Avrupa, Donanım Yarışında Geride Kalsa da Yapay Zekâ Uygulamalarında Liderliği Hedefliyor
Avrupa, yapay zekâ altyapısında ABD’nin çok gerisinde kalmış durumda. Ancak Hollandalı teknoloji liderlerine göre kıta, uygulama geliştirme alanında küresel bir liderliğe aday olabilir. Amsterdam’daki TNW Konferansı’nda düzenlenen Assembly oturumunda konuşan isimler, Avrupa’nın geleceğini donanım değil yazılım alanında araması gerektiğini vurguladı.
Avrupa’nın Yapay Zekâ Gücü Uygulamalarda Saklı
CM.com’un kurucusu ve CEO’su Jeroen van Glabbeek, Avrupa’nın yapay zekâ altyapısında ABD ile rekabet edemeyeceğini açıkça belirtti. Ancak bu durumu bir fırsata dönüştürmek gerektiğini savundu. Van Glabbeek’e göre ABD’nin dev yatırımcıları tarafından inşa edilen güçlü altyapı, Avrupalı yazılım geliştiriciler için sağlam bir zemin sunuyor.

Yalnızca 2025 yılı içinde Meta, Amazon, Alphabet ve Microsoft’un toplam 300 milyar doların üzerinde altyapı yatırımı yapacağı tahmin ediliyor. Bu yatırım, veri merkezlerinden bulut hizmetlerine kadar yapay zekâ sistemlerinin temel taşlarını oluşturuyor. Van Glabbeek, bu durumu “İnsanlık tarihinin en büyük teknoloji yatırımı” olarak nitelendirdi.
Avrupa merkezli girişimlerin donanım üretiminde geri planda kaldığı bir gerçek. Ancak Spotify, Revolut, Klarna ve Grammarly gibi yazılım uygulamaları, Avrupa’nın bu alanda sahip olduğu yetkinliği açıkça ortaya koyuyor. Van Glabbeek’e göre yeni yapay zekâ çağında Avrupa’dan birçok başarılı uygulama çıkabilir.
Amsterdam merkezli Orq.ai’nin kurucu ortağı Sohrab Hosseini, uygulama ve orkestrasyon seviyesinin asıl fırsat alanı olduğunu vurguladı. Hollanda Startup Derneği Başkanı Lucien Burm da kazancın donanımda değil uygulama tarafında olduğunu belirtti.
Katılımcılar, Avrupa’nın yapay zekâ potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştirebilmesi için belirli finansal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Sektörün önünü açabilecek başlıca adımlar olarak daha cesur yatırım kararları, kamu desteklerinde daha az bürokrasi ve yerli girişimlere öncelik tanıyan tedarik süreçleri öne çıktı.
Ancak kıtada en önemli beklenti, inovasyon dostu bir düzenleyici çerçevenin oluşturulması. Avrupa’daki teknoloji çevreleri, regülasyonların teknolojik gelişimi yavaşlatmaması gerektiği konusunda hemfikir. Bu durum, Avrupa’nın yapay zekâda küresel bir oyuncu olabilmesi için mevzuatın destekleyici bir rol oynaması gerektiğine işaret ediyor.









