Haberler

Tesla ve Google’ın Robotaksileri Hâlâ Gerçek Anlamda Otonom Değil

Tesla ve Google’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı robotaksi projeleri hâlâ tam anlamıyla bağımsız çalışmıyor. Her iki şirket de farklı şehirlerde testlere devam ediyor ancak mevcut uygulamalar, sürücüsüz bir gelecekten çok uzak bir tablo çiziyor.

Tesla’nın Sınırlı Robotaksi Denemesi Austin’de Başladı

Tesla, “Cybercab” adıyla duyurduğu Model Y tabanlı robotaksi hizmetini Austin, Teksas’ta sınırlı kullanıcılarla test etmeye başladı. Ancak bu testler, aracın otonom olduğunu iddia etmesine rağmen bir “güvenlik gözlemcisi” bulundurulmasını zorunlu kılıyor. Gözlemciler uzaktan bağlantıyla aracı takip ediyor ya da bizzat direksiyon başında bulunuyor. Bu durum, Tesla’nın robotaksi vizyonunun henüz bağımsız karar verebilecek seviyeye ulaşmadığını gösteriyor.

Kullanıcılar, yalnızca Austin kent merkezinde belirli bir alanda gece saat 12 ile sabah 6 arasında araç çağırabiliyor. Havaalanı gibi alanlara erişim mümkün değil. Bu sınırlamaların temelinde hem trafik yoğunluğunun düşük saatlerde test yapılması hem de insan gözetimine duyulan ihtiyaç yer alıyor. Tesla’nın bu yaklaşımı, sürücüsüz araçların ne kadar çok insana bağımlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Alphabet çatısı altındaki Google’ın robotaksi şirketi Waymo ise test ağını büyütmeye devam ediyor. Şirket, kısa süre önce New York sokaklarında da hizmete başlayacağını açıkladı. Ancak ilk aşamada direksiyon başında bir sürücü bulunacak. New York Ulaştırma Dairesi, şehir sınırlarında otonom araç kullanımı için özel izinler veriyor. Mevcut düzenlemeler, bir “araç operatörü” olmadan tam otonom hizmet verilmesini yasaklıyor. Google bu kuralları değiştirmek için eyalet nezdinde lobicilik faaliyetlerini sürdürüyor.

Waymo, Austin’de ilk altı ay boyunca araçlarında sürücü bulundurduktan sonra tam otonom denemelere geçti. San Francisco’da yaklaşık 300 aracıyla hizmet veren şirket, geçen yıl neredeyse 600 trafik cezası aldı. Araçlar zaman zaman park yasağı olan yerlere park ediyor ya da yolu tıkıyor. Geçmişte acil durum araçlarına çarpmalarıyla gündeme gelen Waymo, birçok kez geri çağırma yaptı. Şirket, araçlarının sürekli geliştiğini savunsa da kamuoyunun bu iddialara karşı ciddi soru işaretleri var.

New York gibi karmaşık trafik altyapısına sahip şehirlerde otonom araçların başarılı olması beklenmiyor. Kentteki yollar dar, sürücüler agresif ve kavşaklar oldukça karışık. Ayrıca, New York’ta 2023 sonu itibarıyla yayaların yaya geçidi dışından karşıya geçmesi artık yasa dışı değil. Bu durum, araçların yaya davranışlarını öngörmesini daha da zorlaştırıyor. Kaldırım çalışmalarının ve çift sıra parkların neredeyse her sokakta görüldüğü bu şehirde otonom sistemlerin hatasız çalışması gerçekçi bir beklenti olarak durmuyor.

Trafik sıkışıklığını azaltmak için otonom araçların yeterli çözüm sunmadığı uzun süredir dile getiriliyor. Şehir planlaması alanında faaliyet gösteren gruplar, araç sayısını azaltmanın en etkili iki yolunun yolculuk süresini uzatmak ya da maliyetleri artırmak olduğunu savunuyor. Otonom araçlara özel şeritler eklemek bile trafiği azaltmıyor, aksine daha fazla talebi tetikliyor.

Waymo, şehir sokaklarında mümkün olduğunca fazla aracı dolaştırmayı hedefliyor. Ancak bu araçlar şimdilik insanların yerini alabilecek düzeyde değil. Bir trafik konisinin bile sistemi yanıltabildiği koşullarda, New York gibi karmaşık bir yapıya sahip şehirde güvenli hizmet sunmak oldukça zor. Tesla ve Waymo gibi şirketlerin otonom sürüşte katetmesi gereken uzun bir yol var. Teknolojinin mevcut seviyesiyle tam otonom bir ulaşım ağının kurulması kısa vadede mümkün görünmüyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu