Haberler

vSphere 8 İçin Son Tarih Yaklaşırken CIO’ların Önündeki Seçenekler Değişiyor

VMware vSphere 8 kullanıcıları için kritik tarih 11 Ekim 2027 olurken Broadcom’un genel destek sürecini sonlandırması, güvenlik güncellemelerinin kesilmesiyle birlikte kalıcı lisans modelinin de sona ermesini beraberinde getirecek. Şirketler bu tarihten sonra VMware ekosisteminde kalmak isterse VMware Cloud Foundation 9 veya VMware vSphere Foundation 9 tabanlı abonelik modeline geçmek zorunda kalacak. Kurumsal BT yöneticileri açısından karar yalnızca yeni bir VMware sürümüne geçişi değil lisanslama, altyapı mimarisi, hibrit bulut stratejisi ile yapay zekâ hazırlığını birlikte değerlendirmeyi gerektirecek.

vSphere 8 Desteğinin Bitmesi Lisanslama Modelini Değiştirecek

VMware, vSphere 8’i Ekim 2022’de piyasaya sürerken ürünün yaşam döngüsü Broadcom’un 2023’teki satın alımından önce başladı. Broadcom’un VMware ürün ailesini yeniden düzenlemesiyle birlikte klasik kalıcı lisans yaklaşımı giderek yerini abonelik tabanlı paketlere bırakırken vSphere 8 kullanıcıları mevcut altyapılarını değerlendirmek için sınırlı bir geçiş dönemi elde etti.

11 Ekim 2027 sonrasında vSphere 8 için genel destek sona erecek ve hata düzeltmeleri ile güvenlik yamaları artık standart destek kapsamında sağlanmayacak. Geleneksel kalıcı lisansların da aynı tarihte sona ermesi, kuruluşları yeni VMware lisanslama yapısını veya farklı bir sanallaştırma platformunu değerlendirmeye yöneltecek.

VMware Cloud Foundation 9, vSphere 8’deki daha esnek ürün yaklaşımından farklı olarak vSAN ile NSX gibi bileşenleri daha sıkı biçimde paketleyen bir altyapı sunuyor. VMware vSphere Foundation 9 ise daha dar özellik kapsamıyla VMware ekosisteminde kalmak isteyen kuruluşlara alternatif oluştururken VCF 9’un Kubernetes ile yapay zekâ odaklı daha geniş yeteneklerini aynı ölçekte sunmuyor.

VCF 9’a geçiş, yalnızca mevcut sanal makinelerin yeni bir lisans altında çalıştırılmasını ifade etmiyor. Nutanix’ten Harsha Kotikela’nın değerlendirmesine göre yeni yapı vSAN ile NSX entegrasyonunu merkeze alırken kuruluşların daha önce ayrı ürün olarak tercih edebildiği bileşenleri tek bir paket içerisinde değerlendirmesine neden oluyor.

Kurumsal BT ekipleri açısından paket modelinin bir diğer sonucu daha kapsamlı lisans denetimleri oluyor. Daha yüksek maliyet beklentisi, zorunlu ürün paketleri ile denetim gereksinimleri bir araya geldiğinde vSphere 8’den VCF 9’a geçiş, bazı şirketler için teknik yükseltmeden ziyade altyapı mimarisinin yeniden tasarlanmasını gerektiren bir projeye dönüşebiliyor.

Hibrit bulut yatırımlarını artıran işletmeler için özel bulut merkezli yaklaşım ayrıca stratejik bir soru oluşturuyor. Dağıtık altyapı kullanan şirketler, yalnızca VMware’in sunduğu özel bulut yeteneklerine göre değil şirket içi sistemler, ortak yerleşim merkezleri, genel bulut kaynakları ile Kubernetes kümelerini nasıl birlikte yöneteceklerine göre karar vermek zorunda kalacak.

Gartner araştırmasında yer alan veriler, VMware altyapısından uzaklaşma eğiliminin şimdiden başladığını gösteriyor. Araştırmaya katılanların yüzde 35’i tüm VMware portföyünü başka bir platforma taşımış veya taşıma sürecini başlatmış durumda bulunurken analist şirketi alternatif çözümlerin önümüzdeki 24 ay içinde özellik kapsamı ile operasyonel olgunluk açısından daha güçlü hale geleceğini öngörüyor.

Nutanix, VMware alternatifleri arasında öne çıkan platformlardan biri olarak konumlanırken üçüncü taraf depolama üreticileriyle entegrasyonlarını genişletiyor. Kuruluşların değerlendirdiği alternatifler yalnızca sanallaştırma hipervizörünü değiştirmeye değil mevcut sanal makine iş yüklerini, depolama sistemlerini, ağ yapılarını ve yönetim süreçlerini yeni bir kontrol düzleminde birleştirmeye odaklanıyor.

