Türkiye'de İns...
 
Bildirimler
Hepsini Temizle

Türkiye'de İnsan Kaynakları Yönetimi  

Gökçe KURT
(@GokceKURT)
Üye

Merhaba ÇözümPark.com üyeleri,


 


Bana geçenlerde Xing.com 'un İnsan Kaynakları grubundan ulaşmış olan bir iletiyi size yolluyorum. Özellikle iş görüşmelerinde ciddiyet ve uzmanlık konularındaki seçicilik hususunda işinize yarayacağını düşünüyorum, Gelen metnin başlığı da bu şekilde idi, o yuzde n konu başlığını da olduğu gibi yazdım  :


 


Türkiye’de İnsan Kaynakları Yönetimi


Herkese merhaba,

Uzun zamandır takipcisi olduğum bu gruba ben de bir başlık açarak katkı sağlamak ve fikir paylaşımında bulunmak istiyorum.

Bir İİBF mezunu olarak işletmelerin sahip olduğu gücün, özellikle günümüzde tamamına yakınını oluşturan insan gücünü doğru seçme ve yönetmenin hayati gerekliliğini daha üniversite sıralarında öğrenmiştik. Gelin görün ki; çalışma hayatına başladıktan sonra (her ne kadar çok uzun bir süre olmasa da) gerek işe alım süreçlerinde gerek çalışma süreçlerinde aslında teorik olarak gördüğümüz hiçbir uygulamanın hayata geçemediğini ne yazıktır ki yaşayarak gördüm ve sanırım göreceğim.

Aslında iş hayatında çoğu şeyi yanlış yaptığımız gibi İK yönetiminde de (ülke geneli için bir yönetimden de söz etmek pek mümkün değil) büyük bir yanlış içinde olduğumuz görülmektedir. Bu yanlışlığı, basit biçimde ülkemizde yayınlanan sözde iş ilanlarında görebilirsiniz. Ufak bir incelemeyle iş ilanlarında, büyük ve kurumsal olarak nitelendirdiğimiz şirketlerin bile aslında nasıl hatalar yaptıklarını görebilirsiniz. Bunun temel sebeplerinden biri üzülerek söylüyorum ki işverenlerin, verdiği iş hakkında detaylı bilgiye sahip olmaması geliyor. Örneğin bir bilgisayar mühendisi ilanında aranan nitelikler arasında şu özelliklere rastlayabilirsiniz (içerik hatalarına,yazım yanlışlarına ve imla hatalarına dokunulmadan olduğu gibi alınmıştır) :

“İş Tanımı:

Kurumun donanım, IT güncel takip, E-imza, web tasarım, yedekleme ve arşivleme, yazılım( SQL, JAVA, ABAP,C++, ) ihtiyaçlarını yapmak, yürütmek, kontrol etmekyazılım-SQL, JAVA,

Arananlar:
ABAB,C++, C, C#, PHP, .ASP SAP web tasarım- ve donanımı”

Bir başka örnek:

“İleri düzey MS Office bilen,
ERP alanında deneyimli,
Windows Server uygulamasında deneyimli,
SQL diline hakim,
Sharepoint ve IBM Lotus konusunda çalışmalarda bulunmuş,
Gelişime açık,
İşletme yönetimini tanıyan,
Proje yönetimi yapabilecek,
Takım Çalışmasına inan Bilgisayar Mühendisi aramaktayız”

Diğer bir ilan:

“* Üniversitelerin Bilgisayar Mühendisliği veya Yazılım Mühendisliği bölümlerinden mezun,
* Java (J2EE,J2SE,J2ME) ile masaüstü ve web uygulaması geliştirme deneyimi olan,
* HTML/DHTML deneyimli,
* Web tasarım ve JavaScript deneyimi olan,
* SQL, Oracle veri tabanı konularında deneyimi olan,
* 35 yaşını aşmamış”

Sizi fazla sıkmamak adına örnekleri çoğaltmıyorum fakat araştırdığınız zaman daha komik manzaralarla karşılaşabilirsiniz. Öyle şeyler istiyorlar ki bir çalışanın tüm bu konuları bilmesi demek zaten hiçbirinde uzman olmadığı anlamına geliyor.

