlik sınırlarının önemini ortaya koydu.

Meta CEO’su Mark Zuckerberg Temmuz ayında yapay zekâ ajanlarının şirket içindeki çalışmaları henüz beklenen hızda hızlandırmadığını kabul etti. Zuckerberg, teknolojinin önümüzdeki üç ila altı ay içinde daha fazla fayda sağlamasını beklediğini belirtirken şirketin yapay zekâ stratejisinden vazgeçmediğini de ortaya koydu.

Meta’nın yapay zekâ altyapısına yönelik harcamaları 2026 boyunca en az 130 milyar dolara ulaşacak. Söz konusu bütçe, yapay zekâ çipleri ile veri merkezi altyapısını kapsarken yatırımcılar şirketin bu ölçekteki harcamaları hangi gelir ve verimlilik kazanımlarına dönüştüreceğini daha yakından takip ediyor.

Kurumsal yapay zekâ dönüşümünde Meta’nın yaşadığı deneyim, daha fazla otomasyonun tek başına daha yüksek üretkenlik sağlamadığını gösteren önemli örneklerden biri haline geliyor. Yapay zekâ ajanlarının kod yazma, test gerçekleştirme veya operasyon yürütme kapasitesi artarken şirketler aynı anda denetim, güvenlik, altyapı güvenilirliği ve çalışan rollerini yeniden tasarlamak zorunda kalıyor. Meta’nın önümüzdeki dönemde izleyeceği yaklaşım, çalışan sayısını azaltmaktan çok yapay zekâ ile insan ekipleri arasındaki görev dağılımının nasıl kurulacağını belirleyecek.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu