Yapay Zekâ Şirketleri Robot Eğitiminde İşçilerin Hareketlerini Kaydetmeye Başladı
Yapay zekâ şirketleri, internetten topladıkları verilerin ötesine geçerek artık gerçek çalışma ortamlarından elde edilen görüntüleri de eğitim süreçlerine dahil ediyor. Bazı fabrikalarda işçilerin vardiya boyunca kaydedilen hareketlerinin, yapay zekâ robot eğitimi kapsamında gelecekte üretimde görev alacak insansı robotların geliştirilmesinde kullanıldığı ortaya çıktı. Çalışanların önemli bölümünün ise bu görüntülerin hangi amaçla toplandığından haberdar olmadığı öne sürülüyor.
İşçilerin Günlük Hareketleri Yapay Zekâ Modellerine Aktarılıyor
The Guardian’ın ulaştığı bilgilere göre Hindistan başta olmak üzere bazı üretim tesislerinde çalışan işçiler, başlarına takılan GoPro benzeri kameralarla tüm vardiya boyunca kayıt altına alınıyor. Delhi yakınlarındaki bir tekstil fabrikasında görev yapan bir çalışanın aktardığına göre şirket, çalışanlardan kamera takmalarını istedi ancak görüntülerin hangi amaçla kullanılacağına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmadı.
Toplanan kayıtların daha sonra insansı robot geliştiren şirketlerin eğitim süreçlerinde kullanıldığı belirtiliyor. Böylece robotlar, insanların üretim sırasında gerçekleştirdiği hareketleri doğrudan birinci şahıs bakış açısından izleyerek öğrenebiliyor.
Kullanılan yöntem, “egocentric video” olarak adlandırılıyor. Kamera doğrudan çalışanın başına yerleştirildiği için sistem yalnızca yapılan işi değil, nesnelerin nasıl tutulduğunu, ellerin hangi sırayla hareket ettiğini, hata yapıldığında nasıl düzeltildiğini ve çevreyle nasıl etkileşim kurulduğunu da ayrıntılı biçimde kayıt altına alıyor.
Bu görüntüler daha sonra vision-language-action modeli olarak geliştirilen yeni nesil yapay zekâ sistemlerine aktarılıyor. Büyük dil modellerinin metinlerden öğrendiği gibi bu sistemler de binlerce saatlik insan hareketini analiz ederek belirli görevlerin nasıl gerçekleştirildiğini öğreniyor ve aynı işlemleri robotların uygulayabilmesi için eğitim verisi oluşturuyor.
Robot üreticileri açısından yalnızca bir görevin tamamlanması değil, o görevin hangi sıra ve hassasiyetle yerine getirildiği de büyük önem taşıyor. Kumaş katlama, düğme dikme, elektronik bileşen yerleştirme veya montaj sırasında yapılan küçük düzeltmeler gibi hareketler, geleceğin robotları için değerli eğitim verilerine dönüşüyor.
Bu çalışmaların uzun vadeli hedeflerinden biri ise “karanlık fabrika” olarak adlandırılan üretim modeli. Bu sistemde üretim hatlarının büyük bölümü robotlardan oluşuyor ve insan müdahalesi minimum seviyeye indiriliyor. İnsan bulunmadığı için aydınlatma ihtiyacının dahi ortadan kalkması, bu tesislerin “karanlık fabrika” olarak anılmasına neden oluyor.
Çinli otomobil üreticisi Zeekr, bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Şirketin yüksek otomasyon seviyesine sahip tesislerinde birçok üretim süreci büyük ölçüde robotlar tarafından yürütülüyor. Uluslararası Robot Federasyonu verilerine göre yalnızca 2024 yılında Çin’de yaklaşık 295 bin yeni endüstriyel robot kurulumu gerçekleştirildi. Bu rakam, küresel otomasyon yarışının ulaştığı seviyeyi ortaya koyuyor.
Benzer yaklaşımın yalnızca üretim tesisleriyle sınırlı olmadığı da biliniyor. Kısa süre önce Meta’nın dahili olarak test ettiği “Model Capability Initiative” programının çalışanların fare hareketlerini, klavye girişlerini ve ekran aktivitelerini kaydederek bilgisayar başında görev yapabilecek yapay zekâ ajanlarının eğitiminde kullanmayı planladığı ortaya çıkmıştı.
Uzmanlara göre yaşanan gelişmeler, yapay zekâ şirketlerinin eğitim verisi anlayışını kökten değiştirdiğini gösteriyor. Yapay zekâ robot eğitimi artık yalnızca internette bulunan içeriklere değil, insanların gerçek çalışma alışkanlıklarına ve fiziksel hareketlerine de dayanıyor. Bu durum, gelecekte iş gücü dönüşümü kadar çalışan mahremiyeti ve veri kullanımına ilişkin etik tartışmaların da daha yoğun yaşanabileceğine işaret ediyor.










