Alman Şirketleri Siber Saldırıların Arkasında Yabancı İstihbarat Arıyor
Almanya’daki şirketlerin siber tehditler nedeniyle karşılaştığı riskler artarken saldırıların yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğunu düşünen kuruluşların oranı son bir yılda yüzde 37’ye çıktı. Bitkom araştırması, söz konusu oranın bir yıl önce yüzde 28, 2023’te ise yalnızca yüzde 7 olduğunu ortaya koydu. Şirketler Çin ile Rusya’yı en fazla şüphelenilen kaynaklar olarak gösterirken İran bağlantılı saldırıların da arttığı belirtildi.
Yabancı İstihbarat Bağlantılı Saldırılar Beş Yılda Beş Kattan Fazla Arttı
Bitkom tarafından 1.000’den fazla şirketle gerçekleştirilen araştırma, Almanya’daki siber güvenlik gündeminin yalnızca klasik suç gruplarıyla sınırlı kalmadığını gösterdi. Siber saldırıya uğrayan şirketlerin yüzde 37’si son 12 ay içerisinde en az bir olayı yabancı bir istihbarat servisiyle ilişkilendirdi. Aynı ölçümde oran 2023 yılında yüzde 7 seviyesinde bulunurken iki yıl içinde beş katın üzerinde artış kaydedildi.
Çin, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 52’sinin en az bir saldırıyla ilişkilendirdiği ülke olurken Rusya yüzde 49 ile ikinci sırada yer aldı. İran ise yüzde 9 oranıyla daha düşük seviyede kalmasına rağmen araştırmada ayrı bir tehdit kaynağı olarak öne çıktı. Çin, Rusya ile İran yönetimleri yurt dışındaki siber saldırıları gerçekleştirdikleri yönündeki suçlamaları reddediyor.
Organize suç grupları ise şirketlerin yüzde 62’sini etkileyerek saldırıların en yaygın kaynağı olmayı sürdürdü. Bitkom Başkanı Ralf Wintergerst, istihbarat servisleriyle suç örgütleri arasındaki sınırların bazı operasyonlarda belirginliğini kaybettiğini belirtti. Şirketlerin karşı karşıya kaldığı risk açısından bu tablo, saldırganın yalnızca teknik kapasitesinin değil hedef seçiminin arkasındaki motivasyonun da önem kazandığını ortaya koyuyor.
Şirketlerin güvenlik ekiplerinde yapay zekâ destekli saldırılar, geleneksel fidye yazılımlarının gerilediği bir dönemde yeni bir risk alanı oluşturuyor. Bitkom verileri, saldırganların otomatik telefon aramaları ile deepfake içerikler gibi yapay zekâ tabanlı yöntemleri daha fazla kullandığını gösterirken araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 80’i saldırganların yapay zekâ kullanımını artıracağını düşünüyor.
Güvenlik ekiplerinin hazırlık seviyesinde ise aynı yönde bir gelişme görülmedi. Kendilerini siber saldırılara karşı çok iyi hazırlanmış gören şirketlerin oranı yüzde 50’den yüzde 43’e geriledi. Başarılı bir saldırının şirketin varlığını tehdit edebileceğini düşünen kuruluşların oranı ise yüzde 59’dan yüzde 45’e düştü.
Saldırıların niteliğindeki değişim, Almanya siber güvenlik politikaları açısından da yeni bir değerlendirme alanı oluşturuyor. Yapay zekâ, saldırganların içerik üretimi, kimlik taklidi, sosyal mühendislik ve otomasyon süreçlerinde daha düşük maliyetle daha geniş hedef gruplarına ulaşmasına yardımcı olabildiği için güvenlik ekiplerinin yalnızca zararlı yazılım tespitine odaklanan savunma modelleri yetersiz kalabiliyor.
Alman şirketlerinin finansal tablolarında veri hırsızlığı, sanayi casusluğu ve sabotaj kaynaklı toplam yıllık zararın en az 211 milyar avroya ulaştığı hesaplanıyor. Bitkom, 2.200’den fazla dijital ekonomi şirketini temsil eden bir kuruluş olarak hazırladığı araştırmada söz konusu kayıpların işletmeler üzerindeki etkisini siber risklerin ekonomik boyutuyla birlikte değerlendiriyor.
Şirketlerin bilgi teknolojileri bütçelerinde güvenliğe ayrılan pay ise ortalama yüzde 18 seviyesinde kaldı. Siber güvenlik yatırımlarının aynı seviyede seyretmesi, saldırı tekniklerinin daha hızlı değiştiği bir ortamda kuruluşların güvenlik mimarilerini yalnızca bütçe artışıyla değil risk önceliklendirmesiyle de yeniden ele almasını gerektiriyor.
Türkiye’deki şirketler açısından da araştırmadaki tablo özellikle tedarik zincirleri, kritik altyapılar, üretim sistemleri ve kurumsal kimliklerin korunması bakımından önem taşıyor. Devlet destekli siber saldırılar ile organize suç operasyonlarının aynı dijital altyapılardan yararlanabilmesi, güvenlik ekiplerinin saldırıları yalnızca bilinen zararlı yazılım imzaları üzerinden değerlendirmesini zorlaştırıyor.
Önümüzdeki dönemde güvenlik ekiplerinin yapay zekâ tarafından üretilen içerikleri, kimlik sahteciliğini, otomatik sosyal mühendislik girişimlerini ve gelişmiş kalıcılık tekniklerini birlikte değerlendirmesi bekleniyor. Kuruluşların siber güvenlik harcamaları kadar olay müdahalesi, çalışan farkındalığı, tehdit istihbaratı ve kimlik güvenliği süreçlerini birlikte güçlendirmesi, değişen saldırı ortamına karşı dayanıklılık açısından belirleyici olacak.