VMware ekosisteminden çıkış kararı veren işletmeler için doğrudan lift-and-shift yaklaşımı da uzun vadeli hedefleri karşılamayabilir. Gartner’ın önerdiği modernizasyon yaklaşımı hibrit mimariler, açık kaynak teknolojiler ile konteyner yönetimini birlikte değerlendirirken sanallaştırmanın geleceğinde sanal makineler ile konteynerlerin tek bir yönetim düzleminden kontrol edilmesi öne çıkıyor.

Kubernetes’in kurumsal uygulama geliştirmede daha fazla kullanılması, klasik hipervizör merkezli altyapıların yanında konteyner yönetimini de temel BT yeteneklerinden biri haline getiriyor. Tek kontrol düzlemi yaklaşımı, sanal makineler ile konteynerlerin aynı operasyon modeli içinde yönetilmesini hedeflerken altyapının tanımlayıcı otomasyonla hazırlanıp yönetilmesine zemin oluşturuyor.

Nutanix Cloud Platform, bu yaklaşımda sanal makineler ile konteynerleri aynı platform üzerinden yönetmeyi hedefleyen mimarilerden biri olarak öne çıkıyor. Platformun iş akışları, yaşam döngüsü yönetimi ve operasyon süreçlerini tek noktada toplaması, şirketlerin özel bulut ile genel bulut kaynaklarını ayrı operasyonel silolar halinde yönetme ihtiyacını azaltmayı amaçlıyor.

Nutanix’in Agent Gateway çözümüne eklenen yapay zekâ ajanı gözlemlenebilirliği ile belirteç yönetimi de altyapı platformlarının yeni nesil yapay zekâ uygulamalarına hazırlanmaya başladığını gösteriyor. CIO’ların üç veya dört yıllık altyapı yatırımlarında yalnızca mevcut sanal makine kapasitesine değil GPU, Kubernetes, yapay zekâ çıkarımı ile dağıtık kaynak yönetimine de bakması gerekiyor.

Kuruluşların yapay zekâ pilotlarından üretim ortamlarına geçmesi, altyapı seçimindeki esneklik ihtiyacını artırıyor. CPU tabanlı klasik iş yüklerinin yanında GPU kullanan yapay zekâ uygulamalarının şirket içinde, ortak veri merkezlerinde veya genel bulut ortamlarında çalıştırılması, tek bir altyapı modeline uzun süre bağlı kalmayı daha riskli hale getiriyor.

CIO’lar açısından Kubernetes ile konteyner desteği kadar mevcut sanal makine iş yüklerini aynı operasyon modeli içinde koruyabilmek de önem taşıyor. Eski uygulamaların tamamını konteynerleştirmek her zaman rasyonel bir yatırım olmadığı için modern altyapının VM tabanlı uygulamalarla yeni AI iş yüklerini aynı anda yönetebilmesi, dönüşüm maliyetini kontrol altında tutabilecek bir yaklaşım oluşturuyor.

Western Union’ın yaklaşık 3.900 çekirdekli sunucu altyapısında en az 900 uygulamayı Nutanix’e taşıması, büyük ölçekli VMware alternatiflerinin yalnızca teorik bir seçenek olmadığını gösteren örneklerden biri olarak sunuluyor. Güney Kore’deki Everland de Broadcom altyapısından Nutanix’e geçiş yaparken kuruluşların farklı iş yüklerinde geçiş süresini, operasyonel kolaylığı ve gelecekteki altyapı esnekliğini birlikte değerlendirdiğini ortaya koyuyor.

11 Ekim 2027’ye kadar kalan süre, büyük kuruluşların yalnızca lisans yenileme kararı vermesi için değil mevcut sanallaştırma mimarisini yeniden değerlendirmesi için de kullanılabilir. BT ekipleri VMware üzerinde kalma, VCF 9’a geçme, VVF 9’u tercih etme veya alternatif bir platforma yönelme seçeneklerini toplam sahip olma maliyeti, uygulama bağımlılıkları, depolama yapısı, ağ mimarisi, Kubernetes kullanımı ile AI yol haritasını birlikte değerlendirerek karşılaştırmalı.

Türkiye’deki işletmeler için özellikle uzun yıllardır VMware altyapısı kullanan kurumlarda geçiş planının son aylara bırakılması operasyonel riski artırabilir. Sanal makine envanteri, lisans kapsamı, donanım uyumluluğu, yedekleme sistemleri, felaket kurtarma süreçleri ile uygulama bağımlılıklarının önceden çıkarılması, 2027’de yaşanabilecek zorunlu ve maliyetli bir dönüşüm yerine kontrollü bir mimari geçiş sağlayabilir.

Önümüzdeki dönemde asıl rekabet, yalnızca VMware’in yeni paketleriyle alternatif hipervizörler arasında yaşanmayacak. Sanal makineleri, konteynerleri, Kubernetes kümelerini, CPU-GPU kaynaklarını, özel bulutları ile genel bulutları tek operasyon modelinde birleştirebilen platformlar, CIO’ların yapay zekâ yatırımları hızlandıkça daha güçlü bir konuma ulaşacak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu