Microsoft’tan Yeni Adım: Cloud-Managed Remote Mailbox Writeback Özelliği Public Preview’da
Microsoft, hibrit Exchange ortamlarını tamamen buluta taşıma hedefi kapsamında önemli bir duyuru yaptı. Şirket, uzun süredir beklenen Cloud-Managed Remote Mailbox Writeback özelliğinin artık Public Preview olarak kullanılabildiğini açıkladı. Aynı zamanda “son Exchange sunucusunu kaldırma” sürecine yönelik kapsamlı resmi dokümantasyon da yayımlandı.
Bu gelişme özellikle:
- Hybrid Exchange kullanan,
- Mailbox’larını Exchange Online’a taşımış,
- Ancak Active Directory bağımlılığı nedeniyle son Exchange sunucusunu kapatamayan
kurumlar için kritik önem taşıyor.
Microsoft’un Temel Hedefi Ne?
Microsoft uzun süredir kurumların ortamlarında yalnızca şu sebeple çalışan Exchange sunucularını kaldırmak istiyor: “Biz hala Active Directory sync yapıyoruz.”
Yıllardır birçok kurumda senaryo şöyleydi:
- Tüm mailbox’lar Exchange Online’da,
- Ancak Active Directory senkronizasyonu devam ediyor,
- Exchange attribute yönetimi için son Exchange Server tutuluyor.
Bu nedenle:
- Sunucu patch almak zorunda kalıyor,
- Güvenlik açıkları takip ediliyor,
- Sertifikalar yenileniyor,
- Hybrid servisler ayakta tutuluyor,
- Internet’e açık Exchange servisleri korunuyor.
Microsoft artık bunun gereksiz olduğunu açık şekilde söylüyor.
IsExchangeCloudManaged Ne İşe Yarıyor?
Microsoft’un yeni modelinde: IsExchangeCloudManaged = True
yapılan mailbox’larda Exchange attribute’larının Source of Authority (SOA) yani “yetki kaynağı” Exchange Online’a taşınıyor.
Bu sayede aşağıdaki attribute’lar artık cloud üzerinden yönetilebiliyor:
- proxyAddresses
- HideFromAddressBook
- Custom Attributes
- mailNickname
- Diğer Exchange mailbox attribute’ları
Identity tarafı ise hâlâ Active Directory’de kalıyor.
Örneğin:
- Kullanıcı adı,
- Department,
- EmployeeID
gibi identity attribute’ları on-prem AD tarafından yönetilmeye devam ediyor.
Microsoft’un Çözdüğü En Büyük Problem: Writeback
Microsoft’un yeni duyurusundaki en önemli konu writeback desteği.
Önceki sürümlerde şöyle bir problem vardı:
- Exchange attribute yönetimi buluta taşınıyordu,
- Ancak yapılan değişiklikler tekrar Active Directory’ye yazılmıyordu.
Bu durum özellikle şu sistemlerde ciddi sorun oluşturuyordu:
- LDAP kullanan uygulamalar,
- ERP sistemleri,
- HR uygulamaları,
- Legacy uygulamalar,
- AD attribute okuyan özel yazılımlar.
Çünkü bu uygulamalar hala:
- proxyAddresses
- custom attributes
- targetAddress
gibi bilgileri doğrudan Active Directory’den okuyordu. Cloud tarafında yapılan değişiklikler AD’ye dönmeyince zamanla attribute’lar senkron dışı kalıyordu.
Writeback Bu Sorunu Nasıl Çözüyor?
Microsoft’un yeni writeback mekanizması sayesinde:
- Exchange Online’da yapılan Exchange attribute değişiklikleri,
- Otomatik olarak tekrar on-prem Active Directory’ye yazılıyor.
Bu işlem: Microsoft Entra Cloud Sync üzerinden gerçekleştiriliyor.
Böylece:
- Cloud authoritative yapı korunuyor,
- Ancak on-prem AD attribute’ları da güncel kalıyor.
Microsoft bunu özellikle “line-of-business applications” için kritik olarak tanımlıyor.
En Önemli Noktalardan Biri: Entra Connect Kaldırılmıyor
Microsoft burada önemli bir teknik detay veriyor. Birçok kurum şu soruyu soruyordu: “Cloud Sync kullanacaksak Entra Connect kaldırılacak mı?” Microsoft’un cevabı: Hayır.
Yeni mimaride:
- Entra Connect Sync mevcut görevine devam ediyor,
- Cloud Sync yalnızca Exchange attribute writeback işlemini yapıyor.
Yani iki yapı birlikte çalışabiliyor.
Bu sayede:
- Mevcut sync mimarisi bozulmuyor,
- Mailbox’lar etkilenmiyor,
- Kullanıcı senkronizasyonu değişmiyor.
Public Preview Limitleri
Microsoft şu an için bazı limitler tanımlamış durumda. Public Preview aşamasında:
- En fazla 200.000 cloud-managed mailbox destekleniyor.
Microsoft, General Availability (GA) sürümünün: Haziran 2026 sonu hedeflenerek hazırlandığını açıkladı. Daha büyük tenant’lar için Microsoft özel başvuru formu üzerinden iletişim kurulmasını öneriyor.
Hangi Attribute’lar Writeback Destekliyor?
Microsoft ayrıca writeback desteklenen attribute listesi için ayrı dokümantasyon yayımladı.
Bunlar arasında:
- proxyAddresses
- custom attributes
- hideFromAddressLists
- Mail ile ilişkili Exchange attribute’ları
yer alıyor. Ancak tüm attribute’ların writeback desteklemediği özellikle belirtiliyor.
Microsoft Artık Son Exchange Sunucusunun Kaldırılması İçin Resmi Rehber Yayınladı
Microsoft aynı duyuruda ikinci büyük gelişmeyi de paylaştı: Son Exchange Server’ı kaldırma rehberi artık resmi olarak yayımlandı. Bu rehber uçtan uca tüm süreci kapsıyor.
Rehberde Yer Alan Başlıca Adımlar
Microsoft’un yayımladığı kaldırma rehberinde şu başlıklar bulunuyor:
Ön Gereksinimler
- Tüm mailbox’ların Exchange Online’a taşınması,
- Public folder migration tamamlanması,
- DNS kayıtlarının Exchange Online’a yönlenmesi,
- SMTP relay bağımlılıklarının kaldırılması,
- Tüm mailbox’ların cloud-managed olması.
Pre-Removal Verification
Microsoft kaldırma öncesi yeniden doğrulama yapılmasını öneriyor çünkü ortam zaman içinde değişmiş olabilir.
Kontrol edilmesi gerekenler:
- Mailbox kalıp kalmadığı,
- Hybrid connector’ların durumu,
- DNS yönlendirmeleri,
- SMTP relay bağımlılıkları.
Hybrid Cleanup
Exchange hala çalışırken aşağıdaki hibrit objelerin temizlenmesi gerekiyor:
- Hybrid Configuration Object
- HCW Connector’ları
- Organization Relationship
- Federation Trust
- OAuth Service Principal
- Hybrid Agent
Son Exchange Sunucusunun Kaldırılması
Microsoft burada standart uninstall yöntemini öneriyor:
Setup /m:Uninstall
Post-Uninstall Hybrid Cleanup
Uninstall sonrasında da Exchange Online tarafında kalan hibrit objelerin temizlenmesi gerekiyor.
Örneğin:
- Orphaned connector’lar,
- Migration endpoint’ler,
- Hybrid organization kayıtları.
Microsoft’un Çok Net Mesajı
Makalenin sonunda Microsoft şu ifadeyi kullanıyor: “Sadece AD sync yapıyoruz diye Exchange Server çalıştırma dönemi sona eriyor.” Bu açıklama Microsoft’un artık hibrit bağımlılığı minimuma indirmek istediğini net şekilde gösteriyor.
Bu Gelişme Neden Çok Önemli?
Bu yenilik sayesinde kurumlar artık:
- Son Exchange sunucusunu kaldırabiliyor,
- Internet’e açık Exchange risklerini azaltabiliyor,
- Patch yönetimi yükünden kurtulabiliyor,
- Exchange güvenlik açıklarını takip etmek zorunda kalmıyor,
- Daha sade hibrit mimariye geçebiliyor.
Özellikle son yıllardaki Exchange güvenlik açıkları düşünüldüğünde bu yaklaşım Microsoft’un güvenlik stratejisinin önemli parçalarından biri haline geliyor.