Mühendislik için böyle de diğerleri için farklı mı? Elbette hayır. Örneğin İİBF mezunları için aranan özelliklerde çok sık kullanılan “analitik düşünce”: İmkan olsa bir anketle bunu isteyen firmaların yöneticileri ya da bu ilanı hazırlayan yetkili kişilerin kaçının analitik düşünce sistemi hakkında bir cümleden fazla birşeyler söyleyebileceğini ya da hangi sektörlerde çalışanın işine yarayacağını hangilerinde yaramayabileceğini bilip, bilmediklerini test edebilsek. Yine son zamanlarda rastladığım bir ilanda, yeni açılacak bir kadın giyim mağazası için Türkiye’nin tanınmış üniversitelerden ve İİBF’den mezun en az bir yabancı dil bilen satış danışmanı (Türkçesi tezgahtar) arandığını görünce oldukça şaşırdım. Bir de ilanların İngilizce dilinde yayınlanması hususu var ki hiç girmesem daha iyi olacak çünkü çok garip ve komik duruma düştüklerinin farkında değiller. İşi veren firma Türk, işe girecek çalışan Türk, işin yapıldığı yer Türkiye hadi bunları geçtim en önemlisi müşteri de Türk ama ilan İngilizce ve büyük ihtimalle (ki bugüne kadar yaptıklarımdan gelmedi) siz bu ilana İngilizce başvurursanız size cevap gelmeyecek. Bu durumu gerçekten anlamakta zorlanıyor insan…

Bazı sektörlerde de maalesef şu yanlışa düşülüyor. Özellikle mühendislik ile yakından ilişkili sektörlerde (örn. bilişim ve inşaat) sıkça görülen durum tüm pozisyonlara mühendislerin alınması. Katıldığım bir toplantıda ülkemizin tanınmış inşaat firmalarından biri işe alım süreçlerini anlatmıştı. Anlatan kişi İK’dan sorumlu müdürdü ve inşaat mühendisiydi. Aynı durumu çeşitli iş başvurularımda ben de yaşamaktayım. Mesela şu sözü pek çok işverenden defalarca duydum “İşletme mezunusun neden burada çalışmak istiyorsun. Bankalarda memur olabilir ya da muhasebecilik yapabilirsin”. Bu durumda şöyle diyebiliriz; ya benim okuduğum bölümün kitaplarındaki işletme tanımında bir problem var ya da işverenlerin kendi işletmeleri için uygun gördükleri tanım benim öğrendiğimden çok farklı.

Eğitimsizlik ve bilgisizliğin yanında kültürün ve ülkenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumun da bu noktada etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde genel anlamda insana değer verilmediği için çalışan insana verilen değer de aynı oranda oluyor. Ayrıca şu an için insan gücü arzı ile talep arasında büyük bir uçurum var. Dolayısıyla kimin neye göre seçileceği noktasında büyük problem oluşuyor. Bunun sonucu da ahbap-çavuş ilişkisi meydana geliyor ki bir işletmeyi batırmak istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey. Fakat şu da bir gerçek; zamanında girdiğim banka sınavlarından birinde bize söylenen rakam yaklaşık 30.000 kişinin aynı sınava girdiği ve alınacak personelin de yanlış hatırlamıyorsam 180 civarında olacağıydı. Bu durumda hangi işe alım sürecini uygulayabilirsiniz, kimi hangi kritere göre seçebilirsiniz.

İşe alım süreçleri böyleyken işe alım sonrası performans değerlendirme süreçleri nasıl? Bunu da yakından incelemek gerekiyor. Bu noktada daha da zayıf olduğumuzu kesinlikle söyleyebilirim. Çoğu şirkette iş tanımları, kimin nerede çalıştığı doğru tespit edilemediği için bu kişilerin performansları da ölçülememektedir. Ayrıca bu durum az önce bahsettiğim hatalı ilanların ortaya çıkmasının da temel sebeplerinden biri konumunda.

Peki buraya kadar güzel. Yani ülkede yaşayan çoğu kişinin başına gelenler, gördüklerimiz bunlar, sen de yaşadıklarını ve görüşlerini paylaştın bu da güzel peki çözüm nedir? diyorsanız size çok açık söylemek istiyorum; bence bu durumun uzun vadede dahi çözümü yok. Belki çok uzun vadeli bir dönem için düşünülebilir. Bu da ancak bu konuda rol alan aktörlerin tümünün ortak bir platformda buluşarak, bir ülkenin gelişmişliğinin, kaliteli iş yapmasının ve sonucunda zenginliğe kavuşmasının tek yolunun önce insana ve özelinde çalışan insanına değer vermekten geçtiğini itiraf edip, bu yolda çok sağlam bir planlama yapılması ile mümkündür.

Konu hakkında, özellikle de bu yapısal sıkıntının nasıl ortadan kaldırılabileceği noktasında geleneksel yöntemler dışında geliştirilmiş yeni metodlar ile ilgili bilgi ve düşüncesi olanlar mutlaka katılımınızı bekliyorum.

Herkese iyi çalışmalar dilerim.

Efe Kıvanç
Cybersoft Enformasyon Teknolojileri Ltd. Şti. 
 


 


 

Alıntı
Topic starter Gönderildi : 12/02/2010 23:13
Erdem CILINGIROGLU
(@erdemcilingiroglu)
Tecrübeli Üye

Çok teşekkürler güzel bir yazıydı.


