Üniversitelerde Yapay Zekâ Krizi: Öğrenci ve Hocalar Arasında Güvensizlik Artıyor
Yükseköğretim kurumlarında yapay zekâ kullanımı hızla yayılırken tartışmalar da beraberinde geliyor. Eskiden öğrencilerin yapay zekâdan faydalanması eleştirilirken artık bazı öğrenciler, öğretim görevlilerinin bu teknolojiyi yoğun şekilde kullanmasından şikâyetçi. Ders planlarından notlandırmaya kadar pek çok akademik süreçte kullanılan yapay zekâ araçları, hem eğitimin niteliği hem de etik açıdan ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Öğretmenlerin Yapay Zekâyı Kullanması Öğrencilerde Güvensizlik Yaratıyor
Öğrenciler, ders materyali üretiminden ödev değerlendirmelerine kadar birçok alanda yapay zekâya başvuran hocaların bu süreci şeffaf yürütmediğini söylüyor. ABD’deki Northeastern Üniversitesi’nde bir öğrenci, hocasının ders notlarını gizlice yapay zekâ ile hazırladığını öğrenince okul yönetimine resmî şikâyet dilekçesi sundu ve eğitim ücretinin iadesini talep etti. Bu durum, öğrencilerin eğitime ödediği yüksek ücretlerin karşılığında insan etkileşimi beklediğini gösteriyor.

2025 verilerine göre, ABD’de dört yıllık üniversite eğitimi için yıllık ortalama eğitim ücreti 17.709 dolar. Devlet üniversitelerinde eyalet dışından gelen öğrenciler için bu tutar 28.445 dolara kadar çıkıyor. Bu kadar yüksek ücretlere rağmen derslerin büyük kısmının yapay zekâ yardımıyla yürütülmesi, öğrenciler arasında memnuniyetsizlik yaratıyor.
Hult Uluslararası İşletme Okulu’nda görev yapan Rob Anthony, notlandırmada yapay zekâ kullanımının giderek yaygınlaştığını belirtiyor. Anthony’ye göre, akademisyenler yoğun iş yükü ve düşük teşvik nedeniyle bu süreçleri hızlıca tamamlamaya çalışıyor. Bu durumun sonucunda ise öğrenciler benzer, hatta birebir aynı geri bildirimleri alıyor.
Öğrencilerin notlarının gelecekteki kariyerlerini etkilediği düşünüldüğünde, bu sistem pek çok açıdan adalet sorununu da beraberinde getiriyor. İsmini vermek istemeyen bir araştırma görevlisi, 70 ila 90 arasındaki ödevi değerlendirmek için ChatGPT’den yardım aldığını söylüyor. Her ne kadar sonuçları tekrar gözden geçirse de bu yöntemin etik olmayan bir tarafı olduğunu itiraf ediyor.
Yapay Zekâ Etik Bir Sorun Mu Yoksa Fırsat mı?
Bazı öğretim üyeleri, yapay zekâyla yazılmış ödevleri okuma konusunda isteksizlik yaşıyor. Rob Anthony, öğrenciler arasında bu teknolojinin yaygınlaşmasının öğretim üyelerinde karşılıksız çaba hissi oluşturduğunu aktarıyor. Öğrenciler ise bu durumu botların botlarla konuştuğu bir ortam olarak yorumluyor.
Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, 2025 yılı itibarıyla öğrencilerin yüzde 92’si yapay zekâ araçlarını bir şekilde kullanıyor. Bu oran 2024’te yüzde 66 düzeyindeydi. Özellikle metin oluşturma araçları sayesinde öğrenciler ödevlerini kısa sürede tamamlayabiliyor. Bu durum, üniversite yönetimlerinin başlangıçta koyduğu yasakların esnemesine ve daha uygun kullanım şekillerinin teşvik edilmesine neden oldu.
Yapay zekânın sınıfta nasıl kullanıldığı kadar, bu kullanımı kimin yaptığı da önemli. Federal Paraná Üniversitesi’nde görevli öğretim üyesi Ron Martinez, teknolojiyi öğrencileriyle açık şekilde paylaştığını belirtiyor. Örneğin, sunumlar için görsel üretiminde yapay zekâ kullandığını söylüyor ancak içeriğin kendisine ait olduğunun altını çiziyor.
Martinez ayrıca yapay zekâyı ikinci bir kontrol mekanizması olarak kullanıyor. Kendi verdiği notları ChatGPT gibi bir dil modeline kıyaslayarak bazı önyargılarının farkına vardığını ifade ediyor. Sessiz, geri planda kalan öğrencilerin ödevlerine bazen hak ettiklerinden daha düşük not verdiğini fark ettiğini ve bu geri bildirim sayesinde puanları yeniden değerlendirdiğini anlatıyor.
Yapay zekânın eğitim sistemine entegrasyonu hâlâ tartışmalı bir konu. Bazı öğretim üyeleri bu teknolojiyi öğrencilerin düşünsel gelişimine katkı sağlayacak bir araç olarak görmeye başlıyor. Rob Anthony’ye göre, başta karamsar yaklaşsa da öğrencilerin yapay zekâyı yaratıcılıklarını geliştirmek için kullandıklarını fark ettikçe bu değişimin olumlu yönlerine odaklanmaya başladı.
Öğrenciler arasında hâlâ hile yapma eğilimi bulunsa da uzun vadede temel becerilerin değeri devam ediyor. Yapay zekâ destekli bir sınıf ortamı, kaçınılmaz olarak yeni etik ve yöntemsel tartışmaları gündeme getirebilir. Ancak bu süreç, aynı zamanda daha şeffaf, erişilebilir ve yaratıcı bir eğitimi de mümkün kılabilir.