Türkiye'de Bilişim sektörüne değindiğimizde yazıda da denildiği gibi pozisyonlara mühendislik bitirenleri alıyorlar, almaya çalışıyorlar. Ama merak ediyorum. Türkiye'de kaç üniversite Bilgisayar Mühendisliği bölümünde Cisco Cihazları gösteriyor, HP Sunucuları tanıtıyor. Bunların yönetimi konfigürasyonu bla bla bla... Sonra efendime söyliyeyim Server 2003 yada 2008 kaç okulda düzgün bir şekilde gösteriliyor. Sen bu bölümlerde Yazılımcı yetiştiriyorsun. Sonra sanki IK bunu bilmiyormuş gibi Network Uzmanı arıyor - Efendim Bilgisayar Mühendisi olsun. Ağzıyla kuş tutsun, biri kanadını yolsun, biri pişirsin biri yesin.


Geçenlerde Kariyer.net adresinde bir ilanda en az lise mezunu Bilgi İşlem Yöneticisi alınacaktır. Yazıcı tamirinden anlayan, elektronik cihazların temizliğinden sorumlu olacak. Efenim benim evde özel Ayşe Ablanın ACE'siylen, Sıkoçbıraytım da var. Ben yanımda getirirm elim değmişken Viledaylan da yerlere el atarım. 800 TL yeter. Allah razı olsun.   


Hakikaten Türkiye'de İnsan Kaynakları diyesim geliyor benimde. Server'ı deterjana basıp geliyorum.

CevapAlıntı
Gönderildi : 12/02/2010 23:32
Gökçe KURT
(@GokceKURT)
Üye

Bizde "işinin ehlini" almak yerine, işinin "usta"sını almak anlayışı var. Dededen kalmanın iyi oldugu inancıyla, 10 kişilik sistemi ancak yönetecek anlayışla,  yüzlerce kişiyi yönetmeye kalkınca böyle istenmeyen durumlar oluyor malesef.


 Bir de bilgi/bilgi üretmeye /bilgi işlemeye ve iletmeye dayalı işler pek tutulmuyor. Zira düzenli bilgi işlemeyi gerektirecek disiplin bulunmamaktadır.  (bunu örneklemek gerekirse, firmaların zorunlu olarak tutması gereken ticari defterler ve gelir beyannameleri işlerinde, herşeyin göstermelik ve usulsüzce yapılmasını kısaca söyleyebiliriz. Bilgi takibini gerektirecek hassasiyet durumu yoktur, çünkü bir şekilde oluşacak hatalar kayırılacaktır)


   Bu yüzden bir kartonpiyerci çırağından yetişme dekoratör, yapılan işe göre aylık 1200 lira gelir gösterebilmesine rağmen (evlilik-çöpçatan programları öyle diyor, ne kadar doğru bilinmez) IT de durum farklıdır.


Tabi burada gerektiğinde malum işyerinin İK sı ile görüşüp, buradaki kavramların ne için istendiğini, ne yapılıp ne yapılamayacağı konusunda uzun uzun konuşmak, İK'cının canını sıkmak da bize düşen görevdir. Zira oraya İK diye konan kişiler de sonuçta işletme fak. mezuniyetini zar zor alan kişilerdir, ya da sosyal anlamda neredeyse sıfır olan, ancak Gerilim hesabı,  entalpi hesabı gibi konularda uzmanlaşmış mühendislerdir. Bu yüzden yukarıdaki mesajdaki gibi örneklere rastlanılabilir.  Bu yüzden kendimizi fazla yargılamak gereksiz, biraz gamsızlıktan zarar gelmez.

CevapAlıntı
Topic starter Gönderildi : 13/02/2010 01:15
Gökçe KURT
(@GokceKURT)
Üye

Onu yapan, bunu da yaptı 🙂


 


 


:)

CevapAlıntı
Topic starter Gönderildi : 17/02/2010 23:51
Yasar KIYAK
(@yasarkiyak)
Üye

Daha neler göreceğiz 🙂 Gerçekten iyiymiş bu. 


Aklıma gelmişken alın benden de gerçek bir hikaye yaşayalı çok da olmadı.


 Bilişim sektöründe çalıştığını belirten birkişinin bilgisayarında sorun olmuş ve sorunları düzelttik office kurulması gerekiyor, önceden office 2003 vardı görmüştüm. Ben de yine de sordum office 2003 kurulacak yoksa 2007 mi diye. Ne demesini beklersiniz siz?


Aynen cümle " Yuhh, ne 2007 si? Biz 2010 dayız 3 yıllık tüm verilerim gidecek ben ne yaparım." Siz 2003 kullanıyordunuz deyince de inkar ile karşılaştım ve uzun bir konu anlatımından sonra zar zor anlaştık.


 

CevapAlıntı
Gönderildi : 18/02/2010 00:12
Paylaş: